EY ADALET BAKANI VE İSTANBUL İKİ SAVCISI, ALLAH'IN GAZABI ÜZERİNİZE OLSUN!

Erdal SARIZEYBEK - 14 Temmuz 2011


Ey Adalet Bakanı ve İstanbul İki Savcısı, Allah'ın Gazabı üzerinize Olsun



*E*

*vet, yanlış duymadınız, sizlere beddua ediyorum hem de en ağırından.* Sayın
*Sadullah Ergin, Adalet Bakanı,* yanlış değil okuduğunuz, size beddua
ediyorum açık açık ve yürekten. *Sayın İstanbul Başsavcısı Turan Çolakkadı,
Sayın Başsavcı yardımcısı Zekeriya Öz*, bu sesi işitin ve sizlere ettiğim bu
bedduaları yabana atmayın. Yüce Allah'ın gazabı üzerlerinize olsun!

Bu sözlerimi duyunca hemen telaşlanmayın, *"dava açalım filan"* demeyin,
çünkü bu ülkede* beddua etmek* suç değil. Gerçi yakında bu da suç olacak,
bir kanun çıkarıp *"Hükümete ve savcılara beddua edenler beş ila on yıl ağır
hapis ve ömür boyu kamu hizmetlerinden men edilir" *diyeceksiniz ama
şimdilik bu *beddualarım suç değil,* onu biliyoruz ve açık açık size beddua
ediyoruz. Ancak sizlerin yaptığı kötülüklere karşın benim yaptığım beddualar
Allah katında günah ise eğer, Allah'ım beni affetsin, bunu da diliyorum...

*Kıymetli okurlar, sevgili kardeşlerim, bir insana haksız ve hukuksuz yere
bu kadar ağır saldırı yapılır mı ve bu saldırılara karşı bir insanın eli
kolu böylesi bağlanır mı? Diyeceksiniz ki bu öfke neden? Anlatalım...*

Biz kendi halinde bir insanız. Lüksümüz yoktur, şatafatlı bir yaşantımız
yoktur, otuz yıl Türk Ordusu'nda şerefle hizmet ettik, hep komutanlık
görevlerinde bulunduk, ülkemiz, bayrağımız ve insanımızdan başka hiç bir şey
düşünmedik. On yıl dağlarda gezdik, hudut boylarında terör ve kaçakçılıkla
mücadele ettik, bir kuruşa el sürmedik, alnımız açık, yüreğimiz sağlam, gün
geldi kendi isteğimizle emekli olduk. *Neden emekli oldunuz derseniz, Şener
Paşa, Levent Paşa ile Atilla albay kalbimizi kırdı, kırıldık, incindik, bu
yüzen emekli olduk, başka bir neden yoktur*.

Çocuklarımız bilsin için *Ya Gazi Paşa Duyarsa *diye bir kitap yazdık ve
başımıza gelenleri ve bize reva görülenleri açık açık anlattık. Bu kitabı
yazarken de, asla ordumuza kara çalmak ya da kötülemek gibi bir amacımız
olmadı, olamazdı zaten, biz Türk Ordusu aşığı bir insanız, kitaplarımızı
okuyanlar bunu iyi bilir...* Bir de bu kitapta Bülent Arınç Beyefendi'nin
annesinin Manisa'daki evini aramaya kalkışmamız olayı var. İşte her şey bu
kitabı yazdıktan sonra başladı...*

*Savcı Zekeriya Öz bu kitabı okumuş, bizi özel olarak İstanbul'a
çağırdı.*Kitapta yazılanları sordu, biz de saf saf ve açık açık
cevapladık tüm
sorularını. Kâtip evine gitmiş deyip, iki saatlik sorgu sonrası ifademizi
tutanağa geçirmedi. Baktık ki medya bu sorguyu aleyhimizde bir propagandaya
dönüştürüyor, hemen gittik olayı basına açıkladık ve *Adalet Bakanlığı'na
Savcı Öz'ü şikâyet ettik. Amacımız Öz, ceza alsın falan değil, kendimizi
kamuoyu önünde korumaktı, bunu yapmasaydık bize muhbir demeye dahi bazı
alçaklar kalkışacaktı*, bu önleyebilmek için yaptık şikâyetimizi... *İşte ne
geldiyse başımıza, bu şikâyetten sonra geldi...*

Savcı Zekeriya Öz ikinci Ergenekon(?) iddianamesini yazmış, yazmış ama bir
baktık ki bizim adımız da içinde var.* Manisa tanımadığım bir kişi ile
köstebek Yalçın Tanfer bizim aleyhimizde ifade vermiş. Hemen kalktık gittik,
doğru Adalet Bakanlığı'na Savcı Zekeriya Öz'ü görevini doğru dürüst
yapmadığı için bir daha şikâyet ettik. İki şikâyetimizi de reddettiler, biz
savunmasız kaldık. *Bakın sonrasında daha neler oldu...

Oğlum üniversitede okurken kredi almıştı, biz de yavaş yavaş geri ödüyorduk.
Bir gün kapıya haciz memuru dayandı,* "siz düzenli ödememişsiniz, ya hepsini
ödeyin bir haftada ya da haziz işlemi yapacağız"* dedi. Korktuk, alışık
değiliz böylesi hacizlere ve böylesi memurlara, hemen bulduk buluşturduk,
parayı yatırdık*. Tam "oh" derken, bir başka ödeme emri daha geldi, vakti
zamanında bir mahkemeye 70 lira eksik harç yatırmışız, "ya hemen ödeyin ya
da haciz" *diyerek yine kapıya dayandılar. *Tabi, lütfen hayal edin haciz
memurlarının kapıya gelişini, evdeki hanımın telaş ve endişesini, bunları
sizin hayal gücünüze bırakıyorum...*

Biz bunları yaşarken, bir gün bir başka tebligat, biz şüpheli, üstelik
İzmir'de çalıntı telefon satın almaktan. Tabi yine eve geldiler, yine bir
telaş. Verdik şüpheli olarak ifadeyi, dedik *"ne telefonu, ne
çalıntısı..."*Bir ay sonra savcılık kararı, takipsizlik,
*meğer olayla bir ilgimiz yokmuş bizim*. Hemen ardından alacaklı olduğumuz
bir şahıs gitmiş bir savcı bulmuş, oğlumuzu şikayet etmiş, hadi yeniden
şüpheli olarak ifadeye, ama yine takipsizlik yani biz suçlu
değilmişiz... *Peşinden
Maliye'den bir ödeme emri daha, üstelik 10 bin lira civarında bir vergi
borcu çıkarmışlar, "bir haftada ödeyin yoksa haciz"* diyorlar. *Bir telaş
koştuk vergi dairesine, incelediler, bir yanlışlık olmuş meğer vergi
borcumuz yokmuş... Halimizi siz anlayın*. Tüm bunlardan AKP siyasetini sorumlu
tutmuyorum ama başımıza gelenleri de sadece siz bilin istiyoruz...

Her halde işkence bitti derken, *ZAMAN GAZETESİ'nde manşet: "Erdal
Sarızeybek PKK ile uyuşturucu işi yapıyor!" Ardından diğer gazete ve
internet siteleri sanki bu haberi bekliyormuş gibi, yüze yakın medya unsunda
aynı anda" Sarızeybek toz işinde", "Sarızeybek PKK ile işbirliğinde"
gibisinden ne kadar terör, kaçakçılık, uyuşturucu gibi kötü kavramlar varsa
hepsinin yanında "Sarızeybek" adı da var, bakın işte halimize*... *Yine pür
telaş koştuk mahkemeye tekzip kararı aldık iki sene önce ama yayınlamadılar,
hala da yayınlamadılar, davamız sürüyor... *Hemen külliyetli miktarda
tazminat davası açtık...

Daha bu bitmeden *TARAF GAZETESİ, "Derecik'te ölüm kuyusu ve Erdal
Sarızeybek"* diye manşet attı. Yine koştuk mahkemeye, tekzip kararı aldık
ama yayınlamadılar, hala da yayınlamadılar, davamız sürüyor... Daha bu da
bitmeden bu kez *STAR, AKŞAM, BUGÜN, TARAF ve daha birçokları, manşet "Erdal
Sarızeybek Ergenekon Kasası", "Sarızeybek Eregenekon şüphelisi"*... Yine
koştuk mahkemeye, bu kez tekzip kararı alamadık ama tazminat davası açtık,
bütün davalar Temyiz'de ama bakın neler geldi başımıza ve neler oldu...

*Van Cumhuriyet Özel Yetkili Savcısı Zaman Gazetesi hakkında açtığımız
davaya bakan mahkemeye bir yazı gönderdi ve dedi ki "Erdal Sarızeybek PKK
ile uyuşturucu işi yapmaktan şüphelidir"...* Tabi hemen davayı kaybettik,
birkaç bin lira avukat ücret ödedik ve Temyiz'e gönderdik. *Davayı
kaybedince Van Cumhuriyet Savcılığı bu kez bir karar gönderdi, bu
takipsizlik kararına göre, meğer suçsuzmuşuz, PKK ile bağımız yokmuş,
uyuşturucu işi de yapmıyormuşuz... *Halbuki ortada ne uyuşturucu var, ne örgüt
var, ne de PKK var, Şemdinli'den bir kilo bal istedik, gizli bir müneccim
bulmuşlar, bu bal olmuş uyuşturucu, hepsi bu, ama davayı kaybettik biz ve
ağır maddi zarar uğradık...

*Taraf Gazetesi'ne açtığımız davayı kazandık, o da Temyiz'de şu an ama
tekzibi hala yayınlatamadık...*

Gelelim Ergenekon(?) terör örgütü kasalığı ve üyeliğine...Biz açığız, gizlimiz
saklımız olmaz bizim, açtığımız davayı da kazanacağımızı bekliyoruz ama
mahkemeden bir karar, bütün davaları kaybetmişiz! Neden mi? Çünkü Savcı
Zekeriya Öz mahkemeye bir yazı göndermiş ve bizim için *"Ergenekon Terör
örgütü şüphelisidir"* demiş! Altı dava var, *altı avukata ödediğimiz ücret
12 bin lira*... Mahkeme masrafları filan hariç... Bir insan nasıl beyninden
vurulmuşa dönerse o şekilde biz de döndük... Şimdi biz bir emekliyiz, her
emekli gibi geçinmeye çalışıyoruz... *Bir evimiz var, banka kredisiyle
alınmış, ipotekli... Bir arabamız var, 98 model, 350 bin kilometrede...
Yazdığımız kitaplardan gelen bir maddi destek, onun dışında bir şeyimiz yok*...
Ergenekon(?) kasası değiliz, örgüt üyesi değiliz, sade bir vatandaşız...
*Avukatımız
hemen parayı istiyor, yoksa hacze gelecekler diyor...* Halimizi hiç sormayın...

*Uçar gibi gittim İstanbul'a, evime bile haber vermeden... Doğru Turan
Çolakkadı Savcımıza gittim, dinledi ve "size karşı bir haksızlık yapılmış"
dedi. "Ama dedi ben yapmadım, gidin Zekeriya Öz'le görüşün",* dedi...Gittik
Öz'e. Dedik, *"Sayın Savcım, neden bu yazıyı yazdınız, neden davayı
kaybettirdiniz, şimdi bu parayı nasıl ödeyeceğiz biz"*, dedim.* "Bankadan
kredi çek", dedi. "Banka kredi vermiyor", dedim. "Öyleyse niye dava
açtın",*dedi.
*"Ne yapayım Sayın Savcım, ne kaçakçılığımız kaldı, ne örgüt üyeliğimiz, ne
de örgüt kasalığımız, topluma tüm bunları ben nasıl anlatacağım", dedim.
"Polisler yazmıştır"*, dedi. *"Ama ben ilgileneceğim, kısa sürede bir karar
çıkaracağız"*, dedi. Hemen oturdum, orada bir dilekçe yazdım, alın ifademi,
dedim. Ne yaparsanız yapın ama bu işi bitirin dedim. Aradan geçti üç ay, ne
karar çıktı ne de düzeltme. Aradan beş ay geçti ses ve seda çıkmayınca hem
İstanbul Başsavcılığına hem de Adalet bakanlığına birer şikâyet dilekçesi
gönderdim, inanır mısınız, dilekçelerime cevap dahi vermediler...

Söyleyin şimdi ben beddua etmeyim de kimler etsin, şu çektiklerimize bir
bakın...

*Üç yıldır telefonlarımız dinliyorlar, banka vesaire ne varsa arıyorlar,
araştırıyorlar, izliyorlar, bilgisayarlarımızı takip ediyorlar, sizce bu
bıçak artık kemiğe dayanmadı mı!*
*Ya ailemizin çektikleri! Ya çocuklarımız! Ya uğradığımız ağır maddi ve
manevi kayıplar! İpotekli evimi satıyorum şimdi bir nefes alabilmek için,
hak, hukuk, adalet mi bu!*

Yeter artık! Bir ömrü verdik biz kaçak ve terörle mücadeleye, on yıl
dağlarda gezdik, altı yıl gece hiç uyumadık, dört yıl nerdeyse evimize hiç
gitmedik, sonunda bunları mı yaşayacaktık biz!

*Beddua ediyorum Sayın Adalet Bakanı Sadullah Ergin, size beddua ediyorum,
Allah'ın gazabı üzerinize olsun!*
*Beddua ediyorum Sayın Başsavcı Turan Çolakkadı, bu işi zamanında çözmeyip
beni Zekeriya Öz'ün insafına terk ettiğiniz için! Allah'ın gazabı üzerinize
olsun!*

*Size de Sayın Zekeriya Öz, başta size beddua ediyorum, beni bu işlere
bulaştırdığınız için, gerçek dışı yazı yazıp haklı olduğum davalarda beni
haksız çıkarıp ağır maddi ve manevi kayıplara yol açtığınız için. Allah'ın
bütün gazabı üstünüze olsun!*
*Sizlerden korkmuyorum, elinizden geleni ardınıza koymayın!*

*Hiç korkum yok sizlerden, ister baskın deyip, ister dalga dalga operasyon
deyip gelip evimi arayın! İsterseniz düzmece CD'ler hazırlayın, "SARIZEYBEK
TEK BAŞINA HÜKÜMET'İ YIKACAKMIŞ" diyerek kâğıtlar yazın. Gelin gözaltına
alın! Gelin mahkemenizde tutuklayın, korkum yok!*
*Onur ve şerefle geçen bir ömrün sonunda yaşamı zindan ettiniz insanlara,
Allah nasıl biliyorsa sizi öyle yapsın ve*

*ALLAH'IN BÜTÜN GAZABI ÜZERLERİNİZE OLSUN!
*

http://www.altayli.net/articles.php?article_id=1456*
*

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap