Daha önceleri nerelerdeydiniz?
Ruşen Çakır

İktidar partisinin referandum kampanyasını "12 Eylül ile hesaplaşma"
temeline oturtacağı iyice ortaya çıkmış durumda. AKP'nin bu stratejisi haklı
bir şekilde "samimiyet" sorgulamasını da beraberinde getiriyor. Evet, 12
Eylül 1980'deki askeri darbe ve onu izleyen cunta yönetiminin bu ülkedeki
hemen herkese zararı dokunmuştur ama bir sıralama yapılacak olursa, bugün
AKP çevresinde toplanan kişilerin siyasi gelenekleri herhalde "en az zarar
görenler" arasında yer alırlar. Analizimizi bir derece daha ilerletirsek,
yine AKP'nin geldiği İslamcı geleneğin, 12 Eylül'ün yarattığı ortam ve
atmosferden en fazla yararlananların başında yer aldığını da görürüz. Ve
nihayet 30 yılını doldurmakta olan 12 Eylül rejimiyle hesaplaşma konusunda
da bu akımın bugüne kadar pek bir performans sergilemediği de ortadadır.

AKP'lilerin 12 Eylül'e karşı olmadıklarını, daha ileri gidip onu
desteklediklerini öne sürüyor değilim. Fakat birdenbire 12 Eylül ile
hesaplaşma konusunu bu kadar öne çıkartmaları, bunu yaparken kendilerine
destek vermeyenleri de "12 Eylül savunuculuğu" ile suçlamaları inandırıcı
değil.

Hatırlayalım: Tam da açılımın ilk ilan edildiği geçen yılın yaz aylarında
MHP'den gelen yoğun eleştiriler üzerine AKP Grup Başkanvekili kendilerine
"Niye Apo'yu asmadınız? Yoksa asacak ip mi bulamadınız?" diye laf
yetiştirebilmişti. Kendisine parti üst düzeyinden herhangi bir açık ayar
verildiğini hatırlamıyorum. Terörle mücadele konusundaki tartışmalarda başı
sıkıştıkça "Apo'yu kim asmadı?" sorusunu ortaya atan bir partinin 30 yıl
önceki idamları duygusal bir şekilde ele alması, en basitinden söyleyecek
olursak, kuşkulara yol açıyor.


*Eğer samimiyse...*

Eğer AKP 12 Eylül ile hesaplaşma konusunda gerçekten samimiyse, geçici 15.
Madde'yi çoktan gündeme getirmiş olması gerekirdi. Diyelim ki belli bir
zamanlama ile hareket ettiler, o durumda da şimdiki paketten ayrı olarak
TBMM'ye getirir ve referanduma gerek olmadan CHP, MHP ve BDP'lilerin
oylarıyla, yani neredeyse oybirliğiyle bu maddeyi kaldırabilirlerdi. Diyelim
o da olmadı, "maddeleri ayrı ayrı oylayalım" çağrılarına kulak verip halkın
önüne birden fazla sandık koyarlardı.

12 Eylül'den birinci derecede mağdur olmuş insanların ezici bir
çoğunluğunun, AKP'nin 12 Eylül konusunu, Anayasa Mahkemesi ve HSYK'daki
düzenlemeleri geçirtmek için araya kattığına inandığını düşünüyorum. En
azından 12 Eylül döneminde birlikte zulüm gördüğümüz arkadaşlarımın hemen
tümü bu kanıda. 12 Eylül mağdurlarının çoğu, ister devrimci, ister ülkücü,
ister sendikacı, ister aydın vs. olsun onurlu, gururlu ve ayrıntıları
fazlasıyla önemseyen kişilerdir. AKP'nin bu kişilerin acı, hayal ve
beklentilerini bu derece araçsallaştırması en yumuşak ifadeyle ayıptır. Daha
önce de yazmıştım: Normal şartlarda bu Anayasa paketine "evet" derdim fakat
AKP'nin başından itibaren uyguladığı yöntemler beni paketten epey
soğutmuştu. *Geldiğimiz noktada, Erdoğan ve kurmaylarının (ve de
destekçilerinin) şu son günlerdeki "12 Eylül ile hesaplaşma" muhabbetlerinin
pakete olan her türlü muhabbetimi iyice söndürdüğünü, referandum günü
sandığa gitmeme eğilimimin giderek güçlendiğini söyleyebilirim.
*
http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=daha-onceleri-nerelerdeydiniz&tarih=22.07.2010&Newsid=318431&Categoryid=4&wid=73

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap