Başbakan niçin hırçın?..
Niçin sözcüklerinden öfke damlıyor?..
Çünkü "vakt-i kerahet" geldi, gelmek üzere... Ve ufuk çizgisi daralıyor
gün gittikçe...
Memleketi Samsun'da bile kendisine,
-       "Ayinesi iştir kişinin... Lafa bakılmaz" hazret, denildi...
Samsun meydanındaki kalabalık, toplama/ bindirme/ biriktirme yöntemi
ile bir araya gelmiş de olsa, biçare bir sayıya teşne...
Sayın Başbakan'a, "yol göründü," diyor kalabalıklar...
Kendisini sırtlayıp o koltuğa getiren o aynı kalabalıklar, şimdi de
böyle buyuruyor...
Sayın Başbakan hırçın.
Sayın Başbakan öfke dolu...
Sayın Başbakan'ın rüyasında Meclis Başkanı'nın sumenin altında
bekleşip duran suç dosyaları birbirinin üzerine yığılıyor.
Yargı, Sayın Başbakan'a "dokunacağı" günleri sayıyor.
Ve sonuç olarak da, dokunulmazlıkların kalkmasına çeyrek kala,
Başbakan'ın kafasının içindeki tilkilerde bir hareketlilik, bir
koşturmaca, bir telaş göze çarpıyor.
Gittikçe sertleşiyor Sayın Başbakan.
Gittikçe ağırlaşıyor dili... Söylemi ve eylemleri...
Silivri'de görülmekte olan davanın mahkeme başkanı,
-       Bu davanın ucu açık, diyor... Bir yandan yargılama sürüyor; bir yandan
da soruşturmalar... Yani binlerce sayfalık iddianame daha da tırmanıyor
ve yüzlerce çuvala sığmayan delil klasörleri her geçen gün çoğalıyor...
Sayın yargıcın değindiği nokta son derece önemlidir.
Silivri'de bir siyasi partinin lideri ve yönetim kadrosunun önemli
isimleri tutuklu olarak yargılanmaktadır.
Yazarlar, çizerler, saygın üniversite öğretim üyeleri, emekli
generaller, muvazzaf subaylar yargılanmaktadır.
Tutukluluk süreleri iki/buçuk yılı geçmiştir.
Sanığın kaçmaması ve delilleri yok etmemesi için bir "tedbir"
niteliğinde olan "tutukluluk hali," bu niteliğinden sıyrılmış ve bir
"yargısız infaz" durumuna dönüşmüştür...
Peki niçin böyle olmaktadır?..
Yargı niçin bu biçimde yönlendirilmektedir?
Ve yargıyı kim yönlendirmektedir?..
Bu soruların her birinin yanıtı içinde Sayın Başbakan'ı, her geçen gün
daha da sinirli yapan nedenler bulunmaktadır...
Çünkü, Sayın Başbakan'ın dokunulmazlık zırhı içinde boğulmaya yüz
tutmuş suç dosyaları tekrar su yüzüne çıkabilecektir.
Denizcilik tabiri ile, "kara görünmüştür..."
Ve Sayın Başbakan, kendisini koltuğa taşıyan süreç içinde tanıyıp,
yaşadığı mahpusluk günlerini anımsamaktadır...
Gemiciklerin, lüks villaların, görkemli otomobillerin, sayısına
bereket uçakların ve önünde secde eden "kul"lardan oluşan bir ümmetin
dünyasından, tekrar o parmaklıkların arasına dönmek kolay bir şey
değildir...
"Camiler kışlamız,
Minareler süngümüz..." diyerek hapse giren ve kendisini demir
parmaklıklar arasında ziyaret eden Amerikan elçisi ile oynadığı
pişpiriği kazanarak iktidar koltuğuna tırmanan bir insan için, zor
katlanılır bir iştir bu... Zor!
Çok zor!..


LÜTFEN "TIK"LAYINIZ:
www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap