*Bir adalet ayıbı*

Hayır, bu oyuna gelmeyeceğim.
Ergenekon<http://www.milliyet.com.tr/index/Ergenekon>davasının bunca
hukuksuzluğunu bir kenara bırakıp bizi çekmek istedikleri
batağa, yani sarkıntılık iddialarına, bel altı şantaja girmeyeceğim.
"Kim kime asıldı" geyiklerine katılmayacağım.
Telefon dinlemelerin seksi bölümünün sızdırılması bana, Yassıada
duruşmalarında savcının, devrik Başbakan'ı itibarsızlaştırmak için
kasasından çıktığını iddia ettiği kadın külotunu, mahkeme salonunda
sallamasını hatırlatıyor.
O pespayeliğin utancını 50 yıldır yaşıyoruz.
Asıl meseleyi sıvamada kullanılan bu çamura bulaşmayacağım.
* * *
Onun yerine, kimsesiz bir davadan söz edeceğim bugün...
Hukuksuzluğun yeni bir kanıtından...
Hepimizin başına gelebilecek bir adalet ayıbından...
Önümde Edirne <http://www.milliyet.com.tr/index/Edirne> F-Tipi Cezaevi'nde
yatan ODTÜ <http://www.milliyet.com.tr/index/ODTU>'lü Hüseyin Edemir'in
mektubu var. Okudukça tüylerim ürperiyor.
"Kapana kısılmış fare gibiyim" diyor Hüseyin:
"Acı içinde çırpınıp bağırıyorum. Sesim,
zulüm<http://www.milliyet.com.tr/index/zulum>sağanağında eriyip
gidiyor. Ama bağırmaya devam edeceğim. Sesimi duyar
mısınız?"
Hüseyin, 2008'de Tarih bölümünden mezun olmuş. 2009'da ODTÜ ile Humboldt
Üniversitesi'nin ortak master programına burslu olarak kabul edilmiş. Bir
yandan Berlin <http://www.milliyet.com.tr/index/Berlin>'e gitmeye, bir
yandan da nişana hazırlanıyormuş. Borç harç nişan yüzüklerini almış. Tam
nişanlandığı gün, sıradan bir polis kontrolünde kimliğine bakmışlar.
Arandığını öğrenmiş.
"Bir hatadır, yarın bırakırlar" diye düşünmüş. Ama öyle olmamış. Ertesi gün
DHKP-C <http://www.milliyet.com.tr/index/DHKP-C> üyesi olmak iddiasıyla
tutuklanmış.
* * *
Meğer 11 yıl önce "Gençlik" dergisindeki aramada, bir bilgisayar disketinde
adı çıkmış.
Avukatlar bu belgenin delil sayılmayacağına dair örnek kararlar, bilirkişi
raporları sunmuş. 11 yıldır adresi, okulu belli olduğu halde niye
yakalanmadığını sormuşlar. Ama nafile...
1 Şubat 2010'da tutuklanmış Hüseyin; 4,5 ay sonra mahkemeye çıkarılmış.
"4,5 aydır sebepsiz yere yatıyorum" diye yakınmış. Mahkeme inadına bir
sonraki duruşmayı 5,5 ay sonraya vermiş.
1 yılda yalnızca 3 duruşma...
Bu arada 3 cezaevi değiştirmiş; sonuncusu geçen yılbaşı gecesi...
Türkiye<http://www.milliyet.com.tr/index/Turkiye>eğlenirken
Tekirdağ <http://www.milliyet.com.tr/index/Tekirdag>'daki hücresini basıp
onu bir ring aracına atmışlar ve Edirne'ye götürmüşler. "'İleri
demokrasi'nin yılbaşı hediyesi" diyor Hüseyin...
* * *
Önceki gün 4. duruşması vardı.
Bir sürpriz yaşandı. Savcı, "'Terör
<http://www.milliyet.com.tr/index/teror>örgütüne üye olmak', soyut bir
suçlama... Sanığın örgütle bağlantısını
ortaya koyan inandırıcı delil, tanık ya da eylemi yok" dedi. Üstelik davanın
10 yıllık zaman aşımını doldurduğunu söyledi ve sadece tahliye de değil-
beraat istedi.
Karar:
"Savcının beraat talebinin reddine...
Sanığın tutukluluğunun devamına..."
Hâkim kim?
Balyoz davasının hâkimi...
Hüseyin içerde 1. yılını doldurdu. Söz onun:
"Yegâne amacı iyi bir
akademisyen<http://www.milliyet.com.tr/index/akademisyen>olmak olan
hayatım, kör bir baltayla ikiye ayrıldı ve yarısı karanlığa
gömüldü. Eğitimim, hayatım altüst oldu. Nişanım ertelendi. Okul kaydımı
dondurdum. Bursum kesildi. Tutukluluğum infaza dönüştü. Bunca haksızlık
hangi vicdana sığar? Sonunda beraat edersem bu kaybettiklerimi kim, nasıl
telafi edecek?"
Sizin bir cevabınız var mı?
*Yoksa hâlâ "Kim kime asıldı"yı mı merak ediyorsunuz**?*

Can Dündar

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap