------------------------------------------------------------------------

    Serdar Kaangil : İSLAM EFSANESİNİN İLK KAYNAKLARI
    <http://panteidar.wordpress.com/2011/01/04/erken-donem-islam-kaynaklari/>

  * Serdar Kaangil : İSLAM EFSANESİNİN İLK KAYNAKLARI <#mozTocId383624>
      o Erken Dönem  İslam Kaynakları <#mozTocId456719>
      o En Eski Dış Kaynaklar <#mozTocId14910>
      o En Eski İslami Kaynaklar <#mozTocId331955>
      o Erken İslam Dönemde Yazı-Kitap Karşıtlığı <#mozTocId31731>

Posted on 04/01/2011
<http://panteidar.wordpress.com/2011/01/04/erken-donem-islam-kaynaklari/> by
pante <http://panteidar.wordpress.com/author/panteidar/>


    *Erken Dönem  İslam Kaynakları*

<http://panteidar.files.wordpress.com/2011/01/kitap.jpg>

İslam peygamberi Muhammed, doğumundan ölümüne kadar tamamen bilimdışı,
akıldışı uydurmalarla şişirilmiş bir efsanedir. Hakkında yazılan bütün
kaynaklar ölümünden 200-300 yıl sonrasına aittir. Yaşadığına dair bile
tek bir kanıt yoktur. Dönemine ait olaylara ilişkin  eşzamanlı hiçbir
tarihi belge mevcut değildir. Kanıt olmaması böyle bir kişinin
yaşamadığını göstermez ama hakkında yazılmış olanların hiçbirinin doğru
olduğu da ileri sürülemez. Yaşadığı ileri sürülen döneme ait ne bir
kitap, ne başka bir yazı ne de bir arkeolojik bulgu bulunamamıştır.
Eldeki Kur’an da o döneme ait değildir. En eski Kur’an’lar Muhammed’in
yaşadığı iddia edilen dönemden daha sonra yazılmış olup orijinali
yoktur.  Dolayısıyla İslam’ın baş kitabı Kur’an bile bir kanıt
sayılamamaktadır. Bir harfinin bile değiştirilmeden günümüze kadar
ulaştığı iddiası koca bir yalandır. En eski Kur’an’larla bile bugün
halkın elinde bulunanlar arasında farklar mevcuttur ki orijinalinin
ortada olmaması, mevcutların orijinaliyle birebir aynı olduğu iddiasını
çürüten en büyük faktördür. Çünkü bu iddiayı doğrulayacak bir kıyaslama
olanağı mevcut değildir. Dolayısıyla Kur’an’ın değişmediği iddiası da
basit bir inançtan öte gitmez.

Ayrıca peygamberin ayak izi, hırkası, sakalı vb. kutsal emanetlerin ve
sözde diğer ülkelere yazdığı mektupların gerçek olduğunun da kanıtı
olmadığı gibi bunların uydurma olduğu kuvvetle muhtemeldir.


    *En Eski Dış Kaynaklar*

İslam ve Muhammed efsanesi hakkındaki tüm yazılanlar 8. Yüzyıl ve
sonrasına aittir. Ama efsanenin doğuşu 635 öncesidir. Çünkü elimizdeki
en eski dış kaynaklı bilgi bu tarihe aittir. Bu tarihe ait Süryani
kayıtlarında “Mhmd’nin Arapları” ifadesi geçer. Ortadoğu erken İslam
tarih araştırmacısı Robert G. Hoyland, British Library’de bulunan
Süryani elyazmalarında 635 yılında yani İslam kaynaklarının belirttiği
Muhammed’in ölümünden hemen 3 yıl sonra Mardin bölgesine saldıran
müslümanlar için “Muhammed’in Arapları” ifadesinin yer aldığını yazıyor.

http://en.wikipedia….s_the_Presbyter
<http://en.wikipedia.org/wiki/Thomas_the_Presbyter>

Ayrıca;

Patricia Crone ve Micheal Cook’un 1977 yilinda yayınladıkları “Hagarism,
the making of the Islamic World” isimli bir kitabı var. Bu yazarların
araştırmalarına gore , “Muhammed” ismi Suriye’nin Araplar tarafından
634-638 yıllarında işgali sırasında yazılmış olan Chronica Minora adlı
eserin aslında ve 75. çevirisinde de 60. sayfada “mwhmd” şeklinde
geçiyormuş. İlk arap akınlarını Muhammed’in yönettiğinin belirtilmesi
ise çok önemli bir bilgi. Yani, İslam kaynaklarında belirtilen
Muhammed’in ölüm tarihi olan 632 yılından sadece iki yıl sonra.

http://www.opendemocracy.net/faith-e…ammed_3866.jsp
<http://www.opendemocracy.net/faith-europe_islam/mohammed_3866.jsp>

Bunların dışında en eski kaynak Halife Ömer’in Kudüs’ün fethi ile
ilgili. 637 tarihinde Kudüs’ün Ortodoks patriği Sophronius’un Halife
Ömeri karşıladığı anlatılıyor.
http://www.nationmas…edia/Sophronius
<http://www.nationmaster.com/encyclopedia/Sophronius>


    *En Eski İslami Kaynaklar*

Aşağıdaki açıklama İslam ansiklopedisine aittir:

/Kur’an ayetleri indikçe bunları vahiy kâtiplerine yazdıran Hz.
Peygamber, önceleri kendi hadislerinin yazılmasını yasaklamış, fakat
hadislerin şifalı olarak rivâyet edilmesine izin vermiştir. Yazım
yasağı, hadislerin ayetlerle karıştırılması endişesi olmalıdır. Okuma
yazma bilenlerin azlığı ve yazı malzemesinin bulunamayışı da buna
eklenebilir. Daha sonra Allah elçisinin hadis yazımına izin verdiği
görülür. Nitekim, hadis yazan 30-40 kadar sahabîden biri olan Abdullah
b. Amr, bin dolayında hadis yazmış ve bunları bir sahife haline
getirerek adına da es-Sahîfetü’s-Sâdıka (Doğru Sahife)” demiştir.
Hadislerin büyük çoğunluğunu söz ve fiilleriyle nakleden raviler bu
zengin kaynağı sonraki nesillere aktarmışlardır. Hz. Peygamber’in
vefatından sonra görülen hadis toplama yolculukları ve Hicrî 1. yüzyılın
ortalarından itibaren görülen, dağınık haldeki hadis malzemesini bir
araya toplama, hadisleri tasnif etme işi (tedvîn) faaliyetleri, Ömer b.
Abdülazîz devrinde valiliklere gönderilen emirnâmelerle resmî tedvîn
halinde devam etmiştir. Toplanan bu hadisler konularına göre tasnif
edilerek /*Hicrî II. asır ortalarından itibaren hadis kitapları meydana
getirilmeye başlanmıştır. */Günümüze ulaşan en eski hadis kitapları bu
devreye aittir. /*Bundan sonra Hicri III. yüzyılda “Kütüb-i Sitte*/” (6
kaynak kitap) denilen hadis külliyatının meydana getirilmesiyle hadis
ilmi tasnif ve tedvînde altın çağına ulaşmıştır. Kütüb-i Sitte; Buharî
(o. /*256/869*/) ve Müslim’in (ö. /*261/274*/) el-Câmiu’s-Sahih’leri ile
Ebû Dâvûd (ö. /*275/888*/), Tirmizî, (ö. 279/892), Nesâî (ö.
/*279/892*/) ve İbn Mâce’nin (ö. /*275/888*/) “es-Sünen”lerinden ibarettir./

Ömer b. Abdülaziz 717 tarihinde halife olduğuna göre demek ki hadis
toplama ve kitap haline getirme emrini bu tarihten sonra vermiştir.
Günümüze ulaşan en eski siyer, hadis ve fıkıh kitapları bu dönemden
sonrasına aittir.  İlk Hadisçilerin ölüm tarihleri dikkate alındığında
yazılanların Muhammed’den yaklaşık 250 yıl sonra kaleme alındığı
görülecektir. Siyerlerde ise 200 yıldan yüksektir.

Muhammed’in hayatını ve savaşlarını anlatan siyerler içinde ilk
olanların İmam Zühri’nin Kitabül Megazisi ile İbni İshak’ın Kütabül
Mübtede’si olduğu iddia edilirse de bu kitaplar ortada yoktur. İçinde
siyer bilgileri de içeren Vakidi’nin (ölümü 207) Kitabül Megazisi
elimize ulaşan en eski kitaptır. Tam siyer kitabı olarak ise İbni
Hişam’ın (ö. 218) Siyer-i Nebi’si günümüze ulaşmış olup yazdıklarının
çoğunu İbni İshak’tan aldığı ve İbni İshak’ın yazdıklarının çoğunu da
şerh edip değiştirdiği öne sürülür. Anlaşılan o ki İbni İshak’ın
yazdıklarının önemli bir bölümü sakıncalı görüldüğünden yokedilmiştir.


    *Erken İslam Dönemde Yazı-Kitap Karşıtlığı*

Batılı yazarların bazıları, Erken dönem İslam’daki hadis ve kitap
yazımındaki eksikliğin İbrani gelenekteki yazı karşıtlığıyla benzerlik
taşıdığına dikkat çekerler. Bunlardan M. Cook, Müslümanların bu
tutumunun Yahudilerden alındığını ileri sürer. Buna kanıt olarak da yazı
karşıtı İslami polemiğin, sık sık “Ehli Kitap”tan kendi elleriyle
kitapları yazanların düştüğü ibret verici durumlarına atıfta bulunan
ayet ve hadisleri örnek verir.
Yazı karşıtlığının kökeni Kur’an’a, ehli kitabın bölünüp birbirine
düşman mezheplere ayrılması ayetlerine, Yahudilerin ayetleri
çarpıtmalarına, kendi elleriyle yazdıklarını satmaları eleştirisine
kadar varır.

Ömer’in şöyle dediği rivayet edilir:
“Ben, Allah’ın Kitabı’nın yanında bir kitap yazıp, kendilerini o
yazdıkları kitaba adayan ve Allah’ın Kitabı’nı terk eden Ehli Kitap’tan
bazılarını hatırladım” (Tabakat, III/I, s. 206.5)

Goldziher’in İbn Sa’d’dan aldığı bir hadise göre;
“Ömer b. el-Hattâb zamanında [yazılı] hadisler hızla çoğalmaya artmaya
başlamış, bunun üzerine o halka yanlarında olan sayfaları kendisine
getirmesini söylemiş; onlar bunları getirdiklerinde, o bu sayfaları
yaktırtmış, ve şöyle demiş: “Demek Ehli Kitâbın Mesnâsı gibi bir Mesnâ
hâ!”_(_Tabakât/, /V, s. 140.3; )
(Mesna: Kur’an dışında yazılmış tüm yazı ve kitaplara verilen ad.)

Erken İslam’daki yazı ve kitap karşıtlığı için:

http://kisi.deu.edu.tr/sait.toprak/kitabet…eyhtarligi.html
<http://kisi.deu.edu.tr/sait.toprak/kitabet%20aleyhtarligi.html>

İskenderiye Kütüphanesi milyonlarca dökümanıyle, yüzbinlerce el yazması
kadim uygarlıkların kitaplarıyla günümüze kadar korunmuş olsaydı, birçok
soru işaretine gerek olmaz, bugün çok daha net bilgilere sahip olurduk.

http://en.wikipedia.org/wiki/Library_of_Alexandria

lbn Haldun’a kulak verelim:

“Bilimler çoktur. İnsan toplumları içinde çok sayıda, bilgeler,
bilginler gelip geçmiştir. Bize ulaşamayan bilimler, bize ulaşanlardan
çok daha kabarıktır. Tann hoşnut olası Ömer’in “fetih” sırasında
(özel­likle iskenderiye ele geçirildiğinde) yokedilmesini buyurduğu o
bilim belgeleri nerede, var mı şimdi? *Kaidelilerin, Süryanların,
Babillerin bilimleri, o çağda ortaya konan yapıtlar, belgeler, çalışma
ürünleri ne­rede? Nerede eski Mısırlıların ve daha öncekilerin bilim ve
kültür ürünleri? *Bize bilim ve kültürü ulaşan, sadece bir toplum
olmuştur ki o da Yunan’dır.. (İbni Haldun, Mukaddime)

Bugün, Kur’an ayetlerine dahi sansür uygulanmaktadır. Kimi ayetler,
medyada yayınlanmaz, camilerde okunmaz. Hadislerin çoğu dile getirilmez.
Müslümanların çoğu bunları bilmez. Bir müslümana Ahzap-37’yi,
Ahzap-50’yi okusanız yalan söylediğinizi düşünür, inanamaz. Çünkü ilk
defa duymaktadır.
Günümüzün yeni İslamcılarına, hadis karşıtlarına ve meal
tahrifatçılarına kalsa ve ellerinde olsa tüm hadisleri özellikle İslam
ve peygamberi hakkında eleştiri konusu olanları yokeder, ayetlerin de
çoğunu değiştirirlerdi.

Ama erken İslam döneminde bu nasıl mümkün olmadıysa bugün de mümkün
değildir.
Çünkü eleştirilen ve düşülmek istenilmeyen ehli kitab’ın parçalanmış
durumuna daha Muhammed ölür ölmez düşülmüştür. Hatta Muhammed yaşarken
dahi kamplaşma ve birbirine muhaliflik başlamıştı. Örneğin Ayşe ve Fatma
cepheleşmesi gibi. Ayşe’nin İfk vakası nedeniyle Ali’ye kin beslemesi
gibi. Muhammed’in zaman zaman cariyesi Mariya ile ilişkisine karşı Ayşe
ve Hafsa’nın bayrak açması ve Muhammed’in diğer hanımlarını da
kışkırtması gibi. Tebenni vakası gibi.

Muhammed’in ölümünden sonra halifeliği kaptırmama amacıyla Ali ve
yandaşlarına karşı alınan cephe, kısa zaman sonra sünni ve şii
cephelerinin oluşmasının kökenindeki olay kabul edilecekti.

Erken İslam döneminde Emevi halifelerin teşvik etmesiyle başlayan hadis
yazımında İslam ve Muhammed’e karşı eleştiri konusu olabilecek hadisler
yokedilemez miydi?
Bu dönemde tüm müslümanlar doğrucu muydu da ne olmuşsa herşeyi olduğu
gibi, bildikleri, duydukları gibi mi nakletmişler ve kaleme almışlardı?

Örneğin Muhammed’in eş sayısı 2-3 olarak gösterilemez miydi?
Ayşe’nin yaşı, günümüzdekilerin yaptığı gibi 17-18 olarak bildirilemez
miydi?
Kadınlar aleyhindeki hadisler düzeltilemez miydi?
Akıldışı, bilimdışı, saçma sapan hadisler ortadan kaldırılamaz mıydı?

Hiçbiri yapılamazdı çünkü o dönemde de bunlar normal karşılanıyordu.
Çağımızın insan ve yaşam anlayışına, çağımızın ahlak ve kültür
anlayışına sahip değildiler. Örneğin sonraki dönemin İslam alimlerinden
Gazali, çağımıza yakın dönemin alimlerinden Erzurumlu İbrahim Hakkı,
geçen çağın Said Nursi’si dahi o dönem anlayışına sahiptiler. Günümüzde
dahi aynı anlayışta olanlar çoktur.

Ayrıca kamplara ayrılmış olmaktan dolayı birbirlerinin denetleyicisi
gibiydiler ve hiçbir zaman ittifak içinde olup ortak zemin
oluşturamadılar. Birinin eksik ya da yanlış yazdığı hadise karşı bir
diğeri kendi hadisini yazdırıyordu. Bir hadisçiye göre diğer hadisçi
imansızdı, kafirdi. Ömer’in dahi gerçekten iman etmiş olmadığını öne
sürenler vardı. İslam’ın en sahih hadisçileri sayılan Buhari ve Müslim
bile birbirine hasımdılar. Müslim’e göre Buhari müslüman değildi.
Hadislerine Buhari’de yer alan bir hadisi katmamaya çalışıyordu. Buhari,
Hanefi mezhebin kurucusu Ebu Hanife’ye de cephe almış, kitabında ismini
bile zikretmemişti. “Bazısı da şöyle demiştir” ifadesiyle geçiştirmişti.

*Serdar Kaangil*

------------------------------------------------------------------------

a45UyF587661-150107105208-03
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>

 

Bildigini bilenin arkasindan gidiniz.
Bildigini bilmeyeni uyandiriniz.
Bilmedigini bilene ogretiniz.
Bilmedigini bilmeyenden kacinin.

KONFUCYUS

Risale-i Nur un 129 parcasi Kuran dan uzanan elektrik telinin ucuna
takilan 129 elektrik lambasi gibidir...
Bu oyle bir kitaptir ki insanlari karanliktan isiga cikarsin diye sana
indirdik (Secde suresi ) ....
Said-i Nursi ye gore bu ayetlerdeki nur , yani ISIK sozuyle anlatilmak
istenen yine Risale-i Nur dur..
Bu oyle bir kitaptir ki sen onunla insanlari Risale-i Nur un isigina
cikarasin diye sana indirdik Allah a cagiran , guzel isler yapan ve ben
muslumanlardanim diyen kimsenin sozunden daha guzel ne olabilir (Fuss.
suresi 33.ayet)

Said-i Nursi

Tanri sozu benim icin insanoglunun zayifliginin bir ifadesinden ve
urununden baska bir sey degildir.
Incil, saygideger bir kolleksiyon, ama oldukca cocukca olan ilkel
duzeydeki efsaneler.
Ne kadar ince olursa olsun hicbir yorum, benim icin bunu degistiremez.

The word god is for me nothing more than the expression and product of
human weaknesses, the Bible a collection of honourable, but still
primitive legends which are nevertheless pretty childish.
No interpretation no matter how subtle can (for me) change this

Albert Einstein; from Albert Einstein the Human Side, Helen Dukas and
Banesh Hoffman, eds., Princeton, New Jersey: Princeton University Press,
1981, p.66.


Grup eposta komutları ve adresleri                   :
Gruba mesaj göndermek için...........................:
ozgur_gundem@yahoogroupscom
Gruba üye olmak için                                      :
ozgur_gundem-subscribe@yahoogroupscom
Gruptan ayrılmak için....................................:
ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroupscom
Grup kurucusuna yazmak için                          :
ozgur_gundem-owner@yahoogroupscom
Grup Sayfamız..............................................:
http://groupsyahoocom/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz      :
http://orajpoyrazblogspotcom/  

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap