Gelin "dün"e bir başka pencereden bakalım...
Bizce dün olanlar, gerek yandaş meydanının tutumu bakımından ve
gerekse, Recep beyin düştüğü durum açısından oldukça önemli bir gündü...
Dün, Erzincan Cumhuriyet Savcısı İlhan Cihaner tahliye edildi...
Cumhuriyetin bir Başsavcısı tutuklandığı gün Başbakan, yargıya saygı
gösterilmesi gerektiğini anlatıyordu.
Dün bu tutuklama kararı, en yüksek mahkeme olan Yargıtay tarafından
ortadan kaldırıldı... Başbakan hırçın!
Recep bey sinirli...
Beyefendi bitkin...
Ve böyle bir ruhsal durum içinde Başbakan soruyor:
-       Henüz hakkında karar kesinleşmemiş ve yargı süreci devam ederken,
anayasayı çiğneyerek böyle bir kararı verme yetkisini üst mahkeme
kendisinde nereden buluyor?..
Başbakan'ın durumu ciddidir...
Hiçbir can bunca cefaya uzun süre katlanamaz.
Bunca üzüntü, bunca gerginlik ve bunca strese niç kimse... Ve hatta
Recep Bey bile dayanamaz...
Her şeyden önce Sayın Başbakan, tutuklama kararı da, tahliye kararı da
dava devam ederken verilir... Karar sonucunda verilen bu nitelikteki
kararlar infaza mütealliktir.
Tutuklama kararı ise, [sanığın delileri karartma ve kaçıp kaybolma
ihtimaline karşı] verilecek bir tedbir kararıdır.
Tahliye kararı ise, sanığın kaçma ve delilleri karartma şüphesi
taşımaması durumlarında verilen ve önceki tedbir mahiyetindeki kararı
ortadan kaldıran bir "ara kararı"dır.
Yani Sayın Başbakan, kolayca anlaşılabileceği gibi [tedbir mahiyetinde
olan] bu kararlar dava devam ederken verilir veya kaldırılır... Bu BİR!
İkinci olarak Sayın Recep Bey, Yüksek Mahkeme Anayasa'nın hangi
maddesini, kararının hangi unsuru ile çiğnemiştir?..
Cumhuriyet savcılarının görevi Cumhuriyetin değerlerini korumaktır...
Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in de, bir başsavcı olarak
Cumhuriyet rejimine karşı örgütlenen bir tarikat yapılanmasını yasal
zemine taşıyarak soruşturmak gibi bir görevi bulunmaktadır.
Böyle bir görevi icra eden bir başsavcı tutuklanarak cezaevine
gönderilebilmekte... Ve Cumhuriyet Hükümeti'nin başı konumundaki bir
Recep Bey, bu tutuklama kararını kaldıran Yüksek Yargıtay'ın kararını
"ideolojik" bir karar olarak niteleyebilmekte, yargının bu nedenle
güvenirliğini yitirdiğini söyleyebilmektedir...
Evet, ülkemizde yargı bugün iki kampa ayrılmıştır:
Yanlı yargı... Ve yansız, tarafsız yargı...
Ayrıca [maalesef] yine yargı bu gün bir başka bakımdan daha ikiye
ayrılmış bulunmaktadır:
Cumhuriyet'in yargısı...
Cumhuriyet karşıtı tırmanışlara müsamaha gösteren bir yargı...
Türk yargısı bu noktaya nasıl gelmiştir?.. Neden gelmiştir?.. Ve nasıl
bu yoldan geri dönülecektir?..
Bu soruların yanıtını yine Yüksek Yargı tarafından verilmiş
bulunmaktadır...
Anayasa Mahkemesi ülkenin;
-       Laiklik karşıtı eylemlerin odağı durumundaki bir siyasi parti
tarafından yönetilmekte olduğunu tespit etmiş bulunmaktadır...
Ve bu ülkeyi yöneten siyasi partinin lideri, doğal olarak böyle
konuşacaktır... Laik Türkiye Cumhuriyeti'ne böyle bir pencereden
bakacaktır...
Bunda şaşırılacak bir nokta yoktur!..
Bizce şaşırılacak nokta, Başbakan'ın bu yöndeki sözlerinin "yandaş
medya"da dahi yer almamış olmasıdır... Recep beyin, sakinleşebildiği bir
anda, oturup düşünmesi gereken şey budur...
Son söz:
-       Aramıza hoş geldiniz Cumhuriyetimizin Başsavcısı Sayın İlhan
Cihaner...
Bizlere, [gerçekten,] sefalar getirdiniz!..

LÜTFEN "TIK"LAYINIZ:
www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com


-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap