* Erdoğan'a yüzlerce suikast ihbarı geldi <#mozTocId28397>
      o "SAVCIYA TESPİTLERİMİZİ AKTARDIK" <#mozTocId630118>
      o "FENERBAHÇE TARAFTARI TARİH YAZMIŞTIR" <#mozTocId582862>
      o "AYNI SENARYOLAR OYNANMIŞ" <#mozTocId337292>
      o "12 KİŞİ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMUŞ" <#mozTocId184489>
      o HSYK BAŞMÜFETTİŞİ İLE OLAN GÖRÜŞMESİ <#mozTocId978800>
      o "TUTUKLANACAĞIM BANA DAHA ÖNCE SÖYLENDİ" <#mozTocId12969>
      o "HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI OLACAKTI" <#mozTocId185152>
      o İRTİCA EYLEM PLANI İDDİALARI <#mozTocId564098>
      o "BUNU SÖYLEMEK AYIPTIR" <#mozTocId58860>
      o "MAHKEMEDE SAVUNMA YAPMADIM" <#mozTocId433596>
      o İNTERNET ANDICI TARTIŞMASI <#mozTocId421970>
      o "BİR TANE ÖRNEK GÖSTERİN AMA YOK" <#mozTocId155535>
      o "O DAİREYE NE GİDERSE ONAYLANIYOR" <#mozTocId80300>
      o "TOLON'A İŞKENCE YAPIYORLAR" <#mozTocId786590>
      o "FETHULLAH GÜLEN'İN VAAZINDAN SONRA..." <#mozTocId646081>
      o "ASKERİ SAVCILIK SORUŞTURMAYA GEREK YOK KARARI VERDİ"
        <#mozTocId350403>
      o "BÖYLE BİR PLAN OLMAZ" <#mozTocId61571>
      o "CEMAATTEKİ BU İNSANLARI AYIRALIM" <#mozTocId600712>
      o "TSK'DAN HAİNLER DE VAR" <#mozTocId574733>
      o "İKİLİ GÖRÜŞMELERİMİZDE AKTARDIM" <#mozTocId238512>
      o "CEMAATCİ POLİSLERİN İSİMLERİ" <#mozTocId203130>
      o ÖZEL KUVVETLER OLAYI <#mozTocId466802>
      o "BAŞBAKAN'A ZAMANINDA SÖYLEDİM" <#mozTocId805947>
      o "SUİKAST İHBARLARI DA OYUN" <#mozTocId903659>
      o "DARBELER DÖNEMİ BİTMİŞTİR" <#mozTocId591594>
      o "ÜLKENİN GÜVENLİĞİ İÇİN ÖNERİDE BULUNUR" <#mozTocId546128>
      o "27 NİSAN MUHTIRASI" <#mozTocId998086>

Başbuğun konuşmaların şöyle bir okudum.
Evet, kişisel olarak mağdur olduğunu söylüyor.
TSK‘nın da hedef seçildiğini söylüyor.

Ama, şimdi cemaatçi memurların da mağdur olduğunu söylemiş.
Benzerlikler bulmuş.
Askerlerin maruz kaldıklarıyla, cemaatçi memurlar arasında.
Bir anlamda ortaya edilmiş şu çok büyük kazuratın faili olarak iktidarı
ve şahsen RTE’ı göstermiş.
İktidar günah keçisi, cemaat ise sütten ak kaşık olmuş.
Cemaati kenara çekmiş, aklamış.

Ben doğrusu bu konuşmaları cemaate yönelik bir göz kırpma olarak anladım.

Ve bütün bu demeçe bakarsanız, göreceksiniz.
Yıkılan cumhuriyet, şeriatçı kalkışma, bölücülerin cumhuriyet karşısında
zafer kazanmış olmaları, ülkenin hemen şu önümüzdeki günlerde resmen
bölünecek olması falan hiç yok.
Bir de bütün bu mizansenin gerçek senaristi, yönetmeni, rejisörü falan yok.

Amerika Birleşik Devletleri(ABD) yok.
En önemlisi budur.

Ben diyorum ki, yeterli olmamış.
Bu adamın akıllanması için bir kaç yıl daha içeride tutulması gerekiyormuş.
Hala daha şahsıyla ilgili olarak konuşuyor.
TSK‘nın kurumsal kimliği yok.
Cumhuriyetin temel ilkeleri, felsefesi, birlik ve bekası yok.
Keşke tabur komutanlığından daha yüksek seviyede terfi etmemiş olsaymış.
Çünkü kalibresi o kadarmış.

Sonuçta Genel Kurmay Başkanlığı, Orgenerallik sırmalı üniformadan ibaret
değil.
Yürek isteyen tarafları var ve zaten olmalı.
Bu yolda ilerleyen kişi eline beş liralık bir ayna alacak, tuvalette
maçasına bakacak.
Yiyor mu, yemiyor mu ona bakacak.
Ya bu yola hiç girmeyecek, ya da hakkını verecek.
Haaa, aynısı başbakan, cumhurbaşkanı denilen şahıslar için de geçerli.
Bu iş saraylar inşaa ettirmekten ibaret değil, sıkıntılı anları da olacak.
Bu kesin.

Ve kamuoyuna seslenirken söyledikleri bundan ibaret.


Saygılar.
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA

------------------------------------------------------------------------


  Erdoğan'a yüzlerce suikast ihbarı geldi

30.12.2014 - 07:01

www.borsagundem.com

Genelkurmay eski başkanı İlker Başbuğ, Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı
günlere ilişkin bomba açıklamalar yaptı

İlker Başbuğ, tutuklanacağı haberinin kendisine mahkeme öncesi bir takım
kanallardan iletildiğini söyledi. Başbuğ ayrıca, cemaati işaret ederek
/*"Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik yapılan 100'lerce suikast
ihbarlarının düzmece olduğunu biliyorduk ve bunu söyledik"*/ dedi.

Genelkurmay Eski Başkanı İlker Başbuğ, Ergenekon ve Balyoz davaları
sürecinde tiyatro oynandığını iddia etti. Kendisiyle birlikte 12 kişinin
bu süreçle ilgili şikayetçi olduğunu anlatan Başbuğ, Türkiye'deki
hukuksuzluk sürecinin takipçisi olacağını, cezaevinden çıkıştı verdiği
sözü tutacağını söyledi. Tutuklanacağı haberinin kendisine günler öncesi
önemli bir kanaldan iletildiğini söyleyen Başbuğ, o dönemde Bilgin
Balanlı'nın da hava kuvvetleri komutanlığının elinden alındığını anlattı.

İlker Başbuğ, CNN Türk'te Ahmet Hakan'ın sorularını cevapladı. Çağlayan
Adliyesi'nde savcıya verdiği 5 saat süren ifadenin detayları hakkında
bilgi veren Başbuğ, Ergenekon ve Balyoz davalarında tiyatro oynandığını
iddia etti. Başbuğ canlı yayında şunları söyledi;

"Saat 10.30 gibi Çağlayan'a gittik. Uzun bir görüşme oldu. Ben bu arada
5-6 kez canlı yayına çıktım. Özellikle TSK'nın emekli ve muazzaf
personeline yönelik, asılsız iddialar gizli tanıklar ve iftiralar
konusunda da konuşmaya çalışıyorum. Bu konuda ilk kez programa çıkıyorum
doğrudur. Dediğim gibi Çağlayan'da uzun bir görüşme oldu. Elbette burada
tüm detayları konuşmaya çalışacağız. En azından kamuoyuna doğru olarak
yansıtılmasının doğru olduğunu düşünüyorum.


    /*"SAVCIYA TESPİTLERİMİZİ AKTARDIK"*/

Ben kendi konumumla sınırlamıyorum bu konuyu. Ben 2008-2010 yılları
arasında Genel Kurmay Başkanlığı yaptım. O süreçte gördüklerimizden
hareket ederek, tespitlerimizi ilgili makamlara sundum. Bunu benim gibi
herkes yapması Erdoğan'a yüzlerce suikast ihbarı geldigerekiyor. İşgal
ettiği makam bunu gerektiriyor.


    /*"FENERBAHÇE TARAFTARI TARİH YAZMIŞTIR"*/

Bu süreçte sadece TSK'nın asker, emekli ve muvazzaf personeli mi mağdur
olmuştur? ODA TV davası da Ergenekon davası kadar beni ilgilendiriyor.
Fenerbahçe davası için şike davası süreci de beni ilgilendiriyor. Şike
davası sürecinde Fenerbahçe taraftarı tarih yazdı. Ben taraftar olmaktan
onur duyuyorum ama taraftar olmasam da bu hususa dikkat çekerdim.


    /*"AYNI SENARYOLAR OYNANMIŞ"*/

Bahsettiğiniz tüm mahkeme süreçlerinde (Balyoz, Ergenekon, casusluk
davaları) , birbirlerine çok benzediğini görüyorum. Hemen hemen aynı
senaryolar oynanmış. Hatırlar mısınız Ergenekon iddiasını kim ortaya
atmıştı? Tuncay Güney'in bir açıklaması var /*"tiyatroya benziyor"*/
diye. Ben de bu şekilde düşünüyorum. Birisi senaryoyu yazdı. Filmi çeken
var, oyuncular var. Oyuncular olarak bizlerdik. Bir de seyirciler var.
Seyirciler kim?


    /*"12 KİŞİ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMUŞ"*/

Ben çok olumlu gördüm (ifade verdiği savcı). Bu konunun önemini anlamış
olarak gördüm. Sadece ben değil bugüne kadar 12 kişi suç duyurusunda
bulunmuşlar. Ben İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu konu üzerinde
titizlikle duracağını düşünüyorum. Bize bir haksızlık yapılmıştı bunun
takipçisi olacağım. Bu konuda verdiğim sözü tutuyorum.


    HSYK BAŞMÜFETTİŞİ İLE OLAN GÖRÜŞMESİ

HSYK Başmüfettişi de aynı zaman da Ergenekon ve Balyoz Davaları'nda
HSYK'nın yetki ve sorumluluk alanında çalışıyor. Onların durumu biraz
daha farklı. Avukatım kanalıyla, HSYK'ya yaptığımız müracaatlar var.
İşlem yapılmamış, biz söyleyene kadar. Yeni HSYK'da bir hayli dosya
bırakmışlar. Zaten başmüfettiş gece gündüz bunlara çalışıyor. Hakikaten
önemli bir şey. Türkiye'de hukuk katledildi, adalet katledildi, daha
nasıl söyleyeceğiz. Bir ülkede adalet sistemine güven azalmışsa o ülke
bitmiş demektir. Bunun tesisi devlete ve devletin ilgili kurumlarına
düşüyor.


    /*"TUTUKLANACAĞIM BANA DAHA ÖNCE SÖYLENDİ"*/

5 Ocak'ta öğleden sonra, şüpheli olarak ifadeye gittik. Böyle bir kararı
da bekliyordum. 27 Aralık 2011 Çarşamba günüydü çok iyi hatırlıyorum.
Bir haber geldi, özel bir yerden. Dediler ki siz yakın zamanda,
Ergenekon davası nedeniyle tutuklanacaksınız. Bu kanaldan gelen bilgiler
genellikle doğrudur.


    /*"HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI OLACAKTI"*/

Bakın Mayıs 2011, görev başında olan bir orgeneral tutuklandı. Orgeneral
Bilgin Balanlı benimle birlikte çalıştı. Bu arkadaşımız normalde Hava
Kuvvetleri Komutanı olacaktı. Bu arkadaşımızın elinden bu görev alındı.
Bilgin Balanlı tutuklandıktan sonra aklımdan geçmedi değil. Artık daha
yukarıda birisi olmazı lazım.

Biliyorsunuz Eylül 2011'de de Genel Kurmay Karargahı'nda, benim emrimde
çalışan arkadaşlarımız, hukuk tarihine geçecek bir rezaletle internet
andıcıyla suçlandılar. İnternet andıcıyla insanların suçlanması Türk
hukuk tarihine büyük bir leke olarak geçecektir. Bunlar yazılıp,
söylenecek. Eylül'de de arkadaşlarımız, benim emrimde olan arkadaşlarım
tutuklandı.


    İRTİCA EYLEM PLANI İDDİALARI

27 Aralık'ta da bu haber geldi. İlkay'a söyledim; ancak o böyle bir
durum söz konusu değil (tutuklanacağı iddiası) dedi. 13 Ağır Ceza
Mahkemesi benim hakkımda suç duyurusunda bulundu 30 Aralık 2011
tarihinde. Ben neredeyse üç yıl sonra, hemen hemen aynı günlerde ben bu
kez suç duyurusunda bulundum. Çıkarken de tek bir kelime söyledim Allah
büyük... Allah büyük...

4 Haziran 2009'da ABD'de resmi temaslardaydım. Avukat Serdar Öztürk ve
aynı zaman da Levent Göktaş'ın da avukatı. Bunun ofisinde (Serdar
Öztürk'ün hukuk bürosu) 4 Haziran'da arama yapılıyor. Serdar Öztürk o
anda yok ve Ankara dışında galiba. Böyle bir aramayı zaten bekliyor
Serdar. Ofisinde hiçbir şey yok. Geliyorlar, masanın üzerinde bir
klasörü açıyorlar ve bu iddia edilen "İrtica Eylem Planı'nın fotokopisi
bulunuyor en üstte. Akıl var mantık var, böyle bir belge olsa orada
durur mu? Serdar Öztürk'ün ifadesine göre 3 Haziran gecesi ofise
girilerek bunun konulduğunu söylüyor.


    /*"BUNU SÖYLEMEK AYIPTIR"*/

Bu nedir fotokopi... Bizim bundan henüz bilgimiz yok. 12 Haziran'da bu
medyaya yansıyor. Ben bunu daha önce de söyledim. Polis verdi o gazeteye
bu belgeyi, sözde planı. İlginçtir ben de 12 Haziran'da yine yurt
dışındayım. Sabahı görüştüm dedi ki Işik Koşaner Paşa ile de görüştük,
böyle bir olay da var. Biz Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Savcıyığı
tarafından bu konunun soruşturulmasını istiyoruz diyorlar. Bende buna
destek veriyorum. Peki nasıl yansıdı iddianameye. Ayıp buradan söylemek
bunu. Diyor ki Genelkurmay ikinci başkanının, beni araması ve bunu
söylemesi örgüt ilişkisi olarak değerlendiriyor, savcı ve hakimler.


    /*"MAHKEMEDE SAVUNMA YAPMADIM"*/

O iddianameyi aldıktan sonra mahkemede, /*"Bu iddianameye göre savunma
yapmak Türk Ordusu'na hakaret olur"*/ dedim. Ben mahkemede kesinlikle bu
konulara girmedim ve savunma yapmadım.


    İNTERNET ANDICI TARTIŞMASI

Benim suçlanmamın ana unsuru internet andıcıdır. Yasal bir kağıt
parçasıdır bu. Karargah içerisinde hazırlanmıştır. Tamamlanmamıştır ama
buna girmeyelim biraz teknik bir konu. İnternet andıcında, dört internet
sitesinin açılması isteniyor. Bunlar açılmıyor ama...

13 Ağır Ceza Mahkemesi'nin benim hakkımda suç duyurusunda bulunmasının
tek nedeni bu /*"internet andıcıdır"*/. Yargılama oldu, 5 Ağustos
2013'te karar verildi. Ben terör örgütü kurmak ve yönetmekle suçlandım.
Güldüm geçtik, dünya güldü geçti. Bir Genelkurmay Başkanı, terör örgütü
kurmakla suçlanıyor. İkinci suçlama ise /*"darbe ortamı"*/
oluşturmaktır. Ben Genelkurmay Başkanıyken, /*"örgüt lideriymişim ve
darbe için kara propaganda yapıyormuşum"*/. Suçlama bu! Ben söylemedim
ama avukatlarım, benim için mahkemeye /*"bir tane bu kara propagandaya
örnek internet sitesi gösterin"*/ dediler. Mahkeme ortaya koyabildi mi?
Hayır yok... Kaldı ki benim dönemimde bir tane bile internet sitesi yok.


    /*"BİR TANE ÖRNEK GÖSTERİN AMA YOK"*/

Buradan tekrar bağırıyorum, bir tane koyun benim dönemimde böyle kara
propaganda yapan site. Koyamadılar, koyamazlar. O siteler kapalı çünkü.
Ağustos 2008'den Şubat 2008'e kadar açık ama polis raporu da zaten o
dönemde bu sitelerde birşey yok diyor.

Savcı diyor ki bu internet andıcında bir suç yok; ama şaşırmayın bakın
şimdi. Savcı /*"eğer açsaydı, suç işlenecekti"*/ diyor ve beni bunla
suçluyor. İddianamede bu var. Ben bu kadar rezalet bir mahkemede nasıl
savunma yapabilirim.


    /*"O DAİREYE NE GİDERSE ONAYLANIYOR"*/

İstanbul casusluk olayını ne yazık ki mahkeme onayladı. Konu Anayasa
Mahkemesi'nde. Yargıtay 9'uncu dairesi neyi onayladı Balyoz'u onayladı
en son da Hanefi Avcı'nın davasını onayladı. Gösteriyor ki bu 9'uncu
daireye ne giderse onaylanıyor. Aksi bir durum varsa göstersinler.

Arkadaşlarımız Anayasa Mahkemesi'ni müracaat ettiler. Bir sene geçti,
buradan bir vatandaş olarak sesleniyorum. Anayasa Mahkemesi neden bunu
bekletiyor. Bu insanlar hakikaten işkence çekiyorlar.


    /*"TOLON'A İŞKENCE YAPIYORLAR"*/

Malatya üzerinde duruluyor. Burada da çok büyük bir oyun var. Burada da
benim sınıf arkadaşıma Hurşit Tolon'a maneve işkence yaptılar ve hala
yapıyorlar. Bir insana darbeci diyebilirsiniz ki bu yaralar. Eğer siz
bir insana menfur bir cinayetle suçlarsanız o zaman öldürürsünüz.

Bırakın asker olmayı, normal bir vatandaşla ilişkilendirilebilir mi
böyle bir olay. Ben kendimden ne kadar eminsem, Hurşit arkadaşımdan daha
fazla eminim. Olmaz böyle olamaz.


    /*"FETHULLAH GÜLEN'İN VAAZINDAN SONRA..."*/

İlker Başbuğ, Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlandığı iddia
edilen /*"İrtica ile Mücadele Eylem Planı"*/nın tamamen kurmaca olduğunu
iddia etti. Kurulan kumpaslar için cemaati işaret eden Başbuğ, bir
avukatın ofisine yapılan baskında ele geçirildiği iddia edilen plandaki
ifadelerin, Fethullah Gülen'in aylar önce yapılan bir vaazında aynen yer
aldığını söyledi. İşte Başbuğ'un o sözleri;

/*"İrtica ile Mücadele Eylem Planı"*/ tamamen kumpastır. Bugün konuşulan
Tahşiyeciler olayıyla bu İrtica ile Mücadele Eylem Planı bakın nasıl
birbirine benziyor. 6 Nisan 2009'da bir açıklama var, cemaat lideri
tarafından. Bu tamamen aslında Tahşiye olayı ile ilgili. Orada bir cümle
var, /*"Aman dikkatli olun. Sizin odalarınıza silah koyarlar, bomba
koyarlar, sonra size silahlı terör örgütü üyesi yaparlar"*/ diye bir
açıklaması var. Evet bunları söyleyen Fethullah Gülen.

Şimdi o iddia edilen İrtica ile Mücadele Eylem Planı'na plana bakıyoruz.
4 Haziran'da bulundu bu belge. Fethullah Gülen'in bu konuşmasından iki
ay sonra ortaya çıkan bu belgede neler yer alıyor. Bakın sözde o planda
/*"Askeri suç kapsamında yapılacak IŞIK evleri baskınlarında, silahlı
terör örgütü oluşturmak doğrultusunda silah ve yeterli metaryallerin
bulunması sağlanacak. Sonra da Fethullah Gülen'in evleri bu konuda terör
örgütü olarak kabul edilecek"*/ diyor. Bakın o sözler (Fethullah
Gülen'in vaazındaki uyarısı) buraya da bu girmiş.

Bakın yine planı okuyorum. Diyor ki İskender Evrenesoğlu ile Ömer Öngüt
gibi (Fethullah Gülen'e karşıtlığıyla bilinen isimler) hazır
beklettiğimiz elemanlara, medyadik eylemler ve söylemler yaptırılacak.
Bunlar Fethullah Gülen gibi isimler üzerinde bir benzerlik sağlanacak.
Biz böyle yapacakmışız.


    /*"ASKERİ SAVCILIK SORUŞTURMAYA GEREK YOK KARARI VERDİ"*/

Bu planı servis eden kişi diyor ki Nisan ayında hazırlandığını iddia
ediyor. Nereden çıkardınız bu tarihi? Bu planda bir kere tarih yok. Biz
zaten soruşturma açıyoruz. Gidiyor askeri savcılık ve o dairenin tüm
bilgisayarlarına el koyuyor. Bu süreç 24 Haziran'a kadar sürdü, o
süreçte o kadar saldırı yapıldı ki. Diyor ki askeri savcılık, /*"bu
fotokopiden bir bir kovuşturmaya gidilemez"*/ açıklaması yaptı. Ben de
daha sonra bir açıklama yaptım ve kağıt parçasıdır, hukuki bir tarafı
yok dedim. Kaldı ki eğer yeni bir delil çıkarsa tekrar başlayabilir diye
konuştum.


    /*"BÖYLE BİR PLAN OLMAZ"*/

Böyle bir plan Genelkurmay'da hazırlanmaz. Bir kere böyle bir görevimiz
yok. Bu konuda Başbakanlık'ın planı var, sonradan yürürlükten
kaldırıldı. Orada varsa biz de böyle bir plan hazırlanmaz. Bu plan
kesinlikle, tamamen sahte olduğu gözüküyor. Yazı olarakta bakılsa,
akademide böyle bir yazıyı yazan sınıfta kalır. Yapılan öyle hatalar var
ki çok amatörce.


    /*"CEMAATTEKİ BU İNSANLARI AYIRALIM"*/

Cemaat deyince, şunu ayıralım. Bu cemaat yapılaşmasını, kendi siyasi,
ekonomik, kişisel menfaatleri için kullananlar var. Hatta buradan TSK'ya
yönelik bazı olayların arkasında grup var. Biz buna karşıyız. Cemaatin
içinde olan ve bu konularda habersiz olan tertemiz insanlar da var.
Cemaate, samimi duygularla olan insanlarımız olabilir. Bu olaylardan
habersizdir. Bunu ayıralım lütfen. Çünkü bu konu çok hassas bir konu. 14
Nisan 2009'daki konuşmamda da ilk defa bu konuyu açtım. Orada cemaatle
ilgili bir değerlendirmem var. Bakın din bir toplum için geçerlidir.
Dine karşı olamassınız. Bizi en çok rahatsız olan şey ise /*"TSK din
karşıtı olarak"*/ gösterilmiştir. Bu çok yanlıştır. Bizim karşı
olduğumuz şey güzel dinimizi kendi siyasi ekonomik ve kişisel ilişkileri
için kullananlara karşıyım.


    /*"TSK'DAN HAİNLER DE VAR"*/

Bunları yapan örgütlü bir yapı. Bir kişinin iki kişinin yapacağı bir
olay değil. Kesinlikle örgütlü bir yapı, belki bazı yerlerden de destek
alıyorlar bilemiyorum. İsim veremem; ancak içerisinde polis, hakim savcı
ve TSK'dan da bazı hainler de var. Olmadan olmaz çünkü bu belgeleri veren.


