Bülent Esinoğlu [email protected]
 22 Aralık 2010 15:56


*İki Adım İleri Bir Adım Geri*

*Bülent ESİNĞLU*

Amerikan destekli AKP ile Amerikan destekli PKK, gizli görüşmelerinin devam
ettiği artık herkesçe malumdur.



Her ne kadar, RTE " biz görüşmüyoruz, devlet görüşüyor" dese de kimin kim
ile görüştüğü besbelli.



Herhalde Türkiye'nin bölünme görüşmelerinde, görüşmeci olarak, köylü Mehmet
Ağa ile bakkal Hüseyin yapacak değil.



Yapılan gizli görüşmelerde, tarafların verecekleri ve alacakları karar
niteliğinde ki hususlar konuşulurken, Amerika'nın Açılım Planı gereğince,
"Demokratik Özerklik" aşamasının yürürlüğe konulması kararlaştırılmıştır.



Gizli görüşmelerin çok iyi bir anlaşma zemininde cereyan ettiği Meclis
Başkanının ifadelerinden anlaşılıyor. Sanki tek bir ekipmiş gibi çalışma
yapıyorlar. Kamuoyuna yapılan açıklamalardan bu anlaşılıyor.



PKK, secim döneminde, AKP'ye yardım etmek için ateşkes süresini uzatarak,
taviz vermiş oluyor. Secim döneminde PKK'nın da bir kazancı olması için
siyasallaşma sürecinin derinleştirilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Ve " *İki
Dilli Yaşam*" ı genel planın uygulama aşamalarından biri olarak gündeme
sokuyorlar.



Kaldı ki, seçim sonrasında "Bölünmenin Anayasa'sı" getirilecek, şimdiden
çalışmaların tamamlanması gerekiyor.



Bu kararlar zaten Bölge Parlamentosu görevini yapan Demokratik Toplum
Kongresinde alınmıştı.



PKK'nın siyasallaşmasının derinleşmesi, yani bölünmenin derinleşmesi, yani
bölünmenin somut şartlarının konuşulması aşamasına geldiklerini
düşünüyorlar.

Sözde AKP ile BDP(PKK) anlaşamamış gibi bir görüntü verilerek, PKK sanki bir
adım geri atıyormuş gibi yapılıyor. Kamuya "bizim Mecliste iki dil gibi bir
talebimiz yok açıklaması yapılarak, gerilim ayarlaması yapılıyor.



Meselenin dil meselesi olmadığı aşikârdır. Mevzi mevzi yürütülen gizli
bölünme anlaşmalarının aşamalarından birisidir.



Sorunun hala Kürt halkı ile Türk devleti arasında olmayıp, Devlet ile PKK
arasında olduğu aşikârdır.



Gizli veya açık görüşmeler sonucunda, PKK'nın siyasallaşma sürecine(bölünme
sürecidir) karşılık, PKK ateşkesi yürüttüğü bir kere daha teyit edilmiş
oluyor.



Ne yazık ki, ordumuzda bu ateşkese sessiz kalarak karşılık vermiş oluyor.



Şimdi bize, Türk halkına düşen de, Demokratik Özerklik"  ve resmi iki dil-e
alıştırılmamamız kalıyor.



Türk Ordusunun böyle bir durumda, yani Türkiye Cumhuriyeti Devletinin
bölünmesi resmi kuruluşlar vasıtası ile konuşuluyorken, ne yapıyor diye
sorarsanız, mahkemelerden, olmamış darbeler konusunda çıkacak adil kararları
bekliyorlar diye cevap vermek mümkündür.



*Türkiye bölündükten sonra ben orduyu ne yapayım*. Bana savaşmadan yenilen
bir ordunun varlığı ile yokluğu fark etmez.



Şimdi Kurtuluş Savaşından önceki günlerdeyiz. Gene bölünmemiz konuşuluyor.
Ordu terhis edilmiş. *Silahlarına sanki el konulmuş*.



Bölünme bu kadar elle tutulur, gözle görülür bir gerçekliğe dönüşmüş iken,
bu duruma seyirci kalmak, sonrada halktan bir talep yükselmiyor ki, biz ne
yapalım demek, sorumluluktan kaçmaktır.



Çözüm, milli devrimci bir iktidardır.

22.12.2010, [email protected]

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap