16/06/2010 Vuvuzela: İmtihan mı, intikam mı? Mehmet Öner 2010 Dünya Kupası 11 Haziran Cuma günü başladı. Güney Afrika'da düzenlenen bu büyük organizasyonun "hakim sesi", aslında 2009 FİFA Konfederasyon Kupası'ndaki... 2010 Dünya Kupası 11 Haziran Cuma günü başladı. Güney Afrika'da düzenlenen bu büyük organizasyonun "hakim sesi", aslında 2009 FİFA Konfederasyon Kupası'ndaki tecrübeden dolayı önceden biliniyordu. Birçok ülkenin futbol federasyonu ve kimi milli takım teknik direktörleri, bu hakim sesin yasaklanması için itirazda bulunmuştu. Fakat son sözü FİFA Başkanı Sepp Blatter söyledi: "Bu 'çalgı' diğer ülkelerdeki tezahüratlar ya da davullar gibi Güney Afrika futbolunun bir parçasıdır. Yasaklayamayız." VUVUZELANIN ZIRT DEDİĞİ YER Ve Güney Afrika ile Meksika arasındaki 2010 Dünya Kupası açılış maçı ile 'insanlığın' vuvuzela ile imtihanı başladı. Milyonlarca futbolsever, evlerindeki televizyonlardan, stattaki arı vızıltısını andıran, o kulak tırmalayıcı yüksek sesi duydu. Herhangi bir tuş ya da tonlama deliği fonksiyonuna sahip olmayan Güney Afrika yöresine ait bu üflemeli çalgı, bir anda binlerce Afrikalı taraftar tarafından aynı anda ve ara vermeden çalınmaya başlayınca, futbol, stattaki birçok seyirci için de, dünyanın çeşitli ülkelerinde kupayı televizyonlarından takip eden birçok izleyici için de keyifli bir seyirlik olmaktan çıkıp, adeta bir çileye dönüştü. BİZE GÖRE DEĞİL Bizde de farklı olması beklenemezdi. Serzenişler, sızlanmalar, yakarışlar, hatta isyana varan tepkiler birbiri ardına patlamakta gecikmedi. Belki Güney Afrikalının algısında, vuvuzela sesinin toplumsal arketiplerle bütünleşen bir yeri vardır. Belki Güney Afrikalı bunu bilir, bunu sever. Buna diyecek yoktur. Ancak etnik çeşitliği, yerine göre 30 dakikalık bir yolculukla 3-5 kez değişebilen; tulumundan klarnetine, kemençesinden duduğuna, akordeonundan kabak kemanesine enstrüman ve müzik çeşitliliğinin bitki çeşitliliğine yakın olduğu bu yurtta, vatandaşların "ziyuvuzzziiiiiiiiiziiiiiiivi" şeklinde tek düze bir ses çıkartan bu enstrümanı sevmesi pek olası değildi. Tepkiler medyanın çeşitli mecralarına yansıdı: "Vuvuzela İşkencesi-Hürriyet", "Vuvuzela Kabus Oldu-TRT", "Tek Ses Vuvuzela-Sabah", "Mikrop Yuvası Vuvuzela-Habertürk", "Vuvuzela Yasaklansın-Kanal D Haber", "Çıldırtan Alet Vuvuzela-Objektifhaber", "Vuvuzela Herkesi Bıktırdı-Takvim", "Türk Avukattan Vuvuzela Başvurusu-Posta..." VUVUZELA SESİ YETERSİZ Biz bunları tartışırken, Güney Afrika takımının kalecisi Itumeleng Khune'den ilginç bir açıklama geldi. 1-1 berabere biten Güney Afrika-Meksika maçının ardından, Güney Afrikalı taraftarların takımlarına yeterince destek vermediğini belirten Khune, "Taraftar yeterince çok vuvuzela çalmadı. Umarım gelecek maçta daha çok çalarlar. Yeterli olamadılar, sanki Meksika evinde oynuyor gibiydi. Daha fazla ses çıkaran taraf Meksikalılardı. Seyirci 12. adamımız olmalı. O vuvuzelaları çalmalılar" dedi. Khune'nin açıklaması mizahi bir içerik taşımıyorsa, algıdaki farklılığa dair ilginç ipuçları veriyordu. TARTIŞMANIN EKSENİ DEĞİŞİYOR Dünya Kupası'nda günler geçtikçe, maçlar birbiri ardına oynandıkça ve elbette vuvuzelalar aynı şiddetle üflenmeye devam ettikçe, Türkiyeli seyircinin tepkisi de giderek daha nahif bir hal almaya başladı sanki. Okur yorumlarından, forum sitelerinden ve internet sözlüklerinden gördüğüm yazılarda, o ilk öfke hali azalmaya başlamış ve artık çaresizlikten mi bilinmez; vuvuzelayla ilgili, içinde yine bir parça sitem de barındıran esprili şeyler söylenmeye başlanmış. Kimi "2010 Dünya Kupası Resmi İşkence Aleti" diyor, kimi "Afrika'nın Umutsuz Ev Kadınlarına Hediyesi" diyor vuvuzela için. Aleti "Melih Gökçek'in kalpleri ısıtan gülümsemesi"ne benzeten de var, "insanlık ayıbı" sayan da; Dünya Kupası, önümüzdeki yıllarda Türkiye'de düzenlenirse statları "elektro saz"la donatmayı planlayan da var, vuvuzela için akrostiş yapan da... Yorumlardan birinde, Fatih Terim'in, vuvuzela konusundaki öngörüsü sayesinde Türkiye'yi kupaya bilhassa götürmediği söyleniyordu mesela. Başka biri ise "sesi uzaktan da hoş gelmeyen" vuvuzelaların akort edilmeden çalındığı için bu denli rahatsız edici olduğunu söylüyor ve akort edilmiş bir vuvuzelanın keyifle dinlenebileceğini belirtiyordu. Aslı var mıdır bilmem, vuvuzelanın Almanya'da bir Türk firması tarafından üretildiğine dair bir haber de okudum medyada. Vuvuzela merkezli acayiplikler birbiri ardına patlıyor bu Dünya Kupası'nda. Yine geçtiğimiz günlerde çıkan bir haberde, bir televizyon markasının "vuvuzela sesini kısan televizyon" ürettiği yazıyordu. Ar-ge'ler de boş durmamış yani bu arada. Evet, dünyanın vuvuzela ile bir imtihanı söz konusu 2010 Dünya Kupası'nda. Ama Kara Kıta'daki kardeşlerimin, ellerindeki vuvuzelaları canhıraş bir şekilde üflemeleri, biraz da yüzyılların intikamı gibi geliyor bana... (İstanbul/EVRENSEL)
-- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
