Başbakan yine açmış ağzını yummuş gözünü, şöyle buyuruyor:
-       Ne zaman demokrasimizi geliştirecek bir çizgiye giriliyor, terör
olayları artıyor...
Yani hazret, demeye getiriyor ki, terörün hedefi, demokrasiyi
engellemektir...
Başbakan vatandaşın sağduyusunun dayandığı temelleri sarsmaya
çalışmaktadır.
Oysa gerçekte bu ülkenin demokrasisini ve temel Anayasal devlet
düzenini yıkmaya çalışan iki ciddi tehlike mevcuttur:
1.- Bölücü terör eylemleri ve ülkenin parçalanması riski,
2.- "Laiklik karşıtı eylemlerin odağında yer alarak" Anayasal hukuk
düzenini yıkmaya yönelik faaliyetler...
Birinci risk grubunda yer alanlar, ülkeyi parçalanmaya doğruyu taşıyan
bir yola sokmaya çalışmaktadırlar...
İkinciler ise, laik Cumhuriyet rejimini şeriat düzenine dönüştürmeyi
amaç edinmiş bulunmaktadırlar...
Bu iki tehlikeli yolun yolcuları da, [evet, her iki güç adağı da]
demokrasiyi kullanarak yollarına devam etmenin pratiği içindedirler...
Ülkeyi bölünmenin eşiğine taşımaya çalışan ayrılıkçı hareket ile,
Cumhuriyet'in temellerini oymaya çalışan güçler, aynı ip üzerinde
oynayan iki cambaz gibidirler...
PKK ve yandaşları, merkez yönetiminin [yani Ankara'nın] güç ve
yetkilerinin zayıflatılmasını istemekte; bunun yerine yerel
yönetimleri geçirmeye çalışmaktadırlar. Bu hedefe ulaşmak üzere
yaptıkları propaganda, demokrasi taleplerine dayanmaktadır.
Öte yanda AKP hükümeti de, 12 Eylül Cunta Anayasa'sını, daha da
geriletmek yönündeki girişimlerini demokrasi sloganı arkasına
saklamaktadır...
Her iki güç de demokrasinin imkânlarını sonuna kadar kullanmakta ve
hedeflerinin demokrasi ve insan haklarının geliştirilmesi gibi
göstermeye çalışmaktadırlar...
Hiçbir demokratik Cumhuriyet, demokrasinin olanakları kullanılarak
kendisine saldıranlara izin veremez; kendisini korur ve savunur.
Çünkü gerçekte yapılmaya çalışılan, demokratik Cumhuriyet'i demokrasi
kılıcı kullanılarak yıkmaya yönelik örtülü bir "kalkışma"dır!..
Bu iki risk grubunun, ağız birliği etmişçesine, Anayasa Mahkemesi'ne
karşı olmaları da işte yine bu aynı nedenledir.
Çünkü Anayasa Mahkemesi, ülkenin rejimini hukuk yolu ile koruyan ve
garanti altına alan bir yüksek yargı organıdır.
Yargıtay ve Danıştay ise, hukuk devleti ilkesinin temeli, koruyucusu
ve bir diğer garantisini oluşturmaktadır.
Bu iki risk grubunun her ikisinin de yüksek yargı organlarını
karşılarına almalarının temel nedeni, bu kurumların Cumhuriyet
rejimini savunmak ve hukuk devleti ilkesinin temelini oluşturmakta
olmalarıdır...
PKK taşeron bir örgüttür.
Esas müteahhidin temel aldığı hedef ise, Lozan'dır...
Kurulan ortaklığın temel amacı, Türkiye'yi Sevr koşullarına geri
döndürmek, ülkeyi parçalamak ve kopartılacak parçalardan pay almaktır...
Bu ortaklığın, Cumhuriyet rejimine karşı şeriat düzenini savunanlarla
işbirliği içinde olması ise, güdülen amaçlar arasındaki benzerlikten
kaynaklanmaktadır.
Birinciler, Türkiye'yi parçalamanın peşindedirler...
İkinciler ise, "laiklik karşıtı eylemlerin odağında" yer alan
Cumhuriyet karşıtı güçlerdir...
Bu iki hareketin birbirleri ile olan ilişkileri, "eşyanın tabiatı
gereği" aynı kapıyı çalmakta olmalarından kaynaklanan bir
beraberliktir.
Türkiye halkı, önünden bir sinema şeridi gibi akıp geçen olayları
değerlendirirken bu önemli tespitleri bilincine taşımalıdır.
Dar parti çıkarlarını bir kenara bırakılmalı, tek tek ağaçların
görüntüsünden kalkılarak, ormanı görebilmelidir...

LÜTFEN "TIK"LAYINIZ:
www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com






-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap