*Ekonomi yorumcuları uçuyor!
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2013/04/ekonomi-yorumcular-ucuyor.html>*
Ekonomi bilimi giderek çamura daha çok batıyor. İnsanlar her gün
okudukları ekonomi yorumlarını daha az anlıyorlar. Ekonomi ve finans
okuryazarlığı artması gerekirken giderek azalıyor. Hayatın neredeyse en
önemli boyutu olan ekonomi, oluşturduğu literatür ile toplumsal bir
antipati yaratmış durumda. Yaratılan bu karmaşık literatürün içinde
sadece insan yok demek hata olmayacaktır. Yüksek egolu ekonomi
yorumcuları, son derece sığ olan ülkemiz piyasalarını kaotik bir hale
döndürmeyi başarmış durumdalar.
Ülkemiz ekonomi ve finans literatürü iki ana akım yaklaşıma sahip.
Akademik düzeyde yapılan çalışmalar ekonomistlerin bile anlayamayacağı
karmaşık bir matematik ve istatistik üzerine kurulu. Bol alıntılı ve
formüllü bu yazıları okuyan neredeyse yok gibi. Ekonomi bilimi insanı
karmaşık bir formüller bütünü olarak görüyor.
Gazete, televizyon ve dergilerde gördüğümüz ikinci ana akım yaklaşım ise
aritmetiksel. Rakamlar, oranlar ve yüzdeler üzerinden yapılan çıkarımlar
ile ekonomik sonuçlara ulaşılmaya çalışılıyor. İyi tahsilli genç kuşağın
yaratıcılığı, sözbilim ve anlamabilime katkıları ile hızlı bir gelişim
trendi yakalayan bu stil şu an ülkemiz ekonomi hayatına da hakim
durumda. Aritmetiksel ve kavramsal çıkarımlar ile yapılan bu yorumların
da insan boyutunu görmezden gelerek mekanik bir görüntü sergilediği
açıkça ortada. Karşıt argümanların çarpıştığı bu tarz bir literatürün
sıradan insan için faydalı olamadığı rahatça görülüyor. Finansal
okuryazarlığı henüz "South sea bubble" seviyesinde olan bir toplum için
bu tür bir yaklaşımın doğru model olması mümkün değil.
Matematik, finans ve istatistik gibi disiplinlerin işbirliği ile yapılan
yorumlarla, genç yorumcuların entellektüelleşmedeki seyrelme seviyeleri
fazla olmasa da, dinleyicilerin kavrayış derinliğinin düşük seviyelerde
olduğu nedense gözden kaçırılıyor. Konular, farklı disiplinlerden alınan
kavramlar ile anlaşılmaz hale getirilerek suiistimal ediliyor.
Yorumcuların belli bir konuda bilgi sahibi olmaları, epistemolojik
gereksinimler göz önüne alınmadığı zaman, gelişigüzel tespitlerin
yapılmasına neden oluyor. Ekonomi biliminin içinde yer alan kural,
teori, açıklama ve nedensilliğin gizli anlam belirsizlikleri içerdiği
bilinen bir durumdur. Gerekli felsefik bakış açısının genç kuşak ekonomi
yorumcuları tarafından geliştirilmemiş olması, popülerleştirme düzeyinde
yarım yamalak bir kavrayış olarak belirmekte ve neden bahsettiğini
bilmeyen bir görüntü ortaya çıkmaktadır.
Anlaşılmaz olan ifadelerin derin anlamlar taşıdığını düşünen genç kuşak
yorumcular ele aldıkları konularda, kofluk ve sıradanlıklarını saklamak
için karmaşık bir dil kullanarak belirsiz söylemlere yönelmektedirler.
Belirsiz ve kapalı jargonlarını teknik bir dil kullanımı ile
hafifletmektedirler. Oysa yapılması gereken basit bir dil ile
savundukları olguyu destekleyen kanıtları sunmaktır. Ama bunun yerine
dinleyici ve okuyuculardan niteliksel bir sıçrama yaparak anlaşılmaz
söylemleri anlamalarını beklemektedirler.
Ekonomi bilimi aslında bir metin ya da bir çıkarımsal sunum değildir.
Ekonomi, hayatın basit metaforlarını sunan bir depodur. Genç yorumcular,
belirsiz, öngörülemez veya kaotik olan ekonomik olguların yapısal
karmaşıklığını sözel bir tarzda analiz etmenin cazibesine fazlasıyla
kapılmaktadırlar. Belirsizlik adeta roman haline dönüştürülmektedir.
Günlük hayatın dilinden derin bir sapma vardır.
Matematik ya da fizik gibi bilimlerin nedenselliği ile problemlerin
çözümüne çalışılmakta, yetersizlikler paradigma değişiklikleri ile
sunulmaktadır. Matematiksel olarak 0'a yaklaşan bir rakam üzerinden
tükenme yorumu yapmak insan hayatı için doğru bir analiz olmayabilir.
Olasılıklar düzeyindeki çıkarımlar, sosyal ve ekonomik olguları
açıklamakta yeterli olmayabilir. Bu tür indirgemeci yaklaşımların, genç
yorumcuların ivedi görevleri olmadığı maalesef gözden kaçırılıyor.
Halbuki yapılması gereken eğer bir araştırma varsa incelenen somut
olayların sunulmasıdır. 0'a yaklaşan oranın gerçek hayatta nasıl bir
değişim yarattığının ortaya konulması yeterlidir. Zaten karmaşık bir
alan olan ekonomi, bir de matematik ve istatistik gibi bilimlerin
istilasına sokulmamalıdır. Üstelik bunu coşkulu sezgilerle edebi bir
tasvire indirgemenin de hiçbir anlamı yoktur.
Bilimsel ve teknik kavramları tıpkı aşılmaz bir otorite gibi kullanmak
başarılı bir yöntem değildir. Sıradan insanın tanıdığı tek otorite somut
ve algılayabileceği gerçeklerdir. Olumsuz bir senaryoyu halkın gözünde
inandırıcı kılmak için Roubini'nin pohpohlanmasına gerek yoktur.
Bulanık çözümlemeler finansal okuryazarlığı düşük kitleler üzerinde her
zaman cazibe yaratmaktadır ve genç yorumcular bunu çok iyi
bilmektedirler. Bu sayede yapılan yorum isabetsiz olduğunda, yanlış
anlaşıldığını savunarak kendini aklayabilecektir. İyi tahsilin belki de
somut olarak işe yaradığı tek yer burasıdır.
Otoritesel kanıtlamalar ve ekonominin neredeyse kutsal sanılan
metinlerine yaslanılarak vakit kaybedilmekte, problemlerin gerçekçi
şekilde sınanması göz ardı edilmektedir. Oysa dile ve kuramlara
güvenerek, gerçekten ne kadar uzak olunduğunun saklanılamayacağı
açıktır. Ya da birkaç matematiksel çıkarım ile gerçeğe ulaşılamayacağı
ortadadır. Gerçeğin belirli bir toplum ve kültür ile ilişkilendirilmeden
bir şey ifade etmeyeceği bilimsel bir olgudur. Fakat ekonomi
uzmanlarımızın kafalarındaki tek gerçek, gelişmiş ülkelerden taklit
yoluyla alınan finansal çıkarımlar ve matematiksel yorumlamalardır.
Ekonomi ve finans literatürümüz, finansal okuryazarlığı yeni yeni
gelişmeye başlayan bir toplum için hiç de istenilen bir noktada
değildir. Açık düşünme, açık konuşma ve açık yazma hep arka plana
atılmaktadır. Bilimsel literatürün zaten hiç kimse tarafından
anlaşılacak bir yanı yoktur. Giderek buna sözlü literatür de
eklenmektedir. Yapılan yorumların sıradan insan için kullanılabilir
olmadığı ortadadır. Ardı ardına mantık sıçramaları ile sunulan finansal
olgular, karanlık sularda nilüfer yaprakları üzerinde sıçrayan
kurbağalar gibi görünmektedir. Bulanık söylemlerle yaratılan entelektüel
sahtekarlık, hem düşünsel hem de toplumsal hayatı zehirlemektedir. Oysa
herkesin bildiği gibi gerçek basit olandır. Ekonomi yorumcularının
gerçek diye sunduğu ise kurgu ve gerçek arasında bir yerlerdedir. Dile
aşırı odaklanan gösterişli jargon ile elitizm yaratılmakta, toplum
demagojik olarak sömürülmektedir.
Ekonomi literatürü ülkemizde parodiye dönmek üzere. Fakat bu kimsenin
umurunda değil. Ekonomi yorumcuları kendilerini toplum karşısında
Einstein ya da Feynman gibi konumlandırarak yüksek bir ego içine
giriyorlar. Ekonomi dünyasının gerçeklerini, finansal okuryazarlığı
düşük olan bir toplum bugün belki anlamıyor olabilir. Ama ekonomi
yorumcularının da anlamadıkları bir şey var. Bugün olmasa da bir gün bu
gerçeği onlar da anlayacaklar:*_Bilgiye saygı duymak ile laf
kalabalığına saygı duymak aynı şey değildir. _*
a45UyF587661-201304041342-8
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
--
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Yolumuzun ortasinda inek oturmus, yolumuzu kapatiyor, menzile ulasmamizi
engelliyor.
Inegi yolumuzdan once lafla, usul usul, sonra evvelallah sizlerin
yardimiyla, artik nasil olursa, nasil denk gelirse kaldiracagiz.
Inek olarak Laik Cumhuriyeti ve AtaTurk devrimlerini kastediyor.
O donem yaninda oldugu Erbakan hocasinin kanli mi olacak, kansiz mi
soylemini bir baska sekilde seslendiriyor...
Recep Tayyip Erdogan.
Basbakan olduktan sonra
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Ben,Manevi Miras olarak,
Hicbir Ayet, hicbir Dogma,
Hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...
K.Ataturk
Daha gun o gun degil, derlenip durulmesin bayraklar.
Dinleyin, duydugunuz cakallarin ulumasidir.
Saflari siklastirin cocuklar,
Bu kavga fasizme karsi, bu kavga hurriyet kavgasidir.
Nazim Hikmet Ran
"Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu?
Fakat bunu yapmaya gucu mu yok?
Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir.
Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi?
Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir.
O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu?
O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur.
O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu?
O zaman kotuluk nereden geliyor?"
(Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.)
EPICURE
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]
Ayrilmak isterseniz de:
[email protected]
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.