Diyelim ki,
+ Ülkenin bağımsızlığı,
+ Yargının tarafsızlığı,
+ Gelir adaleti,
+ Sosyal devlet ilkesi,
+ Ve katılımcı gerçek demokrasi ilkelerinde el sıkıştık, anlaştık...
Geriye ne kalıyor ki?..
Niçin bir araya gelip, güçlerini aynı potanın içinde eritmiyor
insancıklarımız?.. Niçin!..
Koltuk denen şey bu kadar mı ayartıcı? Bu kadar mı caydırıcı,
kandırıcı?..
Kişiliğimizin dayanılmaz hafifliği bu kadar mı "değerli"?..
Koltuğun baştan çıkartıcı çekiciliği, herhalde mabadımızı taşıyan
pamuklu kumaşın cinsinden kaynaklanmıyor...
Koltuğun üzerine tüneyen kişi, kendisini bir başka aynada seyrediyor
herhalde...
Herhalde bu ayna pireyi deve gösteriyor... Çakalı bakkal, kara sakallı
yobazı aydın gibi yansıtıyor, kim bilir; herhalde...
Herhalde bir tuhaf bu işin dip nahiyesi... Batan çıkamıyor.
Giden dönemiyor.
Bakanlar kurulunun başkanı için de aynı bu çamurun niteliği, maydanoz
sevenler derneği başkanı için de...
Eskiler bu gibi karmaşık ilişkiler yumağını tarif etmek için ilginç
bir söz ederlerdi:
-       Hikmetinden sual olunmaz!..
Güzel söz.
Anlam yüklü bir deyiş.
"Hikmet"in hikmetine varırsanız eğer, suallerinizi bir bir
sıralayabilirsiniz...
Ve sorularınızı sormaya başladığınız zaman da, aydınlık düşüncenin ilk
basamağına aklınızı bastınız demektir... Gerisi kolay!
Türk Dil Kurumu Sözlüğü, hikmet sözcüğünün karşısında şu anlamları
sıralamış:
1.-     Bilgelik,
2.-     [eski dilde] Felsefe,
3.-     Sebep,
4.-     Tanrı'nın insanlarca anlaşılamayan amacı,
5.-     Özlü söz, vecize...
Haydi, buyurun...
Ve bir kez daha düşünün dilerseniz bu özlü sözü.
"Sual olunamayan hikmet"in felsefi bilgeliğini düşünün... Ve bu "koltuk
bilmecesi"nin dibindeki büyünün, gerçekte kendisine köle olanları ne
hallere düşürdüklerini izleyin zihninizde...
Ancak sanıyorum, bu kirli çıkının içinde debelenmenin en kötü yanı,
kendisini bu girdaba kaptırmış olan insanların kendi  "durum
vaziyetlerini" algılayamayacak ölçüde sığlaşmış ve sağırlaşmış
olmalarıdır.
Tanrı "taksirat"larını bağışlar mı, bilemiyoruz ama, bizce taksirden
çok, çevrelerine ve giderek toplumlarına karşı sürdürdükleri "kast"
ile maluldür bu adem/babalar...
Bizce nur içinde yaşasınlar, çok çok şak/şak'lansınlar ve fazla gölge
etmeden, koltuklarında kocasınlar...
Bu duanın ardından söylenecek tek söz kalıyor sanırız:
-       Amin!

www.soruyusormak.com
www.dnm-ler.com
www.kitlecizgisi.com

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap