Dünkü gazetelerde iki fotoğraf vardı... Türkiye'nin "hal-i pür melali"ni ortaya koyan yürek burkucu iki fotoğraf. Birinci fotoğrafta bu Devlet'in valisi, Habur'dan görkemli törelerle Türkiye'ye giriş yapan teröristlerle birlikte görülüyordu... Bu Devlet'in askerine kurşun sıkan terörist, bu Devlet'in valisi ile birlikte Kürtçe sahnelenen bir tiyatro oyununun ardından "oyuncu"lara törenle çiçek veriyordu... Oyuncular "başarılı[!]" idi. Oyun, bu ülkenin "Milli Devleti" ile oynanıyordu. İkinci fotoğraf Amerika'da çekilmişti. Yer CİA'nın bir alt "sivil" kuruluşunun konferans salonuydu. Toplantının konusu [doğal olarak] Türkiye'ydi... Konuşmacılar, maaşlı CİA memurları ile Fettullah Hoca Efendi unsurlarının koalisyonundan oluşmuştu... Konuşmaların ayrıntısında yer alan söylemler, Türkiye'nin nasıl ve kimler tarafından kemirileceğinin stratejik ve taktik hesaplamaları ile ilgiliydi... Halifelik ne kadar önemli ve yararlıydı... Ve ne diye kaldırılmıştı?.. Düşünülen ve umut edilen ise, evdeki hesabın çarşıya uymasıydı. Konuşmacılar umutluydu. Gözü yaşlı Hoca Efendi, müritlerinin ortaya koyduğu sinerjiden mutluydu. Bu iki fotoğraf, içinden ulusça geçmekte olduğumuz iğneli fıçıyı apaçık yansıtması açısından büyük değer taşımaktadır. Bu iki fotoğrafa uzun uzun bakmak ve onun içinde yer alan unsurları, nedenleri ile birlikte iyi okumamız gerekmektedir. Çünkü, bu fotoğrafların yansıttığı gerçeği görmezden gelerek bir yerlere varılabilmesi mümkün değildir. Açık ve net olarak ve asla yalpalamadan yanıt aramamız gereken yakıcı bir gerçektir bu... Peki... Nedir bu gerçek?.. Türkiye, adım adım parçalanmaya doğru itilmektedir. Bu itelemenin tüm öğeleri, yavaş ama sürekli hamlelerle bir bir yaratılmıştır. Parçalanmaya doğru giden yolun engelleri temizlenmiş, engebeleri düzleştirilmiş, "sivil" olarak niteledikleri "kitle" örgütleri kurulmuş, beslenmiş ve semiz bir tombulluğa kavuşturulmuştur... Gerekli tüm idari, siyasi ve mali yapılanmalar oluşturulmuş, tedarik edilmiş ve desteklenmiştir... Parçalanmanın yapı taşları, TBMM'ne kadar taşınmış ve "Demokratik Açılım" adı altında, mecliste en büyük çoğunluğa sahip olan iktidar patisinin önde gelen gündemine ustaca yerleştirilmiştir. İtinayla, özenle ve gerçek içeriğinin üstü örtülerek yerleştirilmiştir. İşte bütün bu unsurların hepsi bir arada bu iki fotoğrafın içinde gizlidir. Türkiye'nin yurtseverleri bu iki fotoğrafın ortaya koyduğu gerçekleri apaçık görmeli ve yıllardır sürdürülen stratejik işgal politikasını ters yüz etmelidir... Washington, Brüksel, Ankara ve Diyarbakır ekseninde sürdürülen eylem [ve işlem]'ler siyasi bir mücadele düzleminde görülen olağan gelişmeler değildir. Türkiye, "sivil" nitelikli bir savaşın içine itilmiştir. Ve bu savaşın önde gelen silahşorları ise, besleme "sivil" toplum kuruluşlarıdır. Her şey, demokrasi kılıfının içine yerleştirilmiş olan "sivil"lerden gelmekte ve onların "sivil"leştirme politikalarının dibinde yer almaktadır. Çünkü önlerindeki en büyük engellerden birisi, sivil olmayan bir güç olan Türk Silahlı Kuvvetleri'dir... Demek ki öncelikle yapılması gereken şey, önce o iki fotoğrafı yırtıp atmak ve sonra da önümüze konan "sivil savaşı", "sivil savunma" yöntemleri ile bertaraf etmektir.
Lütfen aşağıdaki linki tıklayınız: www.soruyusormak.com www.dnm-ler.com -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
