------------------------------------------------------------------------

  Özlem YÜZÜAK - Sıcak Eylül: Ekonomik Kriz, Protestolar, Kürt Açılımı
  ve Kapıdaki Savaş

Büyük oyunda sona gelindi ve bütün çanlar aynı anda çalmaya başladı.
Farklı sesler...
Tonları ise giderek yükseliyor.
Anlayacağınız, AKP iktidarının etrafındaki çember giderek daralıyor.
Nasıl mı?

- Önce ekonomi ile başlayalım: Dolar 2.015, benzinin fiyatı 5 liraya
ulaşmış durumda.
Faizler 20 ay aradan sonra tekrar 2 haneye çıktı.
Piyasalar müthiş tedirginlik içinde.
Aslında ekonomide bozulma aylar önce başlamıştı.
Üzeri örtülmeye çalışılıyordu.
Şimdi örtü açıldı.
2 milyona yakın insan kredi kartı borcunu ödeyemez durumda.
Borcun borçla ödenme dönemi bile tıkandı.
AKP'nin ekonomiyi ayakta tutma politikasının dinamosu konut ve emlak
sektöründe giderek şişen balon patlama noktasında.
Bozulmanın baş sorumlusu ise hem küresel konjonktürü iyi okuyup buna
göre önlem alamayan, hem de iç ve dış siyasette yaptığı hatalarla,
faturanın ekonomiye çıkmasına neden olan hükümet.
(Erdal Sağlam, 26 Ağustos 2013)

Evet, küresel ekonomideki gelişmeler AKP iktidarının gündeminde pek yer
alamadı.
Çünkü o kendi ekonomisini zaten sıcak para, kentsel dönüşüm, rant ve
tüketim üzerine oluşturmuştu.
Dünya ekonomisinde likidite muslukları kapandı.
Daha kapanmadan çok önce bundan en çok etkilenecek ülkeler arasında
Türkiye'nin de adı geçiyordu.
Elimde 23 Ağustos tarihli Le Monde gazetesinin Ekonomi eki var.
ABD Merkez Bankası Fed'in faiz politikalarında değişikliğe gitmesinin
baş kurbanlarının gelişmekte olan ülkeler olduğunu vurguluyor.
Özellikle de Brezilya, Türkiye, Güney Afrika, Endonezya ve Hindistan'ın
en fazla etkileneceğini belirtiyor.
Önceki gün de IMF Başkanı Lagarde, bizim gibi gelişmekte olan ülkeler
başta olmak üzere, küresel bazda yeni bir kriz tehlikesi bulunduğuna
dikkat çekmişti.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak'ın saptamaları son derece önemli: *
"Hükümet ve ekonomi yönetimi yıllardır yaptığımız uyarılara rağmen
küresel likiditeyi yönetme becerisini gösteremeyip, TL'nin suni şekilde
şişmesine kayıtsız kaldı.
Hızla artan borçlara ve döviz açık pozisyonuna da göz yumdu.
Bu ortamda şirketler de döviz cinsinden borçlarını hızla artırdı.
AKP iktidara geldiğinde 85.5 milyar dolar olan ülkemizin döviz açık
pozisyonu, 2012'de 420 milyar dolara çıktı.
Başbakan'ın sevdiği şekliyle, milli gelire oran olarak, yüzde 37.1 olan
ülke döviz açık pozisyonu, 2012 itibarıyla yüzde 53.3'e sıçradı.
Türkiye G-20 içinde döviz açık pozisyonu en yüksek ikinci, bize benzer
ekonomiler içinde ise en yüksek döviz açık pozisyonuna sahip ülke haline
geldi.
Bu kırılganlıklar neticesinde Türkiye, ABD Merkez Bankası'nın para
musluklarını kapatma sinyalini verdiği 22 Mayıs'tan bu yana güneş görmüş
kar gibi erimeye başladı.
Dolar kuru 1.84 TL'den 2.03 TL'ye kadar çıktı, faizler 20 ay sonra
yeniden çift haneye sıçradı, şirketlerimizin piyasa değeri 150 milyar TL
eridi."*

- Ülke içinde muhalefet ve AKP iktidarının icraatlarına tepki giderek
artıyor: Haziran ayındaki patlak veren Gezi Olayları AKP'nin toplumu
dini kurallara göre şekillendirmesine, demokrasiden giderek uzaklaşarak
otoriter bir rejimin oluşmasına tepki olarak doğdu.
Ve büyüdü.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve şürekâsı ise bu tepkilerden ders almak
yerine taviz vermez üslubu ile gerginliği daha da artırdı.
*"Bizim yüzde 50'miz"* vurgusu ile toplumu daha da kutuplaştırdı.

Bugün AKP'nin kadına biçtiği role, eğitim politikalarına, yargı
bağımsızlığının yok edilmesine, muhalif seslerin susturulmasına, doğal
kaynakların sorumsuzca tüketilmesine karşı oluşan tepkiler sadece
fişlemelerle, gözaltılarla, polis terörüyle bastırılmaya çalışılıyor.

Kürt açılımında süreç çöküşe gidiyor: AKP'nin özellikle seçimlerin
yaklaştığı bu dönemde en büyük başağrılarından biri de Kürt açılımının
geldiği nokta.
Bunu bizzat KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık, BBC Türkçe'ye verdiği
röportajında *"hükümetin barış sürecinin nasıl ilerleyeceği konusunda
bir planı ve programı yok, hatta büyük bir savaşa hazırlanıyor"* diyerek
ifade ediyor.
Ancak açılım öyle *"şimdi olmadı, ama seçimlerden sonra bakarız"*
diyerek ya da oyalayarak geçiştirilecek noktada değil.

*"**Tabanımızı tutmakta zorlanıyoruz"*diyen Bayık, hükümete adım atması
için 1 Eylül'e kadar süre verdiklerini, adım atılmazsa bu tarihten
itibaren geri çekilmeyi durduracaklarını belirtiyor. 

Ve savaş çanları... 

Büyük resmi ortaya koyduktan sonra gelelim savaş çanlarına.
Diğerlerinden farklı olarak savaş çanlarını çalan bu kez AKP hükümeti.
Hem de aylardan beri.
Hem de ısrarla.
Ekonomik krizin her kesimde hissedilmeye başlaması, AKP politikalarına
tepkinin artması ve Kürt açılımının tıkanması, bugün hükümetin artık baş
etmekte zorlandığı konular.
Halının altına süpürme dönemi ise sona erdi.
Oysa Suriye'ye müdahale bu 3 önemli gündemi bir anda aşağıya çeker.
Ne dersiniz?
Suriye ile olası bir savaşa bir de bu gözle bakalım mı?

[email protected] <mailto:[email protected]> 

 

------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-201307301451-05
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
 

zaryop:jaro

Turkiyenin guvenini amac edinen, hicbir baska ulusun aleyhinde olmayan
bir baris yolu, her zaman bizim ilkemiz olacaktir.

K.Ataturk
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
[email protected]  Ayrilmak isterseniz de :
[email protected]

        Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
        Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.




-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/groups/opt_out.

Cevap