50 milyon seçmen vardı. Yüzde 58 EVET, Yüzde 42 HAYIR sonuçla bir oylama
geride kaldı.



700 bin oy geçersiz sayıldı.  (Bu noktaya dikkat).  Ve halkın yüzde 23’ü oy
kullanmadı.



Öncelikle;



Bu süreçte, milyarlarca liralık rüşvet, sadaka, yardım,  iktidar partisi
eliyle dağıtıldı. Tüm basın yayın araçlarında   propaganda makinası EVET!
diye bağırtıldı. Diyanet, cami imamları, EVET kampanyası yaptı. Tüm illerde
Valilikler, ve kaymakamlıkların imkanları kullanıldı.,



TÜM BUNLARA KARŞIN,  bu millet  yüzde 42 oranında ‘HAYIR!’ dedi.



Yüzde 42’lik HAYIR, baskının ve propagandanın ve yayılan bilgi karmaşasının
boyutu düşünüldüğünde, küçümsenecek bir rakam değildir.



‘Umutsuz’luk girdabına kolay düşenlere ve ‘gideceğim bu diyarlardan’
mealinde  iletiler yollayan sevgili gençlere diyorum ki,  işte hep yazıp
çizdiğimiz ‘ecnebileşme’ budur!



Kaçmak,  milleti ‘aptallıkla’ suçlamak,  ‘3 kuruşa satılanlardan’ sözetmek ,
durumu görememektir. Kolayı seçmektir. Kendini rahatlatmaktır.



Zor olan ANLAMAKTIR…



Anlamamız gereken ilk mesele millet ÖZGÜR İRADESİYLE  ‘EVET’ dememiştir.



Karnı aç, beyni aç bırakılmış  olanlar, ne olduğunu bilmedikleri  ve
dillerinin bile dönmediği bir ‘referandum’un içinde yeralan 26 maddeye EVET
basmışlardır.  Anayasa değişiklikliğinin ülke yararına olacağına birileri
tarafından; köydeki, mahalledeki imam, güvendiği arkadaş, aile ve aşiret
reisi  ve her gün ekranda gördükleri kuklalar tarafından İKNA edilmişlerdir.



İkinci mesele,  bu İKNA’nın sebebidir.  Bu millet uzun zamandır MUHALEFETE
güvenmemektedir. Muhalefet yokluğu ve muhalefetin çeşitli kesimlerce, ‘güven
vermez uzantıları’  EVET demelerine neden olmuştur.



CHP ve MHP  gerçek muhalefet değildir. Ve halk aslında  muhalefet etiketi
altında duran partileri uzun zamandır  MUHALEFET olarak görmemektedir.



‘Batı eksenindeyiz’ diyerek, ABD’ye göz kırparak, ‘AB’ye biz sizi
sokacağız!’ diyerek, ‘kürt raporlarından’ sözederek,  birbirinden beter
işlere bulaşmış partilileri yüksek görevlere getirerek, Amerikan istihbaratı
ile Soros’la görüşüp, Bilderberglerde ağırlanarak,  yolsuzlukları
kanıtlanmış belediye mensuplarını parti içinde tutarak, çarşaf ve başörtüsü
söylemini ‘kullanarak’  ve ‘beyaz Türk’ burnu büyüklüğü içindeki öncü
kadroları, aç sefil halkla temasa sokarak, bir noktaya varılamayacağı
kanıtlanmıştır.



Önümüze bakalım!



Şimdi  tarih 13 Eylül.  3 ay önce bıraktığımız yerde, satılan fabrikalar,
her dört gençten birinin işsiz olduğu, nüfusun yüzde 14ünün de aç bilaç
işsiz sokaklarda dolaştığı, her gün şehitler verdiğimiz  ve ekranlarda
‘açılım’ın ve ‘özerkliğin’ tartışıldığı bir Türkiye vardı.  3 aydır, millete
referandum tartışması dayatıldı.  Şimdi başbakanın deyişiyle ‘BÜYÜK KAPI
açıldı!’  ‘Tarihi eşikten geçmiş bulunuyoruz!’



Önümüzdeki birkaç ay içinde , Başbakan’ın teşekkür ettiği ‘Okyanus ötesi’
(sadece cemaat değil ama ABD yönetimi), Başkanlık sistemini  ve federasyon
anayasasını devreye sokacak. Böylece  üniter devlete bir nokta koyma
çalışmaları hız kazanacak.



İktidar eliyle yeni bir anayasa yapılacak.  Bu anayasada  ‘Türkiye’nin
bölünmez bütünlüğü’ maddesi olmayacak.



Yargı, Yürütme ve yasama ile birlikte ABD- AKP arzularını yerine getirmekle
mükellef olacağı bir sisteme sokulacak.



Önümüzdeki süreçte, ‘halkın psikolojisi’ ile ince ayar oynanarak  Türkiye
topraklarından  çalınarak kurulacak bir kukla devlet fikri fiiliyata
geçirilecek.



Ermenistan ve Patrikhane konusunda  ABD’nin AB’nin istediği adımlar hayata
geçirilecek.



Medyada daha büyük bir yandaş dalga ortalığı saracak .



Ve Silivri’den geride kalan muhalif aydınlar büyük risk altında olacak.



Tüm bu koşullarda  Türk milletinin GERÇEK MUHALEFETE ihtiyacı vardır.  Türk
milleti, oy verdiklerine değil, oy vermediklerine bakmak lazımdır.



Bu millet  varolan  ‘muhalefeti’  desteklememekte, ya da ‘KERHEN’
desteklemektedir.



Muhalefete güvenemeyen bir millet yüzde 42 oyla bir Amerikan projesine
HAYIR! diyorsa, GERÇEK MUHALEFET ortaya çıkabilse, tümüyle  arkasında
birleşecektir..



Halk GERÇEK MUHALEFET’i beklemektedir!  Beklemeyi bırakıp,  o muhalefeti
kendi bağrından çıkarması gerektiğini,  bilinçaltından  fiiliyata geçirdiği
gün, Türkiye bambaşka bir sabaha gözünü açacaktır.



Bunu belli bir zaman  içinde beceremezse,  ülke SEVR haritasında ve bu
oylama sonuçlarını gösteren haritalarda yansıdığı gibi,  üçe bölünmüş
haliyle de kalmayacak, ABD’nin atadığı ‘krallar’ca yönetilen,  şehir
devletçiklere bölünerek  yokoluşa gidecektir.



Kendini bilmezlerce söylendiği gibi  ‘Atatürk ilkeleri’ toprağa gömülecek
‘EVRENSEL HUKUK’ teranesi kılıfında  faşizm egemen olacaktır.



Ben Türk milletinin tarihte yaptığı gibi, BU AŞAMADA   düşmanı şaşırtacağını
biliyorum!




<http://www.facebook.com/photo.php?pid=509981&fbid=159368494076398&op=1&view=all&subj=157622947582668&aid=-1&auser=0&oid=157622947582668&id=115002345179680>


-- 
Agaci koruyunuz... Gercekten ihtiyaciniz yoksa bu mesaji kagida
basmayiniz.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap