Değerli dostlar,

Bir dostun gönderdiği güzel bir kıssa. Bu kıssayı okuduktan sonra
bir "karpuzcu muamelesine" ihtiyaç duyduğumu hissettim.
Ne demek istediğimi kıssayı okuyunca anlarsınız.

Selam ve saygılar


*İstanbulda Veli Var mıdır?*
  Devrin padişahı bir gün vezirine sordu: İstanbul'da veli var mıdır? Vardır
şevketli padişahım! Haydi beni götür, onu göreyim. Emredersiniz sultanım!
Yanına gideceğimiz bu zatın gerçekten veli olup olmadığını nasıl
anlayacağız? Hiç merak buyurmayın, gayet kolaydır. Padişah ile veziri
tebdil-i kıyafet ederek sokağa çıktılar ve kapalı çarşıda bir dükkana
girdiler. Vezir selamdan sonra kumaşları görmek istediklerini söyledi ve top
top kumaşlar önlerine indirildi. Her birini uzun uzun incelediler. Vezir,
bir top kumaşı işaret ederek: "Şundan bana yarım arşın kesebilir misin?"
dedi. Dükkan sahibi memnuniyetle müşterilerinin bu arzusunu yerine getirdi.
Vezir: Bu galiba biraz az oldu, yarısı kadar daha kesebilir misin, dedi. Bu
arzuları da yerine getirildi. Vezir, başka bir top kumaşı göstererek:
Bu kestiğin parçaları beğenmedim. Şundan yarım arşın kesebilir misin, dedi.
Dükkan sahibi, bu teklifi de reddetmedi. Kısacası bir çok toplardan böyle
yarımşar arşın ve daha az kestirdiler. Sonunda vezir: Bunların hiçbirisi
kesildikten sonra hoşuma gitmedi, almayacağım diyerek dükkandan çıkmaya
davranınca, kumaşçı büyük bir sükunetle: "Fesübhanallah!" diye gülümsedi.
Padişah ile veziri bir çok kumaş kestirdikleri halde, hiç birini satın
almadan dükkandan çıktılar. Padişah vezirine: Şu kumaşçı gerçekten de
velilerden imiş. Acaba makamı bundan daha yüksek olan başka bir veli var
mıdır, dedi. Vezir: Beli (evet) sultanım vardır cevabını verdi ve birlikte
Sultanahmet'te karpuz satan bir velinin sergisine gittiler. Vezir, karpuz
yığınlarının arasına girdi. Rast gele karpuzları almaya, ellerinin arasında
sıkıştırmaya, onu bıraktıktan sonra bir başkasını alıp sallamaya başladı.
Böylece birkaç karpuz elledikten sonra, karpuzcu hafifçe vezirin omzuna
dokundu: Bana bak efendi, dedi. Ben, o kumaş satan zat değilim. Verdiğin
zararı ödemezsen, ensene öyle bir vururum ki, neye uğradığını anlayamazsın!
Padişah gerek kumaşçının, gerekse karpuzcunun zararlarını ödedi. Saraya
dönerken vezirine sordu: Bunlardan hangisi daha üstündür? Bu defa da vezir
gülümsedi, soruyu şöyle cevaplandırdı:
Yerine göre sultanım dedi. Adam olmaya kabiliyeti ve istidadı olan kimse,
kumaşçının eliyle irşad edilir. Düşüncesi kıt, irfanı kısır olan şahıs da
karpuzcunun muamelesiyle uyanır ve doğru yola gelir.

--

You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.


Cevap