------------------------------------------------------------------------

  Anlayamazsın!
  <http://globalekonomikmonitor.blogspot.com/2015/01/anlayamazsn.html>

NNN
DİKKAT Aşağıdaki makale kesinlikle bana ait değildir.
Kaynak bağı makale başlığında yer almaktadır.
AutoResizeImage.file:///Z:/PortableApps/ThunderbirdPortable/DOKUNTULAR/ArrowDownLeftBig.gif


Çok değil bundan yirmi otuz yıl önce tiyatrolar tıklım tıklımdı.
Devekuşu Kabareyi milyonlar izliyordu. Halkın eleştirel aklını
tiyatrolar oluşturuyordu. İzdihamlar günler öncesinden başlıyordu. Bugün
ise tiyatro, opera ve balenin ardından ebediyete intikal etmek üzere.
Geçen yılın en çok izlenen oyunu, Bertolt Brecht'in gerçek bir başyapıt
olan */"Arturo Ui'nin Önlenebilir Tırmanışı"/*nı sadece onbeşbin kişi
izlendi. Oysa */"Celal ile Ceren"/* adındaki, sadece ülkemizde bilinen
Türk filmini 2,9 milyon kişi izledi. Sizce bu rakamların sorgulanması
gerekmez mi?

İlk bakışta tiyatyo sayısının azaldığı, sinema sayısının arttığı bir
ortamda bu rakamlar kaçınılmaz diye düşünüyor insan. Ama rakamlara biraz
daha derinlemesine bakınca durumun böyle olmadığı anlaşılıyor. Basit bir
kıyaslama ile başlayalım. 2000 yılında ülkemizde 99 tiyatro salonu
vardı. Bu 36.615 koltuk demekti. 2013 yılına geldiğimizde ise salon
sayısı 678'e koltuk sayısı 253.811'e yükselmişti. Yani tiyatro sayısı
%675 artarken koltuk sayısı %600 artmıştı. Demek ki sorun sanıldığı gibi
azalan tiyatro sayısında değildi. Peki ama sorun neredeydi?

AutoResizeImage.file:///Z:/Documents/Irrasyonel/PiVeGercekSayi.jpgKıyaslama
için bir de sinemalara göz atalım. 2000 yılında ülkemizdeki sinema
salonu sayısı 606, koltuk sayısı 200.853'tü. 2013 yılına gelindiğinde
salon sayısı 2102'ye, koltuk sayısı 293.025'e yükselmişti. Salon sayısı
%250 artarken koltuk sayısı %50 artmıştı. Salon ve koltuk sayıları
itibariyle değerlendirildiğinde, tiyatro sayısındaki artış sinemadan kat
kat fazladır. Hatta tiyatrodaki koltuk sayısı sinemadaki koltuk sayısını
neredeyse yakalamıştır. Öyleyse sorun nerede?

Aşağıdaki tablo bize sorunun nerede olduğunu fazlasıyla gösteriyor:

<http://1.bp.blogspot.com/-vCxvLcKklbY/VL6mAT8BOxI/AAAAAAAAAxA/GtZNtritguA/s1600/unnamed.jpg>

Yıllar itibariyle seyirci sayısındaki artışa baktığımızda tiyatro
izleyicisi 2000'de 2,6 milyonken 2013'te 6,2 milyon olmuştur. Yani %140
artış göstermiştir. Buna karşın sinema izleyicisi 2000 ila 2013 yılları
arasında %165 arttmıştır. Artış oranları pek de birbirinden farklı
görünmemektedir. Yani sorun burada da değildir. Peki, nerededir öyleyse?

Sorun koltuk başına izleyici sayısı olarak hesapladığımız rakamdadır.
Bir sinema koltuğu 2000 yılında, bir yıl içinde 85 izleyiciyi
ağırlarken, 2013'e gelindiğinde 154 kişiyi ağırlamaya başlamıştır. Buna
karşın bir tiyatro koltuğu 2000 yılında 70 kişiyi ağırlarken, 2013'e
gelindiğinde 24 kişiyi ağırlamıştır. 2000'de bu sayılar neredeyse
eşitken 2013'e gelindiğinde sinema lehine 6 katına çıkmıştır. İşte sorun
buradadır.

Kabarelerin bilet kuyruklarında saatlerce bekleyen insanlar bugün artık
sinema salonlarını dolduruyor. Tiyatro sahnesinin yerini bulmaya
çalışmaktansa AVM'de karşısına çıkan sinemaya giriyor. Kültürel olanı
değil popüler olanı seçiyor. Orada olan seyirci için özel olarak
oynananı değil banttan yayınlananı seçiyor. Uyandıracak olanı değil
uyutanı tercih ediyor. Sessizce izlemeyi değil kıkırdayarak popcorn
yemeyi istiyor. Ya da ülkeyi yönetenlerin peşinden gidiyor; internetteki
arama motorlarına isimlerini bildiğiniz iktidar politikacılarının
adlarını belirterek */"...iyatroya/ operaya/ baleye gitti"/* diye yazın
ve gelen sonuçlara göz atın. Tek bir sonuç bile çıkmıyor maalesef.
Söyleyecek söz bulmak gerçekten çok zor...

Ağlamalı mı dersin... Bu ülkede çok ağlayan gördük. Afrika'daki açtan
Mısır'daki evsize, Suriye'deki yoksuldan Filistin'deki çocuğa kadar
herkese ağlayan çok insanlar gördük. Ağlayanların yerine koyduk
kendimizi, haklı bulduk, acıyı biz de hissettik. Peki sen hiç oyununa
dört kişi geldiği için hıçkıra hıçkıra ağlayan bir tiyatro uyuncusu
gördün mü? Eğer görseydin, acısını anlayabilir miydin?

Anlayamazsın!

------------------------------------------------------------------------

a45UyF587661-150121151424-01
^^^^^ <strict.html#BAS> - vvvvv <strict.html#SON>


 
-- 

Korler memleketinde sasilar padisah olur.

Anonim

Allah, ahirette peygamberlere kimligini kanitlamak icin bacagini acip
baldirini gosterir.

Buhari 97/24, 10/129 ve 68.surenin tefsiri

11 Haziran ogleden sonra saat ucte bu zavalli halk, Kahyaoglu Ciftligi
ne vardiginda silahli otuz Ermeni den kurulu bir cetenin saldirisina
ugrayarak erkekler bir eve, cocuklarla kadinlar bir baska eve
doldurulmus, kirk uc erkek, yirmi bir kadin ve sayisi saptanamayan
cocuklar kamadan gecirilmislerdir.
Ayrica, dordu erkek ve on sekizi kadin olmak uzere yirmi iki yarali vardir.
Kadinlarin kollarini keserek bileziklerini ve kupelerini almislardir.
Adana nin 10 km dogusundaki Incirli koyunde 9 Haziran 1920 gunu Ermeni
ceteleri butun koy halkini bir yere doldurup bomba ile havaya ucurmuslardir.

(13 Haziran 1920)
K.ATATURK


Grup eposta komutları ve adresleri                   :
Gruba mesaj göndermek için...........................:
ozgur_gundem@yahoogroupscom
Gruba üye olmak için                                      :
ozgur_gundem-subscribe@yahoogroupscom
Gruptan ayrılmak için....................................:
ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroupscom
Grup kurucusuna yazmak için                          :
ozgur_gundem-owner@yahoogroupscom
Grup Sayfamız..............................................:
http://groupsyahoocom/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz      :
http://orajpoyrazblogspotcom/  

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To unsubscribe from this group and stop receiving emails from it, send an email 
to [email protected].
To post to this group, send email to [email protected].
Visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat.
For more options, visit https://groups.google.com/d/optout.

Cevap