    /*"İKİLİ GÖRÜŞMELERİMİZDE AKTARDIM"*/

2008-2010 sürecine gelelim. Olaylar netleşmeye başladığı zaman biz resmi
daha iyi görmeye başladık. Bir oyun oynanıyor özellikle iddianameler
ortaya çıktığında. Bir sıkıntı var ve ikili görüşmelerimde de Sayın
Başbakan'a, Sayın Cumhurbaşkanına bu olayları anlattım.


    /*"CEMAATCİ POLİSLERİN İSİMLERİ"*/

Biz de bazı kanallardan dedik ki bu olayların arkasında madem polisler
var, verin dedim bu isimleri. Bahsedilen grupla ilişkisi olan polislerin
isimlerini Sayın Başbakan'a verdim. Kendisi aldı, inceleyeceğini ve
değerlendireceğini söyledi. Buradan bir sonuç alamadık, görevlerine
devam ettiler.


    ÖZEL KUVVETLER OLAYI

İkili görüşmelerde sıkıntılarımızı anlatıyoruz mesala bu meşhur özel
kuvvetler olayı var. Orada önemli bir noktayı anlattık. 2009'un Aralık
ayındadır özel kuvvetler olayı. Bir kaç ay sonra bir mühimmat olayı var.
Bizim Bodrum'da özel kuvvetlerle ilgili birimimiz var ve oradan gelen
mühimmatlar Ankara'ya gelecek. Biz sevkiyatı sivil kamyonlarla yaparız.
Tam Sivrihisar'ı geçiyor kamyon ve polis durduruyor. Astsubay iniyor ve
kimliğini gösteriyor. Burada mühimmat taşıyoruz ve görev emrini
gösteriyor. Şüpheli olsanız polisin ne yapmazı lazım. Merkez
Komutanlığı'nı araması lazım. Usül ve kanun bunu söylüyor. Rezalete
bakar mısınız bir tarafta polis bir tarafta asker var. Buna rağmen
kamyonu alıp polis merkezine götürüyorlar. Sonra Merkez Komutanlığı'nı
arıyorlar. Biz o zaman da söyledik. Bu yanlış, asker ile polisi karşı
karşıya getiriyorsunuz.


    /*"BAŞBAKAN'A ZAMANINDA SÖYLEDİM"*/

Ben Başbakan'a o zaman bugün bize yapılanların yarın kendilerine
yapılabileceğini söyledik. O dönemde dinlenmedi, eğer dinlenseydi bugün
bu mağduriyetler olmazdı.


    /*"SUİKAST İHBARLARI DA OYUN"*/

Sayın Başbakan'ın yaptığı bir konuşma var. Orada da bu konuların altını
çiziyor, 24 Haziran'daki konuşmasında. Kendisine bilgiler arzediliyor
değil mi? Neler anlatılıyor acaba? Bunu bilemiyoruz.

2007 yılında 136 tane suikast ihbarı var, Başbakan'a... Neler
anlatıyorlar acaba bu kurgularda. Biz çok anlattık, bu olayları izah ettik.

KOZMİK ODA ARAMASI

Bu kozmik oda olayı elektronik bir ihbarla oluyor. Buradan başladı olay
ve bugüne gelindi. Yıllar önce biz bu olayın kurgu olduğunu biliyorduk.
Bana karşı da bu olay kullanıldı. İyi ki o gün ben o kararı vermişim.
Ben bu kararı vererek kozmik oda olayında TSK'yı bir töhmetten
kurtarmışım. Eğer ben izin vermeseydim bu olay hatta bazı faili
mechuller bile TSK üzerinde kalabilirdi.


    /*"DARBELER DÖNEMİ BİTMİŞTİR"*/

Askeri müdahaleler oldu bu bir vaka. Ben Genelkurmay Başkanı iken de
söyledim bunlar yaşandı ve bu dönem bitti. Artık bu darbeler dönemi
bitti. Bu müdahaleler olduktan sonraki süreçler Türkiye'ye zarar verdi.
Bunları bir tarafa bırakalım. 71 muhturası dahil.

Ben bir kere askeri vesayet kavramına da karşıyım. Vesayet kavramında
bir vasilik söz konusu. TDK'ya bakın ya da Osmanlıca sözlüğüne. Diyor ki
özürlü kişinin işlerini yürüten. Kim özürlü kişi? Böyle dediğiniz zaman
ortada özürlü bir kişi var demektir. Kime diyorsunuz siyasi otoriteye
diyorsunuz. Burada bir haksızlık var. O zaman bu hükümetlere siz özürlü
diyorsunuz ben buna katılmıyorum terim olarak.


    /*"ÜLKENİN GÜVENLİĞİ İÇİN ÖNERİDE BULUNUR"*/

Türkiye'de yasalar ve Anayasa var. Bu yasalar ve Anayasa, herkesin yetki
ve sorumlulukların hudutlarını çizmiş. Anayasal bir kurum olarak Milli
Güvenlik Kurulu var. Alsa alsa bir tavsiye kararı var ki hükümet ister
uygular ister uygulamaz. Askerin, Milli Güvenlik Kurulu'nda ülkenin
güvenliği için öneride bulunması vesayet midir?


    /*"27 NİSAN MUHTIRASI"*/

27 Nisan bildirisini yapan benim genel kurmay başkanımdır. Kendisi o
dönemde böyle bir bildiriyi yayınlamıştır, öyle takdir etmiştir ben de
bu konuda yorum yapmam."

http://www.borsagundem.com/siyaset-ekonomi-gundemi/erdogan_a-yuzlerce-suikast-ihbari-geldi-647653.htm

------------------------------------------------------------------------

a45UyF587661-141231110853-03
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>

 

COCUKSUZ GECELER
. . . . . .
Bu gece beni terk ettin cocugum
Ki hala ellerimde bir safak.
Herkes olurken son anda
Bir gece hatirlayacak.
Birikti serceler sacaklara
Davetler gibi uzaklardan.
Ulkeler midir ki varilmaz
Uykular icre kalan.
Vaktin saadetiyle durmus
Kagit gemilerim ve ruzgar.
Seyretsin sonsuz hudutlari,
Harap kalelerinde krallar.
Cocugum tarlalar sarardi,
Nur gibi olgun basak.
Herkes olurken son anda
Bir cocuk hatirlayacak.

Fazil Husnu DAGLARCA

Hadis-i Serif te, Yahudiler, taslarin ve agaclarin arkalarina
saklanacaklar, tas veya agaclar Ey Musluman, ey Allahin kulu, iste
Yahudi benim arkamdadir.
Gel onu oldur. diyecektir.
Ancak Garkat agaci haric.
Zira o, Yahudi agaclarindandir diyecegi ifade ediliyor.

(Buhari, Tecrid, IX, 73; Tirmizi, Birr, 25; Fiten, 2; et-Tac, I, 25).

Hurriyet insanin dusundugunu ve diledigini mutlak olarak yapabilmesidir.
Bu tarif Hurriyet kelimesinin en genis manasidir.
Insanlar bu manada hurriyete hicbir zaman sahip olamamislardir ve olamazlar.
Cunku malumdur ki insan, tabiatin mahlukudur.
Iptidai insanlarin, tabiatin herseyinden, gok gurultusunden, geceden,
tasan bir nehirden ve vahsi hayvanlardan ve hatta birbirlerinden
korktuklarini biliyoruz.
Ilk his ve dusuncesi korku olan insanin her dusunce ve dileginin mutlak
surette yapmaya kalkismis olmasi dusunulemez.
Iptidai insan kumelerinde ata korkusu ve nihayet buyuk kabile ve
kavimlerde ata korkusu yerine kaim olan Allah korkusu insanlarin
kafalarinda ve hareketlerinde hesapsiz memnular yaratmistir.
Memnular ve hurafeler uzerine kurulan bir cok adetler ve ananeler,
insanlari dusunce ve harekette cok baglamistir, o kadar ki dusunce ve
hareket serbestisi gibi bir hak mefhum malum olmamistir.
Cemaatlerin basina gecebilen adamlar, cemaati Allah namina idare ederdi

ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Medeni Bilgiler kitabi

 

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap