*04 Mayıs 2010
Yeniçağ*
*Sabahattin ÖNKİBAR*
[email protected]
Ahmet Türk'ü ABD'den arıyor, şehitlerin ailelerine başsağlığı bile
dilemiyor!
Biri ülkenin Cumhurbaşkanı yani devletin başı! Diğeri ülkenin Başbakanı
yani yürütmenin başı!
Ama heyhat bu nasıl başlardır ki bu ülke için toprağa düşenlerin ailelerine
bir başsağlığı olsun dilemiyorlar!
Ne Tunceli'de toprağa düşen
4 Mehmetçiği, ne de Lice'de şehadet şerbetini içen yiğit üsteğmeni anma
gereğini bile duymuyorlar!
Pardon pardon, şehitlerimiz bu başlardan biri tarafından anıldılar da nasıl
mı anıldılar?
Yok rahmetle, minnetle, saygıyla değil, ima ile anıldılar!
O başlardan biri, önceki gün partisinin grup toplantısında mealen şu sözleri
etti:
- "Erlerimizi öldürenlerin ardında 1 Mayıs 1977 katliamını yapanlar var!"
Gelin Başbakanımızın ne demek istediğini beraber sorgulayalım:
1 Mayıs 77 katliamını yapanlar kim?
Müsebbipler resmi olarak bilinmiyor ama yakıştırılan derin devlettir!
Peki bu ülkede derin devlet olarak kim ima ediliyor?
Askerler...
Bu sonuçtan hareketle Tayyip Erdoğan, Tunceli ve Lice'deki karakol
baskınlarını TSK' ya mı ciro ediyor yoksa?
Olur, mu öyle şey demeyin, ortaya çıkan bu değil midir?
Dehşet içindeyim sevgili okurlar!
Bu ülkenin Başbakanının söylediği söze bakar mısınız?
Sakın kastı o değil ve olamaz demeyin, Tayyip Bey'in Pazar günü yaptığı grup
konuşmasını TV'den canlı olarak izledim ve bu bölümler yazılı olarak ifade
edildi yani edilen sözler taammüden!
Başbakan konuşmasında toprağa düşen Mehmetçiğe bir kez olsun rahmet
dilemediği gibi, PKK'ya da zerre bir sitem bile etmiyor!
Evet işçiye, çiftçiye, memura, yetime, garibe ve dahası ölmüş tarihi
şahsiyetlere bile olmadık sözleri edebilen Tayyip Erdoğan, ne hikmetse PKK
konusunda dili tutuluyor ve bu kanlı katilleri bir kez olsun ağız dolusu ile
lanetlemiyor!
Oysa o Başbakan, Ahmet Türk Samsun'da yumruk yediğinde, Washington'dan
oranın saati ile sabaha karşı uykudan kalkıp, apar-topar Türk'ü aramış ve
geçmiş olsun demişti!
Demek ki Tayyip Erdoğan'a göre Ahmet Türk'ün yumruk yemesi, gencecik
çocukların vatan görevi adına şehit olmasından daha önemli ve değerli!
Ne olur, hayır öyle değil demeyin, her şey kör göze parmak misali ortada
değil mi?
Ve böylesine kahredici tabloda Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hala daha
önce defalarca yaptığı gibi "lanetliyorum" lafları ile gaz almaya devam
ediyor!
Diyeceksiniz ki adam ihtilal mi yapsın?
Asla ve kat'a kastımız o değil, darbeyi herkesten önce biz lanetliyoruz ama
Başbuğ hiç olmazsa bildiklerimi açıklarım taahhüdünü yerine getirsin ve
biraz olsun inandırıcılığı ya da caydırıcılığı kalsın! TSK yüzlerce yıllık
tarihinde bu kadar acınacak duruma düşmemişti!
Yazıklar olsun!
*MARİFETLİ...**
Ceketsiz Osman'ın çocukları!*
Ceketsiz Osman tabiri bana değil MHP Kocaeli Milletvekili Cumali Durmuş'a
attir... MHP vekili yakından tanıdığı bölgesinin AKP mebusu Osman Pepe'nin,
yöresinde yetimlik ve fukaralık özelliği ile onlarca yıldır ceketsiz diye
nam saldığını söylüyor... Ama heyhat işte Cumali Durmuş'un ceketsiz olarak
tanımladığı bu isim, şimdi yüzlerce milyon dolarlık işlerle haşır-neşir
durumda! Vatan gazetesi, üç gündür bölgesinde ceketsiz Osman lakabıyla
bilinen önceki Orman-Çevre Bakanı Osman Pepe'nin marifetlerini yayınlıyor...
Peki bu yayınlarda neler mi var? Cüneyt Turgut ve Mahmut Tüfekçi isimli
bakan yakınlarının kurduğu şirketlerinin bilahare Bakan Bey'in çocuklarına
devri var ki, bu şirketlerin aldığı ihale miktarı yüzlerce milyon dolar!
Valla biz Vatan Gazetesinin yalancısıyız, eğer oradaki iddialar doğru ise bu
Pepe'ye edilecek söz bile yok! *(Bir notta benden Anadoluda konuşma
özürlülere verilen bir isim de "pepe"dir. O pepedir konuşamaz derler. Şimdi
Sabahattin Önkibar boş yere vatandaştan (O.Pepe'den) edeceği sözü bekliyor.
Boşuna bekleyiş. Bir kelam bile edemez zira o "pepe"dir.)
**İTİRAF...*
*Fener sanıklarına 165 milyon dolarlık ihale!*
Zekeriya Karaman'ı biliyorsunuz, Kanal 7'nin evrak üzerindeki sahibidir.
Ben onu 1993 yılında Kanal 7'nin kuruluş günlerinde halktan para toplanırken
Tayyip Erdoğan'ın yanında çantasını taşırken görmüş ve tanımıştım. Bu kişi
daha sonra Almanya'daki zekat hırsızlığı olayı ile gündeme gelmişti yani
Karaman, Deniz Feneri soygunu davasının en önemli isimlerinden biri. Keza
Harun Kapıyoldaş da aynı olayın baş aktörlerinden. Bu isimler malum, hem
Alman hem de Türk yargısında halen soruşturulup yargılanıyorlar. Alman
yargısı yargılamanın ötesinde hükmünü bile vermiş yani nicelerini mahkûm
etmiş. İşte bu iki isim, AKP'li İstanbul Belediyesinden tamı tamına 165
trilyonluk ihale aldılar. Yok, bu iddia falan değil, CHP Milletvekili Ergun
Aydoğan'ın İçişleri Bakanı Atalay'a sorduğu soru ile ortaya çıkan hakikat,
yani AKP'li bakanın itirafı... Sorarım size bu tablodan sonra söz bitmiş
olmuyor mu?
*KİMLİK... **
**Haşim Kılıç'ın Osman'ı!**
*Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim ifadesi çok bilinen
bir vecizedir. Buradan hareketle Osman Can kimliğinden sorgulamaya çıkarsak,
Haşim Kılıç hakkında daha net bir sonuca varırız. Yok, aslında Haşim Kılıç
hakkında hüküm vermek için Osman Can'a ihtiyaç yok, zira o ezelden beri
biliniyor ama ne hikmetse Hürriyet'e verdiği bir röportajla hem Baykal hem
de Başbuğ adamı aklamış durumda. Bakın buraya not düşüyorum, Osman Can gibi
keskin siyasi taraftarlığı deşifre olan bir ismi AKP'nin kapatılma davasına
raportör tayin eden biri, CHP'nin büyük mahkemeye taşıyacağı Anayasa
değişikliğinin iptali konusunu pekala gündeme almayabilir!
--
You received this message because you are subscribed to the Google Groups
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to
[email protected].
For more options, visit this group at
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.