*Kanayan yara: ADALET*
*susan vicdanlar.....*
Yolunuz bir gün Silivri'ye düşerse gidip görün.. Artık hakimler yere
bakmıyorlar; mendil çıkarıp ağlayan hiç yok. Sadece boş bakışlarla
bakıyorlar..Sanıklar konuşuyor, onlar susuyorlar. Biz mahkemede hakimler
soru sorar, sanıklar susma hakkın kullanır sanırdık; burada sanıklar soru
soruyor hakim ve savcılar susma hakkını kullanıyorlar..*yoksa artık
söyleyecekleri birşey yok suçlayamayacaklar ve aldıkları örevi yerine
getirmek için bu zaman çabuk geçsin diye sıkıntılı bekliyorlar gibi...*
*BU HABERLER,HİÇBİR TV'DE YOK,HİÇBİR GAZETE DE YOK..! LÜTFEN OKUYUNUZ VE
PAYLAŞINIZ..! ! HERKES BİLMELİ..!! ************ ****
*O KADİM VİCDAN SUSARSA..... ... *
"Ben bütün hayatı terörle mücadelede geçmiş sıradan bir jandarma subayıyım.
21 aydır tutukluyum. Hakkımdaki bütün gizli tanık ifadelerini çürüttüm.
Kütahya alay komutanı olduğumu söyleyen gizli tanık bile vardı; hayatımda..
Kütahya'da görev yapmadım.Bütün bu iftiraların tersinin kanıtlanması sizlere
bir şey ifade etmiyor mu? Bütün bu yalanların delillerle ortaya çıkarılması
sizin vicdanınızda ne anlama geliyor? Hangi sorunuza cevap veremedim? Bu
adama niçin bu kadar iftira atıyorlar diye hiç düşündüğünüz olmuyor mu?
Terör örgütünün yayın organlarında ölmüş anama küfrediyorlar. Beni bu kör
kuyuya atanlar, İmralı'daki teröristin intikamını alıyor; bunu göremiyor
musunuz?" Bu sözler, ikinci Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından emekli
Albay Hasan Attila Uğur'a ait.
9 Nisan 2010 tarihli duruşmada böyle konuştu...
* 19 aydır tutuklu bulunan gazeteci Tuncay Özkan* ile Mahkeme Başkanı
Köksal Şengün arasında da şu diyalog geçti: "Şengün- Sesinizi yükseltmeyin,
sizi duyuyoruz. Özkan- Ben duymadığınız kanaatindeyim. Şengün- Yanlış
kanattasiniz. .. Özkan-Yanlış kanaatteysem düzeltin o zaman.. Beni 22 aydır
neden tutuyorsunuz? Hukuken söyleyecek hiç bir şeyim kalmadı. Bundan sonraki
duruşmalarda ne anlatacağımı bilmiyorum. Artık kurduğum partinin tarım
politikasını anlatacağım sizlere. Bir hafta tarım, bir hafta sağlık..."
* Mustafa Balbay:* "Tutuklandığımda 9 aylık olan oğlum, şimdi 2 yaşında.
Beni burada görmesini istemiyorum ama bazen özlemine dayanamayıp
getirtiyorum. Aramızdaki cam bölmeyi pencere zannedip elleriyle camı açacağı
bir yer arıyor. Oğlum böyle yapınca o kadar hasretle beklediğim görüş günü
benim için ızdırap oluyor, bir an önce bitmesi için dua ediyorum. Bunları
dramatik bir durum yaratmak için anlatmıyorum, ancak bu dava böyle de bir
sosyal dram yaratmıştır. Bunu görmenizi bekliyorum" Balbay, tutuklular
olarak kendi aralarında "Umut Borsası" (UBOR) adlı bir sanal şirket
kurduklarını, her gün tahliye toto oynadıklarını da anlattı. Tahliye
olanların özgürlüğe kavuşmaktan neredeyse utandıklları için
sevinemediklerini söyleyen Balbay, "Tahliye olan sevinemiyor; çünkü içeride
kalanların hüznü çöküyor üstlerine, onların yerine biz seviniyoruz" dedi...
Bir de adı sanı bilinmeyenler, avukatı bile olmayanlar, hayatında hiç
hakim karşısına çıkmadığı ve topluluk karşısında konuşma deneyimi olmadığı
için susanlar var. Nasıl bir örgüt ...ki imrali canisi gibi onlarca
avukatları ile yookk.....
Sıradan, yoksul ve orta halli Anadolu insanları...insanlar.. Aileleri 20
aydır bir kez bile ziyaretlerine gelememiş. Neden tutuklandıkları nı
bilmiyorlar, söyleyecek sözleri yok.Böyle giderse, sanıklıktan tanıklığa
geçen Ümit Sayın gibi bilemedikleri bir suçu işlemiş olabileceklerine
kendilerini inandırmaya başlayacaklar. .. Tutuklanma şokunun ilk bir haftası
"avukatım itiraz etti, serbest bırakılabilirim" umuduyla geçiyor. Bu umut
söndüğünde sıra "İlk duruşmada çıkarım"a geliyor. Sonra, "Bu hafta
salıverilenler arasında olabilirim" başlıyor. Bu şekilde aylar, yıllar
geçiyor... Yapılan savunmalar önce hukuki ifadeler taşıyor, sonra siyasi
içerikli ve öfkeli bir hâl alıyor. Son aşamada hakimlerin vicdanlarına
seslenmeler başlıyor. Tıpkı kanserin safhaları gibi... Bütün umutlar
tükenince suskunluk başlıyor. İlk zamanlar her duruşmada söz alıp konuşurken
şimdi tamamen susan insanlar var. Kafeste olduğunu kabullanemeyen bir kuşun,
kendini günlerce parmaklıklara çarpması, sonra yorgun düşüp hayata küsmesi
gibi.. Salona bakıyorsunuz. . Umut bitmiş, inanç bitmiş, insanlık bitmiş...
* Hepsinden önemlisi, burada hukuk bitmiş...!!!!* İnsanlığın, Allah'la
şirk koşmaya yetkili kıldığı tek mevki olan; suçlu ile suçsuzu ayıran,
kimini sonsuz izdırabın kaynağı cehenneme, kimini sonsuz mutluluğun kaynağı
cennete gönderebilen hakimlik mesleği yenilmiş, susmuş...
*Binlerce yıllık o kadim vicdan susmuş...* Siz, sanığın etkili savunması
karşısında yere bakan hakimleri eski Türk filmlerinde gördünüz değil mi?
Hatta o hakim Hulusi Kentmen ise bir de mendil çıkarıp ağlardı. Böyle
tanıdık biz Türk hakimini. Sert ama bir o kadar da babacan. Mangal gibi
yürek, mangal gibi vicdan... Yolunuz bir gün Silivri'ye düşerse gidip
görün..
Artık hakimler yere bakmıyorlar; mendil çıkarıp ağlayan hiç yok. Sadece
boş bakışlarla bakıyorlar..Sanıklar konuşuyor, onlar susuyorlar. Biz
mahkemede hakimler soru sorar, sanıklar susma hakkın kullanır sanırdık;
burada sanıklar soru soruyor hakim ve savcılar susma hakkını kullanıyorlar.
Dini ve manevi değerleri savunduklarını söyleyen bir takım çarpık
adamlar bir boşluk anında iktidara geldiler, "Ensest ve çocuklarla seks
meşrudur, cinsel özgürlük hakkıdır" diyen cehennemlik sapıklarla elele
verdiler ve işte bunlar oldu. Gelinen nokta böyle; herkes gurur duysun...
Biliyorum, burada anlattıklarım yazar, gazeteci, aydın, politikacı, hukukçu
vs. kılığında dolaşan kimi sapkınlara daha sadist hazlar yaşatacak. "Eee,
çeksinler cezalarını, yaşın yanında kuru da yanar" diye pis pis
sırıtacaklar. "Biz neymişiz yahu!" diyerek zevkten kıvranacaklar. "Bütün
kurumların, bütün kavramların, bütün insanlık değerlerinin nasıl da içini
boşalttık" diye sevinç çığlıkları atacaklar. Bu felaketin adına "değişim"
diyecekler, "dönüşüm" diyecekler, "demokrasi" diyecekler.Televizyon onlarda
birbirlerini ağırlayıp ahlâksız bir şımarıklıkla konuşacaklar da
konuşacaklar. ..
*Ama unutmasınlar, hiç bir bataklık yoktur ki kendini yaratanı da
yutmasın.. Ve yoldan çıkmış, sapkınlığı seçmiş bir kavim yoktur ki Allah'ın
gazabına uğramasın. Unutmasınlar; hakim susarsa, o kadim vicdan susarsa, her
şey susar. Herkesin ve her şeyin sonu gelir.. *
*
Prof.Dr.Süleyman ÇELİK *
**
<http://www.incredimail.com/?id=606430&rui=122487628>
__._,_.___
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to
[email protected].
For more options, visit this group at
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.