İstanbul da bir yanlız kadın olmak!!!

Kaç erkek var bunun ne anlama geldiğini bilebilecek? Kaçının ruhu hala o kadar 
temiz?

Yok.

Böylesine kocaman böylesine kalabalık bir şehirde bir kadının kendisini yalnız 
hissetmesinin nasıl yüce, nasıl da yaşanmış bir hayatın eseri olduğunu 
anlayacak kaç ince ruhlu erkek kaldı İstanbul'da Attila İlhan'dan, Murathan 
Mungan'dan başka.

Nasıl kendini belli eder İstanbul'da yalnız bir kadın?

Tamircide, arabasının kaputunu açmış ustaya bir şeyler anlatırken. 
Bilgisayarcıdan boş cd ve USB kablo alırken. Elektrikçide üçlü priz seçerken. 
Bir kafede tek başına yemek yerken.Sinemadaki sağındaki ve solundaki boş 
koltukların ortasında film izlerken.Su tesisatçısına elektrikçiye dert 
anlatırken.Carrefour' da matkapları incelerken. Balıkçıda en iyi balıkları 
seçerken

Bu kadar basit işte.

Bakarkörlerin bir adım önünde.

İstanbul'da yalnız bir kadın hem bir erkeğin doğası ve sosyal konumu itibariyle 
yapması gereken her tür işi kendi görür, hem de o erkeklerin kimi zaman aptal 
kimi zaman alaycı bakışlarına maruz kalır sanki boyundan büyük işlere 
kalkışıyormuş gibi. 

O erkekler ki çoğu ışıltılı ayakkabılardan, parlak rujlardan yansıyan ışıklarla 
gözleri kamaşmış, ambalaja aldanmış, zincirlerinin farkında bile olmadan bir 
hayalin peşinden giderken, İstanbul'da yalnız bir kadını nasıl fark edebilsin 
ki? 

Kimse bilmez İstanbul'da yalnız bir kadının mutsuzluğunu belli edemeyecek kadar 
gururlu olduğunu.

Aslında kalabalıktır etrafı, yakınan, gocunan, alınan, kızdıran, kızan, 
sevindiren, üzen, yardım isteyen.

Ama o derdini hep içinde misafir eder ya da kendi gibi birkaç arkadaşının 
kalbinde.

Ne de olsa o güçlüdür, o sağlamdır. Güzel yemek pişirir. Bize de pişirir.Güzel 
fal bakar bize de bakar. Balığın en iyisini o seçer. Bize de seçer. Filmden 
anlar. Bize de anlatır.

Ufak bir hata yaptığı zaman hayretler içinde bırakır insanları "Hele senin bunu 
yaptığına inanamıyorum" diye kendisinin bile ne olduğunu anlamadığı aptal ve 
bakarkör olanların tepkilerine maruz kalır. 

Yeri geldi mi hükümet gibi kadındır. Alımlıdır. Beceriklidir. Yeteneklidir. 
Sanatçıdır.. Aşıktır. Evlidir.

AA bi arayalım bak o halleder kesin..

Ohoooo. O her şeyin üstesinden gelir canım siz ona bırakın. 

Oysa mecazi de olsa gerçek de olsa yan komşudan gelecek bir tas çorba, "bir 
şeye ihtiyacın var mı" denilen o yapay,o sevimsiz ve samimiyetten uzak, o 
metazori cümle kullanılmadan karşılanan ufak bir ihtiyaç, küçücük bir sürpriz 
ona dünyalara bedeldir ya.

Kim anlayacak.. Kim görecek. Kim bilecek?

Ancak İstanbul'da bir başka yalnız kadın.

İstanbul'da yalnız bir kadın en güzel kadındır.
Çünkü onun bakışlarına yansır, şehrin büyüsü, denizi, kargaşası ve o uğultulu 
sesi. 

İstanbul'da yalnız kadın en güçlü kadındır.
Çünkü onun omuzlarındadır yükü, yılların yıkamadığı yaşlı ve bilge şehrin.

İstanbul'da yalnız bir kadın en doğru kadındır.
Çünkü gözlerinin hemen arkasındadır, şehrin bilgeliği.

Ve insanlar bunun farkına varamıyorsa yalnızlıktır onun ruhunun tek ilacı.

O zaman bırakın o İstanbul'da yalnız bir kadın olmanın haklı onuruyla kalsın.

Anlayana.

Ve anlamayana. 
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
yazı kime ait bilmiyorum, çok hoşuma gitti paylaşmak istedim...



 


--------------------------------------------------------------------------------
Windows Live Hotmail: Arkadaşlarınız Facebook'taki güncellemelerinizi doğrudan 
Hotmail®'den görür.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap