*Musa*

*15 yaşında...*

Çok başarılı öğrenciydi Musa.

Öğretmen olmak istiyordu.

Sabah okuluna gidiyor...

Sonra çobanlık yapıyordu.

Babası garibandı çünkü.

* * *

Tam bir sene önce, gene böyle bir sabah... Çıktı tek göz oda, ağıldan bozma
evinden kör karanlıkta, yürüye yürüye, 2 kilometre, sırtında çantası,
şehirlerarası asfalta geldi... İzmir Aliağa'ya bağlı Kapıkaya Köyü'nde
yaşıyordu, köyde okul yok, okul Yenişakran'da... Türkiye'nin en batı ucunda,
bütün yatırımlar oraya yapılıyor denilen coğrafyada, Türkiye'nin en
doğusundaki yaşıtlarıyla aynı kaderi paylaşıyordu; taşımalı eğitim... Servis
bekliyordu.

* * *

Yakaladı yakaladı...

Kaçırdığında okuluna gitmesi imkânsız.

O nedenle, gün doğmadan kalkıyor, en az 2 saat yolu hesap ederek, saat 6
civarında asfaltta oluyordu.

Asfalt rampa.

* * *

Göründü yarım saat sonra servis minibüsü... Manisa'nın Karaahmetli Köyü'nden
başlıyor, çocukları toplaya toplaya, en son Musa'yı alıyor, Yenişakran'a
varıyordu. İçerde, biri şoför, biri engelli çocuğuna refakat eden anne,
toplam 27 çocuk... Musa 30'uncu.

* * *

Durdu önünde her sabahki gibi, bindi Musa, hareket ettiler. Ama bir
acayiplik vardı... Şoför döndü Musa'ya öfkeyle, *"Bak seni almak için
durduk, fren patladı, niye rampada duruyorsun, 100 metre yürüyüp düzlükte
dursana!"* diye bağırdı... Yer kalmadığı için ayakta dikilen Musa, büktü
boynunu, ne desin, zaten bütün çocuklar ona suçlu gibi bakarken ne
diyebilirdi ki? Bir ara göz göze geldi en sevdiği sınıf arkadaşı
Hidayet'le... Hidayet gülümsedi, çaktırmadan şöyle bir salladı elini
havada*"Boşver"
* manasında, *"boşver, üzülme..."*

* * *

Dandik asfaltta haldır haldır gitmeye başladılar, 1 kilometre, 2 kilometre,
3 kilometre... Yenişakran'a 4 kilometre kala, olanlar oldu, trafolar
bölgesinde dik yokuşun sonundaki sert viraja daldı minibüs, *"Fren
boşaldı"*diye bağırdı şoför, savruldular, korkuluk morkuluk yok tabii,
uçtular
Tütünlü Deresi'ne... Önce çığlıklar, 3 takla, 5 takla, darmadağın oldu,
zaten darmadağın haldeki minibüs, sonra trajik sessizlik.

* * *

İsmail oracıkta öldü. 9 yaşındaydı. Recep öldü, Murat öldü. 15'indeydiler.
Ve, gülümseyerek kan kardeşine moral vermeye gayret eden Hidayet...
Ambulanslar geldiğinde nefes alıp veriyordu hâlâ... Hastane, doktor,
ameliyat, olmadı... Hidayet de gitti.

Ya Musa?

Kafası yarılmıştı, sağ el bileği ezik...

Hatta, o feci kazanın haberini yapan gazeteler, Musa'nın bandajlı
fotoğrafını koymuşlardı, "Açılan kapıdan fırladı, kurtuldu" diye.

* * *

Kurtulmuştu hakikaten Musa... Sağ çıkmıştı o tabut minibüsten... Ama
kâbuslardan kurtulamadı... Hidayet her gece rüyasına giriyor, gene
gülümseyerek "Boşver, üzülme" diyor ama, şoförün "Bak seni almak için
durduk!" diye bağırması kulaklarından gitmiyordu, çın çın... Bıraktı okulu.
Gitmedi bi daha.

* * *

Ve, bir sene sonra...

* * *

Bilirkişi, en fazla 12 yaşında olması gereken servis minibüsünün, daha eski,
15 yaşında olduğunu, frenlerin kazadan çok önce patlak olduğunu tespit etti;
balatalar erimişti. Aslında servis minibüsü bile değildi, öyle olsaydı, "S"
plaka taşımalıydı, taşımıyordu. Buna rağmen, hiç kimse şikâyetçi olmadı...
Savcı hariç... Kamu adına dava açtı, bilirkişi raporunu koydu hâkimin önüne,
hâkim de, hiç tereddüt etmeden 10 sene hapis verdi şoföre... Giden gitmişti
ama, hiç olmazsa suç cezasız kalmamıştı.

* * *

Ve, önceki gün...

Yıldönümüydü.

Kapıkaya Köyü'nün kabristanında anma töreni yapıldı. İsmail, Recep, Murat ve
Hidayet'in ardından dualar edildi. Musa da oradaydı... Gene kenarda, gene
boynu bükük. Ve gene, bir senedir her gördüğüne söylediği gibi, *"Benim
yüzümden, keşke düzlükte dursaydım, benim yüzümden"* diye ağlıyordu. Ne
büyükleri teselli edebiliyordu onu, ne mahkemenin verdiği adil karar
rahatlatabilmişti vicdanını, ne de rüyasında "Boşver" diye gülümseyen
Hidayet.

* * *

Bitti tören.

Gitti evine.

Astı kendini Musa.

* * *

Bir sene dayanabilmişti buna.

* * *

Evet, Japonya değil burası...

Kimseden harakiri yapmasını beklemiyoruz.

Alışığız, istiflerini bozmayacaklarını, istifa etmeyeceklerini de biliyoruz.
Ama *"Sprey yüzünden oldu, yok efendim buzullar eridi, dünyanın
suçu"*filan, ayıptır beyler.

* * *
Başta minik Dila... 30 küsur günahsız sel kurbanından utanmıyorsunuz, bari,
Musa'nın yüreğinden utanın da, hiç olmazsa bir özür dileyin.




-- 
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

http://ozkanbostanci.blogcu.com

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected]
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected]
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Cevap