Sanıyorum artık [gerçek anlamda] avukatlık mesleği tarihe karışmak
üzere...
Hele hele 12 Eylül halk oylamasının sonucu "evet" çıkarsa, yandı gülüm
keten helva...
Halk arasında "hâkim"ler bence olduğundan fazla abartılı bir köşeye
oturtulur.
Evet, haklısınız, hâkim adil olmalıdır.
Birilerinin "memur"u ya da emir kulu olmamalıdır.
Hâkimler, yargı bağımsızlığının şerefli bir simgesi olmalıdır... Kabul!
Ancak adaletin gerçekleşmesi; yani gerçeğin ortaya çıkartılarak
haklının, hakkına kavuşması daha çok avukatın çabası ile sonuca
ulaşır.
Hâkim önüne getirilen dosyaya göre karar verir... Araştırma ufku,
dosyada mevcut olan delillerle ve ileri sürülen savlarla sınırlıdır.
Oysa hâkimin önüne gelen dosyayı yaratan, delilleri toplayan, haklının
hakkını savunan ise avukattır...
Özellikle hukuk davalarında hâkimin, gerçeği araştırma ve delil
toplama yetkisi yoktur. Belge araştırma ve edinme salahiyeti mevcut
değildir.
Hâkim, sadece önüne konan belgeleri inceleyebilir; gösterilen ve talep
edilen tanıkları dinleyebilir... Ve hükmünü de, sadece dosyada mevcut
olan bilgi, belge ve delillere göre vermek zorundadır...
Avukat ise, gerçeği araştırma, delil toplama, tanıkları bulma,
konuşturma, araştırma... Ve sonuç olarak hâkimin karar vermesini
sağlayacak olan tüm dayanakları bulup, buluşturma görev, yetki ve
sorumlulukları ile donatılmıştır...
Ancak hukuk, 12 Eylül'de halk oylamasına sunulacak olan Anayasa
değişikliğinde ön-görüldüğü gibi, önceden belirlenmiş olan bir emir-
komuta zincirine bağlandığında avukatın da işi bitmiş demektir...
Bu Anayasa metni kabul edildiği takdirde Hükümet, çeşitli yollardan
dolanarak hâkimlerin iradelerine egemen olma imkânına kavuşacaktır.
Hâkimlerin maaşlarının miktarı ve  atanacakları yerlerin belirlenmesi,
terfilerinin zamanı ve miktarı ile benzeri özlük haklarının kantarını
elinde tutan bir "idare" adaletin tevziine egemen olmuş demektir...
Ama avukatlar Hükümetlerin maaşlı memuru değildir!..
Birkaç avukat, kişisel olarak raydan çıkabilir... Ama bir bütün olarak
savunma mekanizmasına egemen olabilmek [teknik olarak] mümkün
değildir...
Ancak, avukatlık mesleğinin varlığını ve etkisini sürdürebilmesi için,
savunulabilecek bir hakkın varlığı gerekmektedir...
Savunulacak bu hakkın, adil bir yargılama sonucunda adil bir biçimde
teslim edilmesi imkânının mevcut olması gerekir...
Bağımlı bir yargı, sadece hâkimleri bağımlı bir cendere içine almakla
yetinmez...
Savunulması gereken hakkın, adil bir yargılama süreci sonunda elde
edilebilmesi imkânı ortadan kalktığı anda, artık o hakkı savunacak
kişilere de ihtiyaç kalmaz...
Adli mekanizma içinde hakkı savunacak kişilerle, hakkı tevzi edecek
kişilerin üzerini çizdiğinizde geriye ne kalacaktır?..
İşte 12 Eylül halk oylaması sonucunda [gerçekleşme ihtimali az da
olsa] var olan risk budur...
Hukuk Devleti'nin ortadan kaldırıldığı bir ortamda mahkemeler süstür.
Böyle bir ortamda hâkimler, "güç"e göbeklerinden bağlı memurlar haline
gelirler.
Avukatlar ise, tarihteki nitelikleri ve varlıkları ile övünen biçare
dinozorlar...
Gelin, bu ülkeyi adaletten soyutlamayalım.
Gelin, yok edilmeye çalışılan Hukuk Devleti'ne sahip çıkalım.
Gelin, hâkimleri gerçek birer "hâkim"... Avukatları gerçek birer hak
arayıcısı... Ve vatandaşı da, gerçek bir hukuk devletinde yaşamayı hak
eden özgür yurttaşlar kılalım...
Gelin hep beraber, hepimiz, omuz omuza verip bu Cumhuriyeti koruyalım,
kollayalım...
Mustafa Kemal Atatürk'ün "Gençliğe Hitabesi"ni bir kez daha okuyup [ve
bir kez daha kavrayıp,] 12 Eylül sabahı daha bir inançla ve sağlam bir
bilinçle sandığa koşalım...
Haydi!..

LÜTFEN "TIK"LAYINIZ:
www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap