Antim kuntim... İstediğiniz kadar üzerini örtün, kapatın... meselenin özü
bellidir!..
Hedef ve amaç belirlidir; tektir:
12 Eylül'de halk oylamasına sunulacak olan Anayasa değişikliği,
"laiklik karşıtı eylemlerin odağı" durumundaki bir tek siyasi parti
tarafından hazırlanmıştır.
Dolayısıyla da söz konusu değişiklik, "laiklik karşıtı"... Yani,
Cumhuriyet değer ve ilkelerinin zıttı doğrultusundaki bir yürüyüşün
önemli bir adımıdır.
Başbakan:
-       Bu Anayasa değişikliği bizim için bir milat olacaktır, demektedir...
Söz konusu Anayasa değişikliği içinde "milat," yani bir dönüm noktası
olan nedir?..
Hangi niteliktir?..
12 Eylül Anayasa değişikliği ile iktidar partisi, devletin üçüncü
erkini de ele geçirmiş olacaktır.
Yargı gücünü, kendi hedefine varmak için önünde bir engel olarak gören
ve bunda da oldukça haklı olan bir siyasi parti, o gücü engel olmaktan
çıkartıp, "yandaş" haline getirmenin önünü açmış olacaktır...
Dolayısıyla demokratik bir ülkede birbirinden bağımsız olarak işlev
görmesi vazgeçilemez bir ön koşul olan yasama, yürütme ve yargı
erkleri bir tek elde toplanmış olacaktır...
İşte milat olarak değerlendirilen gelişme budur.
Başbakan 12 Eylül oylamasından sonra ülkeye demokrasinin geleceğini
söylemektedir...
Bu noktada sorulması gereken doğru soru şudur:
-       Bu demokrasi kimin demokrasisidir?.. Hangi niyet ve amaçların önü
açılmakta ve nereye doğru yürüyüş artık daha serbest ya da daha kolay
bir hale gelmektedir?..
Başbakan'ın şikâyeti Anayasa Mahkemesi'ndendir...
Çünkü Anayasa Başbakan'ın partisinin meclisteki çoğunluğuna
dayanılarak çıkartılan Anayasa'ya aykırı [gece yarısı] kanunlarını
iptal etmektedir.
Çünkü Anayasa Mahkemesi, günü gelecek bizzat Başbakan'ı
yargılayabilecektir.
Çünkü Anayasa Mahkemesi, Başbakan'ın partisinin "laiklik karşıtı
eylemlerin odağı olduğunu" tespit etmiştir.
Çünkü Anayasa Mahkemesi, "değiştirilmesi dahi teklif edilemez"
nitelikteki Devlet'in ve Cumhuriyet'in temel değerlerine karşı
sürdürülecek bir "sivil darbe"ye karşı rejimi koruma altına alan en
önemli kurumdur...
Hiçbir rejim, kendisini yıkmak için faaliyete geçenlere özgürlük
tanımaz!..
 İşte Başbakan'ın sözünü ettiği özgürlük, bu nitelikteki bir
özgürlüktür...
Üniter devlet çökertilecek; yerine Kürt federatif devletinin içinde
yer aldığı parçanmış bir ülke monte edilecektir.
Laik Cumhuriyet çökertilecek, yerine [şimdilik] ılımlı İslam adı
verilen yeni Osmanlı Devlet'i alacaktır.
Lozan gidecek, Sevr geri dönecektir...
Anayasa Mahkemesi bu yöndeki ilerleyişi tespit etmiş ve hükmüne
geçirmiştir.
O zaman öncelikle Anayasa Mahkemesi devreden çıkartılacaktır...
Yargı bu gelişmenin frenidir.
O zaman yargı erki bu yürüyüşü organize edenlerin emri altına
alınacaktır...
İşte 12 Eylül'de Türk halkı bu yürüyüşü oylayacaktır.
Ya "buraya kadar,"deyip, Cumhuriyet değerlerine karşı eylemlerin odağı
durumundaki güçlere geçit vermeyecek ve hayır diyecektir...
Ya da içinde yaşamakta olduğumuz düzenin hukuki yapısının ve o yapıya
dayanan tüm demokratik cumhuriyet kurumlarının çöküşüne evet
diyecektir.
İşte mesele bu kadar basit, bu ölçüde vahim ve bu denli önemlidir!..

LÜTFEN "TIK"LAYINIZ:
www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com





-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap