Siz Sayın Muhterem, televizyonların [hiç değilse] ana-haber
programlarını izlemiyor musunuz?
Ya da günlük gazetelerin, magazin sayfaları dışındaki bölümlerine göz
gezdirmiyor musunuz?..
O halde, bu ülkenin içine itildiği karanlığa dur diyecek bir baltaya
sap, bir oluşuma yama olmak için niçin hala kılınızı
kıpırdatmıyorsunuz?..
Ve neden sürekli olarak, "Ben!.. Daha sonra illaki yine ben," mantığı
içinde kulaç atmaya devam ediyorsunuz?
Bilmiyor musunuz ki, hali hazır oturmakta olduğunuz koltuk, sandalye,
sedir ... Ya da her neyse o, böyle devam ettiğiniz, böyle devam
ettiğimiz... Ve onlar da böyle devam ettikleri takdirde, kaybolup
gidecektir; yıkılıp gidecektir; parçalanıp bitecektir.
O zaman üzerine oturmak değil, tüneyeceğimiz bir "vatan" toprağı dahi
kalmayacaktır?..
Bu korkunç gerçeğin farkında değil misiniz?
Bilincinde değil misiniz?
"Umur"unda değil misiniz?..
Bu ne biçim koltuk, sandalye, han, hamam ve makam düşkünlüğüdür,
Yarabbi?..
Bu ne biçim "ben"cillik... Bu ne denli, densizlik... Ve ne ölçüde
bilinçsizliktir, Ey millet?..
Bu ülkede gözü ve çıkarı olanlarla yapılmış ya da yapılacak işbirliği
sonucunda kendilerine bir göz oda ya da saray, han ve hamam umanlar
gerçek bir gaflet ve hakiki bir delalet içindedirler...
Bu ülkede gözü olan... Ve bu uğurda avuç dolusu para ve ahır dolusu
insan kullananlar birer saf/kan enayi değildirler.
Bunca parayı ve sürü sepet insanı zat-ı Alilerinize han, hamam
bağışlamak için harcamamaktadırlar...
Evin hesabı bu işlerin piyasasına uymuyor, anlayın...
Anlayın ve o bencil hesaplarınızın hiçbir zaman umduğunuz gibi
doğrulanmayacağını bilin artık.
Ve bu ülkeyi, bu Cumhuriyeti korumak için kan ter içinde mücadele eden
insanların önünde durmayın...
Bir koltuk bu kadar mı önemli?..
Camları karartılmış makam arabalarınızın camından bu ülkenin
insanlarına tepelerden bakarak piyasa yapmak bu kadar mı yanıltıyor
insanoğlunu?..
Titreyin!.. Ve kendinize gelin, ey bilumum koltukçu taifesi...
Tırmandıkları tepeyi korumak uğruna kişiliklerini emanetçi
Sultanağa'ya rehin bırakan muzdarip ruhlar... Silkinin! Ve ülkenizin o
güzelim ahlaki değerlerine ve göz yaşartan hasletlerine geri dönün...
Çevirin yapraklarını "Çılgın Türk"lerin ve kitabın sayfalarından
sizleri utançla seyreden insanların gözlerine bakın!..
Kendi benliklerini özverili bir erdem içinde yıkayarak, arındıran o
kocaman insanları hatırlayın...
Bu ülke o insanlar tarafından bugün yaşıyor... hala yaşıyor!..
Ye ye bitiremediğiniz zenginlikleri ile nefes alıyor...
Oturduğunuz koltuklar, iskemleler, sedirler ve bilumum popo-altı
cisimler, o insanların göz yaşartıcı özverili kişiliklerinin
birbirlerine eklenmesi ile oluştu.
Bu insanların bilinçlerinden yola çıkarak, güç ve gönülleri ile
birleştirmeyi başardıkları örgütler aracılığı ile kuruldu...
O insanlar gerçek fedailerdi...
Ve alçakgönüllü söylemlerinde usulca fısıldanan önemli bir parola
mevcuttu:
-       Feda olsun!
Kendilerini feda ettiler...
Ve bu güzelim ülkeyi bizlere hediye ettiler...
Biliyorum... Bu yazıyı sizlerden birisi okuyorsa eğer, kaşını umarsızca
yukarı kaldırarak diyecektir ki;
-       Biliyoruz bunları, geç bir kalem...
Biliyorsunuz, biliyoruz, hem de çok iyi bildiğinizi gayet iyi
biliyoruz...
Bize olan düşmanlığınızın ve aşağılık kompleksinizin de bu "bilgi"den
kaynaklandığını... Çok daha iyi biliyoruz!

Lütfen aşağıdaki linki tıklayınız:
www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap