*Mehmet 
Tezkan<http://www.milliyet.com.tr/biz-de-bu-yayinlari-daha-once-gormustuk/mehmet-tezkan/yasam/yazardetay/24.09.2010/1293038/default.htm>
*
  *BİZ DE BU YAYINLARI DAHA ÖNCE GÖRMÜŞTÜK*

24 Eylül 2010

Memlekette ne zaman işlerine gelmeyen bir gelişme olsa.. Refleksleri aynı..
Bildik senaryo..
Bu filmi daha önce görmüştük..
Muhafazakârları kötülemek için yapılan tezgâh!..
Tophane saldırısında da aynısını yaptılar.. Meseleyi anlamadan, kavramadan
savunmaya geçtiler; olay ne baskınmış, ne saldırı..
Neymiş peki?
Trafikmiş!
Saldırganlığı, zorbalığı mazur göstermek için yine klasik yöntemi devreye
soktular; sanat galerisine gelenler iki türbanlı kadına laf atınca esnaf
çileden çıkmış!..
Ağır tahrik vardı başka ne yapsalardı demedikleri kalmış..
* * *
En hızlıları ne diyor?
Referandumdan evet çıkmasıyla korku söylemini yeniden hortlatmışlar..
Ve..
" Ancak akılcı olmayan bu iddiaları, 'somut' bir olayla desteklemek
gerekiyordu ki Tophane olayı çıkageldi.
Aranan delil bulunmuştu!"
Ne demek bu?
Evetçilerin, dolayısıyla askercilerin, darbecilerin, vesayetçilerin,
statükocuların tezgâhı demek!.
Allah'tan Ergenekoncular içeride.. Dışarıda adam kalmadığı için 'Ergenekon
işi' diyemiyorlar..
* * *
12 Eylül'den sonra çok şey değişecek diyordunuz ya..
Önce siz bu alışkanlığınızı değiştirin..
Maskeleme, üstünü örtme, çarpıtma, karartma işlerinden vazgeçin..
Tophane'de neler olduğunu bi anlayın..
Bize muhafazakârlar suç işledi dedirtemezsiniz anlayışından vazgeçin..
Her olayı laik tezgâha bağlamayın..
İsterseniz yaftalamayacağınız bir kişiden örnek vereyim.. Bakın Mehmet Altan
bu konuda ne diyor:
"İstanbul'un yeni çağdaş güzergâhı Tophane'nin değişimini taş, sopa ve biber
gazıyla durdurmak isteyen zorbalık gücünü nereden alıyor?
Acaba benzeri olaylarda yönetimin bu tür skandallara çok yüksek sesle ibret
olabilecek şekilde 'dur' dememesinden mi?
Muhafazakârlaşma ile demokratikleşme sınırı çok kalın çizilmedikçe, bu tür
zorbalığa teşne bir ortam güçleniyor."
* * *
Herhalde bu satırlarından dolayı Mehmet Altan'ı da evetçilerin oyununa
geldi, gizli tezgâhın parçası oldu diye suçlamazsınız..



*Bizim 'liberaller' gibi!*
Almanya kendini yok ediyor adlı kitabıyla Türk ve Müslüman göçmenleri
aşağılayan  Thilo Sarrazin hafta sonu tatili için İstanbul'a gelmiş..
Yemiş içmiş, gezmiş tozmuş, hoşça vakit geçirmiş..
Aşağıladığı Türklerin içinde mutlu olmuş.. Almanlar da bu duruma çok
şaşırmış..
Onlar şaşırabilir ama bizim için şaşırtıcı bir durum değil.. Yadırgamadım..
Biz bu duruma alışığız..
Nasıl mı?
Bizim 'liberal demokratlar'a bakın.. Faşistlerin (!) yaşadığı semtlerden
çıkmazlar, statükocu, askerci, darbeci diye suçladıkları insanların yanından
ayrılmazlar..
Onların gittikleri mekânlara bayılırlar..
Sarrazin'den ne farkları var!..



*Mehmet 
Tezkan<http://www.milliyet.com.tr/biz-de-bu-yayinlari-daha-once-gormustuk/mehmet-tezkan/yasam/yazardetay/24.09.2010/1293038/default.htm>
*







-- 

Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.


Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

http://ozkanbostanci.blogcu.com/

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap