Soruyor, neden o dönemde görev yapan iki genel kurmay başkanı ve kara
kuvvetleri komutanının altında görev yapan herkesi darbeci diye
yargılıyorsunuz da, onları hariç tutuyorsunuz?
Bunlar Genelkurmay Başkanları Org.Hilmi ÖZKÖK, Org. Hakkı Karadayı ve
Kara Kuvvetleri Komutanı Org.AytaçYALMAN'dır.
İşte bakın söylediğim oluyor.
Astlar artık üstlerini sorguluyor, onlardan şüphe ediyor, onlara güvenmiyor.
Onlara soruyor.
Neden bizi harcadınız?
Neden bizlere ihanet ettiniz?
Neden bize kurulan tuzağa ortak oldunuz?
Haaa merak etmeyin, şimdiki komutanlara daha da ağır sorular soruluyor.
Elbette kafalarda, kapalı kapılar ardında.
Onlara deniyor ki?
Siz de tuzak kuranlara ortak mısınız?
Siz de bizleri harcayacak mısınız?
Emirler verip, kenara çekilecek misiniz?
Şehitlerin yakınlarına, gazilere yaptıkları görevler suçlama olarak
yöneltilecek mi?
Bu ordu artık iflah olmaz.
Tipik bir Osmanlı ordusu haline geldi.
Yeni bir Balkan Savaşı yenilgisini bu millet artık kaldıramaz.
Bir an evvel ne yapacaklarsa yapsınlar.
Bu ülke, bu bölgede uzun süre güvenlik zaafiyeti içinde var olamaz.
Yetki kimdeyse, cemaatçiler mi, AKP hükümeti mi, Yeşil Sermaye
oligarkları mı, TUSİAD'çı zenginler mi?
Artık bir an evvel harekete geçsinler.
Mevcut subayların tamamını terhis etsinler, var olan bütün Harp
Okullarını ve Akademilerin kapatsınlar.
Yerlerine badem bıyıklı mı, çember sakallı mı, molla traşlı mı olur,
nasıl olursa olsun yetiştirsinler.
Hemen en kısa sürede yeni pilotlar, deni denizciler, yeni subaylar
yetiştirsinler.
Ya da defolup gitsinler.
Başka yolu yok.
Bu ordu artık ne ABD'ye, ne AB'ye, ne küresel oligarklara, ne cemaatlere
yaramaz.
Ünlü bir mürtecinin söylediği gibi yaralı bırakmayın.
Isırır, sonra ortalara dökülürsünüz, dövünür, ovunursunuz.
Vay ben demokrasi mücahidiydim, vay ben mağdurdum diye ortalarda gezinir
durursunuz.
Yarım bırakmayın, yoksa bu millete de büyük kötülük yaparsınız.
İkilik olan bir ordu, bu millete yeni bir Balkan Savaşı yenilgisi yaşatır.
Bakın benden söylemesi.
Ne halt edecekseniz edin.
Ya herru, ya merru..
Ya devlet başa, ya kuzgun leşe.
Oraj POYRAZ
KARADAYI PAŞA, 28 ŞUBAT İDDİANAMESİ VE ÇEVİK PAŞA'NIN TEDİRGİNLİĞİ
Basına yansıyan haberlere göre 28 Şubat iddianamesinde sona gelinmiş.
Yaklaşık 8 aydır sabırla iddianameyi bekleyen biz 60 _" günah keçisi''
_için sevindirici bir haber bu.
Lakin bu sevindirici haberle birlikte garip bir durumla da karşı
karşıyayız... İddianameyi hazırlayan Sn.Başsavcı 8 aydır ilgili ilgisiz
pek çok kişiyi çağırıp sorgulamasına, ifadesine, bilgisine veya görüşüne
başvurmasına rağmen hala dönemin 1 numaralı asker kökenli aktörü, bütün
olayların en yakın tanığı, herşeyi bilen ve hepimizin komutanı konumunda
olan Genelkurmay Başkanımız (E) Org.İsmail Hakkı KARADAYI'nın bilgisine
başvurmadı.
_" TSK darbeyaptı"_ deniyor, soruşturma açılıyor, iddianame hazırlanıyor
ama 28 Şubat 1997'deTSK'nın başında bulunan kişiye daha tek soru
sorulmadı. Sizce de garip değil mi?
Oysa onun-başta Batı Çalışma Grubu (BÇG) olmak üzere- döneme ilişkin
vereceği bilgilerinsoruşturmanın yönünü belirleyecek, gerçeklerin ortaya
çıkmasını sağlayacak en hayatibilgiler olması beklenir.
Acaba Sn.Başsavcı Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu'nun Karadayı Paşa
ile görüşmesini yeterli görüp sadece Komisyon Raporuna giren bilgilerle
yetinmeye mi niyetli?
Eğer öyleyse bu kesinlikle kabul edilemez.
Sn.Başsavcı'nın Karadayı Paşa'yı mutlaka çağırarak, bize gösterdiği
belgeleri ona da gösterip;
-_"Bunlardan haberiniz var mıydı?"_
-_"BÇG ile ilgili şu şu belgelerden haberdar olmamanız mümkün mü?"_
-_"GenelkurmayBaşkanı olduğunuz dönemde, Genelkurmay Karargâhında, sizin
emrinizde görev yapan Genelkurmay 2 nci Başkanı, Genelkurmay Genel
Sekreteri, J Başkanlarından herhangi biri (örneğinHarekât Başkanı,
İstihbarat Başkanı vb.) ya da Genelkurmay Adli Müşaviri sizebilgi
vermeden, görüşünüzü almadan veya sizden habersiz bir şekilde Kuvvet
Komutanlıklarına emir yazısı gönderebilir mi?
Yahut MGK Genel Sekreterliğine,Bakanlıklara "GENELKURMAY BAŞKANINA"_
diye yazı gönderebilir mi? diye sorular sorması gerekiyor.
KaradayıPaşa'nın bilgisine başvurmadan, bu soruların yanıtını almadan
iddianame hazırlanabilir mi?
Tabii halböyle olunca insanın aklına bambaşka sorular geliyor.
Acaba, diyorum;
1) Sn.Karadayı'nın ifadesi alınırsa bu davanın daha baştan çökeceğinden
mi korkuldu/korkuluyor?
2) Aynı soruyu şöyle de sorabiliriz:
Davayı mümkün olduğunca uzatabilmek ve böylece _"içeridekileri"_ mümkün
olduğunca uzun süre orada tutabilmek amacıyla mı onun ifadesine
başvurulmuyor?
3) Eğer çağırılırsa, ifadesinin sonunda onu da tutuklamak zorunda
kalınacağı riski ve endişesi olduğu için mi sorgulan(a)mıyor?
4) Onun söyleyeceklerinin özellikle hükümete yakın başka birilerini zor
duruma düşürmesinden mi çekiniliyor?
5) Son olarak, bilhassa şuna dikkatinizi çekmek isterim.
Balyoz tutukluları, o dönemin Genelkurmay Başkanı Org.Hilmi ÖZKÖK ve
Kara Kuvvetleri Komutanı Org.AytaçYALMAN'ın ifadesine başvurulması
konusunda çok ısrar etmiş, ama mahkeme bu talebi dikkate almamıştı.
Şimdi aynı durum bizim başımıza da mı gelecek?
Her sohbette Karadayı Paşa'dan büyük bir saygıyla söz eden Çevik Paşa'yı
da bizleri de tedirgin eden husus işte bu...
Şu halde bakın ki, Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu 28 Şubat
dönemine ilişkin esas soru sorulması gereken Fadime ŞAHİN, Müslüm
GÜNDÜZ, Ali KALKANCI gibi sembol isimleri çağırmamış, hatta kanımca
bundan bilerek ve özenle kaç(ın)mıştı.
Şimdi iddianamenin çıkmasına ramak kala, savcılığın yine dönemin 1
numaralı aktörünü hala çağırıp bilgisine başvurmaması sizce de manidar
değil mi?
Saygılarımla,01.12.2012
Alican TÜRK
(E)Sosyolog Albay
1 No'lu F Tipi Kapalı CezaeviA-2/5
SİNCAN
--
Oraj POYRAZ
Cok ziyaret usandirir,az ziyaret dostluga zarar verir.
Hz omer (r.a.)
Oraj POYRAZ
Kurmusoldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
Ayrilmak isterseniz de:
[email protected]
Arzuederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Ben,ManeviMiras olarak,
Hicbir Ayet, hicbir Dogma,
Hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...
K.Ataturk
Dogu vilayetleri halkinin, Ermeni cetelerinin acimasizligina ve
taarruzlarina hedef olmus, en buyuk felaketi gormus bir unsur olmak
sifatiyla, birlik ve fedakarlik luzumunu en once takdir ettikleri
iftiharla gorulmektedir.
(16 Haziran 1919)
K. ATATURK
Ingiliz ulusuna karsi besledigim sevgi ve hayranlik duygularimi babam
Sultan Abdulmecit'ten miras aldim.
Umidimi Allah'tan sonra Ingiltere'ye bagladim.
VAHDETTIN (Osmanli Padisahi) - 15.10.1920
Bir ulus kendi icindeki aptal ve hatta muhteris olanlarla bas edebilir
Fakat icersindeki satilmis ve hainlerle yasayabilmesi olanaksizdir.
Sinirlari zorlayan dusman silah ve alemlerini acikta tasidigi icin daha
az tehlikelidir.
Fakat bir hain, hain gibi gorunmez,
kurbanlari ile ayni aksanda konusur,onlarin cehresine burunur ve
onlarin argumanlarini kullanarak ulusun politik yapisina nufuz eder,
butun kapilardan serbestce gecer, sesi en ust duzey hukumet
koridorlarinda duyulur,
ulusun ruhunu curutur
Politik yapiya her turlu hastalik bulastirarak yasam gucunu elinden alir
Bir katil daha az korkuludur.
Marcus Tullius Cicero
(M.O.106-M.O.43)
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to
[email protected].
For more options, visit this group at
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.