*Ne kadar az bildiğini bilmeden ne kadar çok şey biliyorsun!
<http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2013/04/ne-kadar-az-bildigini-bilmeden-ne-kadar.html>*

Ekonominin hiçbir temel ilkesi aklıselim ve sağduyu ile harmanlanmadığı
sürece gerçek bir kılavuz olamıyor maalesef. Fakat bu ekonominin
ilkelerinin yetersiz olduğu anlamına gelmesin. Ekonomik mantık kusursuz
bir şekilde işler. Ancak ekonomik mantığı işleten insan faktörü işin
içine girdiğinde başta istediğiniz sonuçları elde etmeniz pek mümkün
olmayabilir.

İktisadi kalkınmanın tüm gelişmekte olan ülkelerde çözmesi gereken temel
sorun nasıl daha iyi yollar yapılacağıdır. Bu basit gibi görünen soruna
ekonominin getirdiği çözüm kusursuzdur. Devlet nasıl bir yol istediğini
belirler. Tüm özellikleri ayrıntılı şekilde yazar. Sonra bu şartları
sağlayacak olan kuruluşları davet eder ve bir ihale düzenler. Yoldan
beklenen özellikleri en düşük bedelle sağlayacak olana iş bırakılır. Bu
klasik bir ihale sistemidir ve ekonomik mantık olarak halkın parasının
boşa harcanmaması açısından oldukça mükemmeldir. Peki ama bu model ne
kadar başarıyla işler?

Tüm dünyada siyasetçiler ve yol müteahhitlerinin "kazan-kazan oyunu"
oynadıkları herkesin düşüncesidir. Aynı yolların kısa aralıklarla
bozulup yeniden yapılması, yolların kısa sürede tahrip olması ya da
planlama yetersizliği sonucu daha geniş yolların yapılması bu
düşünceleri güçlendirir. Hatta birçok insanın kafasında sabit bir
düşünceye döndürür: "Yolları yapanlar ve yaptıranlar parayı götürüyor.
Bu yol böyle yapılmaz! Ben olsam..."

Şimdi basitçe düşünelim, suçlu kim? Hatalı bir yol inşaatında suç
devlette midir? Devletin, tüm ihale sürecini şeffaf bir şekilde
yürüttüğünü varsayarsak devlet açısından herhangi bir suiistimal sorunu
olduğunu söylemek mümkün değildir. O zaman sorun firmalardadır. Yol
inşaatı, kum ve taş gibi malzemelerin yanı sıra epeyce bir el emeği
gerektirir. Müteahhitler genellikle tüm girdileri yerel piyasadan
tedarik ederler. Böyle bir durumda yapı malzemeleri, beton ya da
asfaltın hangi fiyattan satın alındığı bilinemez. Ekonomik modelin
burada çaresiz kaldığı açıktır. Çünkü model müteahhidin en kaliteli
malzemeyi tedarik edeceğini ve bunu en kaliteli işçilikle yapacağını
düşünür. Ama bu maalesef böyle işlemez. İnsan faktörü, yol yapım işi
için geliştirilen ekonomik modeli hiç istenmeyen bir yöne doğru çeker:
Yolsuzluk!

Kusur eğer ekonomik modelde değilse insandadır. Peki ama kimde? Gelin
öyleyse yol yapım işinde kimin suçlu olduğunu bulmaya çalışalım.

Ekonomist Ben Olken bu sorunun yanıtını gelişmekte olan bir ülke olan
Endonezya'da aramaya karar verir. 600'den fazla köy yolunun yapımı için
Dünya Bankasından sağlanan kaynağın nasıl kullanıldığını da merak
etmektedir. Bunun için bir plan oluşturur. Köy yollarını yapacak
firmalar üç gruba ayrılır. Birinci gruba, yapılan yolların devlet
görevlilerince denetleneceği bilgisi verilir. İkinci gruba yapılan
yolların köy meclisleri ve ihtiyar heyetleri tarafından sürekli kontrol
edileceği söylenir. Üçüncü gruba ise hiçbir şey söylenmez ve kendi
hallerine bırakılır. Ne dersiniz, kim daha çok yolsuzluk yapar sizce?

Araştırmayı yürüten Ben Olken'in öngörüsü üçüncü grubun yolsuzluk
yapacağı, birinci ve ikinci grubun yapmayacağı yönündeydi. 600'den fazla
yol tamamlandıktan sonra deneyimli mühendisler tüm yolları incelerler ve
sonuçları açıklarlar. Üçüncü grupta yer alan firmalar, yol için
kendilerine ödenin paranın %30'unu çalmışlardır. Bu şaşırtıcı bir
orandır. Çünkü %30'luk bir çalıntı, ihale tutarının büyüdüğü durumlarda,
çok büyük paraların karşılıksız olarak halkın cebinden müteahhitlere
aktarılması anlamına gelecektir.

Devlet görevlilerince denetlenecekleri bilgisi verilen birinci gruptaki
müteahhitler ise gerçekten şaşırtıcı bir sonuca imza atmışlardır.
Denetleneceklerini bildikleri halde kendilerine ödenen paranın %20'sini
çalmışlardır. Denetim, hırsızlığı sadece üçte bir oranında azaltmıştır.

Peki ya ihtiyar heyeti ve köy meclislerinin sürekli denetlediği
müteahhitler ne yapmıştır dersiniz? Halkın temsilcileri aracılığıyla köy
yollarını yapanlar sürekli denetlenmiş ve tüm çalışmaları kontrol
altında tutulmuştu. Ama sonuçlar açıklandığında herkes tam anlamıyla şok
olmuştu. Köy meclislerince kontrol edilen müteahhitler de tıpkı üçüncü
gruptakiler gibi %30 oranında hırsızlık yapmışlardı. Müteahhitler
maalesef köy ahalisinden pek çekinmemişlerdi. "Yolları yapanlar ve
yaptıranlar parayı götürüyor. Bu yol böyle yapılmaz! Ben olsam..."
diyenler de müteahhitlere hiç engel olamamışlardı maalesef.

Endonezya'da yapılan bu araştırmanın dünyanın geri kalan kısmı için ne
kadar etkili bir gösterge olacağı tartışılır. Ama burada üzerinde
tartışılmayacak bir gerçek var. "Ben olsam..." diye başlayarak tüm
problemlere çözümler getirenlerin büyük kısmı işin gereği olan uzman
bilgiye sahip olmadığı için problemin daha da büyümesine neden olurlar.
Herkesi dolandırıcı kendini dürüst, herkesi kötü kendini iyi ya da
herkesi aptal kendini akıllı görenlerin büyük bölümü maalesef
kendilerini iyi tanımayanlardır. Gördükleri şey ise tamamen hatalıdır ve
muhtemelen görülmesi gerekenin tam tersidir.

Medeniyetin ilerlemesi, ancak ekonomik modellerin başarılı şekilde
işletilmesi ile gerçekleşir. İnsan faktörü işin içine girdiğinde ise
modeller başta belirlenen hedeflere ulaşmada sapma yaşarlar. Bu sapmayı
yok edecek olan yine insanın kendisidir ve bunun tek yolu da bilgiden
geçmektedir. Yani sorun, kontrol edenleri kimin kontrol edeceği sorunu
değil, insanların kontrole mahal bırakmayacak davranış standartlarını
yakalaması sorunudur. Aksi takdirde suçlunun kim olduğu önemli değildir.
Suçlu bir insan olduğuna göre, ha müteahhit ha vatandaş, ne fark eder!

İnsanların ne kadar az şey bildiğini bilmeden bu kadar çok şey biliyor
olmaları gerçekten şaşırtıcıdır!

 

a45UyF587661-201304281010-8
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>


-- 
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Yalanlamak ve reddetmek icin okuma!
. . . . . .
Inanmak ve her seyi kabullenmek icin de okuma!
. . . . . .
Konusmak ve nutuk cekmek icin de okuma!
. . . . . .
Tartmak, kiyaslamak ve dusunmek icin oku!.

F.BACON
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]  Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]

        Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
        Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.




-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.


Cevap