*Yorumsuz!...*

*Endülüs Emevi Devleti*

Abbasi Devleti yıkıldıktan sonra Abdurrahman bin Muaviye tarafından Kurtuba
merkez olmak üzere 756 yılında kuruldu.
Endülüs Emevi Devleti askeri alanda değil, bilim ve kültür alanında ileri
gitti.
En parlak dönemini III. Abdurrahman zamanında yaşadı.
Endülüs Emevileri zamanında yapılan Kurtuba Medresesi dünyanın en ünlü
medresesidir.

Endülüs Emevilerinin başarıları 11. yüzyıl başlarına kadar devam etti. 1031
yılında halifelik parçalanarak Tavaif-ül Mülk denilen küçük beyliklere
bölündü. Bunlardan yönetim merkezi Gırnata’da bulunan Beni Ahmer Devleti
enson çöken Endülüs Emevi beyliğidir.

*Beni  Ahmer   (Gırnata)   Devleti   (1232-1492)*


Elhamra Sarayı Muvahhidlerin Hıristiyan birleşik kuvvetlerine yenilerek
(1235) İspanya’dan çekilmesinden sonra, beylikler arasındaki düşmanlığı
körükleyen Hıristiyanlar, Müslümanların felaketini hazırladılar. Böylece
Müslüman beyliklerin toprağı teker teker Hıristiyanların eline geçti.

Bu beyliklerden, coğrafi durumu korunmaya müsait olan Gırnata’yı, Vali
Muhammet el Ahmer, felaketlerden koruyarak bağımsız devletini kurdu.
İspanya’da saldırıya uğrayan bütün Müslümanlar Gırnata’ya gelmeye başladı.
İdareciler tarım, endüstri ve ilmin gelişmesine çalıştılar. Büyük sanat
değeri olan eserler yaptırdılar (Elhamra Sarayı).

Fakat sonradan devletin başına geçenler şahsi menfaatlerini düşünerek
hareket ettikleri için taht mücadeleleri başladı. Bu durumu çok iyi
değerlendiren Kastilya Kralı X. Alfons, Beni Ahmer Devleti’nin bazı
şehirlerini aldı.

1479′da Kastilya Kraliçesi Isabella ile Navar Aragon Kralı Ferdinand
evlenerek İspanya’nın en güçlü devletini meydana getirdiler. Gırnata’daki
karışıklıklardan faydalanarak 80 000 kişilik bir ordu ile Gırnata önlerine
geldiler. Zor durumda kalan Müslümanlar şehri bütün güçleri ile korudular.

*Fakat Melik Abdullah Muhammed, Hıristiyanların verdikleri söze aldanarak
şehri bazı şartlarla (katliam ve yağma yapılmaması şartıyla) teslim etti.
Hıristiyanlar sözlerinde durmayarak şehri yakıp yıktılar. Müslümanları
öldürdüler. Hatta Hıristiyan olmayan Yahudilere de Hıristiyan olmaları
halinde dokunmayacaklarını, aksi takdirde ya İber yarımadasını terk edip
gitmelerini ya da öldürüleceklerini söylemişlerdir. 500 yıl önceki Yahudi
sürgünü budur. Ancak ispanya’daki Müslümanların ve Yahudilerin imdadına
Akdeniz’de Haçlılarla(Hıristiyan) amansız bir mücadeleye girişen Oruç Reis,
kardeşi Hızır Reis (Barbaros Hayrettin Paşa) *gibi Türk kaptanlar
yetiştiler. Kurtarabildiklerini Afrika’nın kuzeyine götürdüler.

Hıristiyanlarla yaptığı anlaşma gereği kendisi Gırnata’nın dışına çıkan
Melik Abdullah Muhammed, yağmacılara verdikleri sözü hatırlatınca  *“O sözü
dün için vermiştik, bu gün için değil.” *Şeklinde ve benzeri bir cevap
aldığında *Gırnata*’nın dışında bir tepede bir taraftan yapılan katliamı
seyretmiş bir taraftan da oturup ağlamıştır. Oğlunun ağladığını gören
annesinin sözü tarihe geçmiştir:

*“Ağla, oğul ağla, erkek gibi savaşıp ülkesini korumayanlara, kadınlar gibi
ağlamak yaraşır.”*

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap