Kimden: Prof.Dr.Süleyman ÇELİK






  *ARTIK ŞAŞIRMAYIN. SIRA YÜKSEK YARGIDA *





Medyayı susturdular, Vatan gazetesi Hanefi Avcı'nın iddialarını gündeme
taşıdı, bir saat sonra geri çekti, yani sustu...

Bakın medyaya, Hanefi Avcı'nın iddialarını yazan var mı? Yok, yani sustular,
susturuldular...

İddialar vahim; Emniyet'i cemaat ele geçirildi diyor, sahte belgeler
üretiliyor diyor, kanunsuz dinlemeler yapılıyor diyor, soruşturmalar
çarpıtılıyor diyor, Ordu'ya sızmış köstebekler var diyor, kimseden ses
çıkıyor mu? Hayır, sustular, susturuldular...

İş dünyasını susturdular; her zaman konuşan TÜSİAD, Hanefi Avcı'nın
iddialarını gündeme taşıyor mu? Hayır...

Sivil toplumu susturdular; Nerede sendikalar, üniversite rektörleri, sivil
toplum örgütleri, nerede darbecileri hayır diyenler, nerede insan hakları
dernekleri, kimse yok, ses yok, hepsi sustu ve susturuldu...

Cumhuriyet savcılarını iş yapamaz hale getirdiler; nerede cumhuriyet
savcıları, nerede İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Fatih Cumhuriyet
Başsavcılığı, suç iddialarına el koyduk diyen var mı? Yok. İnceleme
başlattık diyen var mı? Yok. Suç delillerinin bulunduğu yer olarak iddia
edilen Emniyet'in İstihbarat Dairesinde arama yapan var mı? Yok. İçişleri
Bakanlığı Hanefi Avcı'nın şikayet dilekçesini işleme dahi koymadı, nerede
cumhuriyet savcıları, ses yok, sustu ya da susturuldular...

Yüksek yargı çırpınıyor ama direniyor; HSYK İstanbul soruşturmasındaki savcı
ve yargıçlar hakkında inceleme bile başlatamıyor, Adalet Bakanı kurulu
işlemez hale getiriyor, demokrasi kendini savunamıyor, demokrasinin
kuvvetler ayrılığı işlemiyor, Hükümet suç işliyor ama soruşturma yapacak
yargı görünürde yok, yargı kendi halinde çırpınıyor...

Türk milletinin en büyük gücü Türk Ordusu ama saldırı altında, savunmaya
geçmiş gibi, ordumuzu hukuk ve adalet önünde savunan yok, koruyan yok...

Saldırı ağır, savunma da ağır olunca etkisiz hale geliyorlar ama bunu
söyleyen yok...

Şimdilik saldırılar yavaşlamış gibi, Genelkurmay sırasını savmış gibi; Ordu
komutanı terör örgütü lideri diye yargılanıyor, generaller, subaylar,
astsubaylar yargılanıyor, birçoğu gözaltına alındı, kimi hapiste, kimi yattı
ve çıktı...

Genelkurmay sırasını savmış gibi; kamuoyunda darbeci ordu imajı yaratıldı,
bakın Başbakan'a, her sözünde darbeci var, yani darbeci ordu, bu kadar zarar
şimdilik Türk ordusuna yeter, Başbuğ'u gözaltına almalarına şimdilik gerek
yok, ama Genelkurmay karargâhında arama yapılmaya başlanırsa şaşırmayın,
kendilerinde o gücü görürlerse, son bir darbe için arama yapmaya da
kalkışabilirler...

Başka ne kaldı? Bizim gücümüz olan ne kaldı?

Yüksek yargı yani Yargıtay, yakında Yargıtay başkanlar kurulu hakkında
soruşturma başlatılırsa şaşırmayın, sıra onlara geldi...

Şu sıralar Hanefi Avcı'nın kitabında yazdığı gibi, internete Yüksek Yargı
hakkında ses ve görüntüler düşerse şaşırmayın...

Şu sıralar başta İstanbul olmak üzere cemaatin emrine girmeyen savcı ve
hakimler hakkında inceleme başlatılırsa, bu kişiler medyanın acımasız
günlüğüne düşerse şaşırmayın...

Sıra Yüksek Yargı'yı etkisiz hale getirme operasyonlarında, tıpkı Hanefi
Avcı'nın dediği gibi...

Biz nereye gidiyoruz?

Bizi ve ülkemizi kim koruyacak?

Biz kime güveneceğiz, anayasal haklarımızı nasıl kullanabileceğiz, dört bir
yandan sardılar bizi, kuşattılar bizi...
Kod adı Ergenekon olan soruşturmayı yürüten savcılar bizim hakkımızda
soruşturma yapıyor, Ergenekon terör örgütü üyesi ve kasası diye...

Bulmuşlar bir M. Ali Özaltın isminde birini, o bizi tanımaz biz onu
tanımayız, yazmışlar ifadesinin altına; Sarızeybek'in örgüt üyelerinden
biriyle çıkar ilişkisi var" diye, "öyleyse örgütün kasası Sarızeybek'tir"
deyip son iki yıldır bizi soruşturuyorlar, araştırıyorlar, Ergenekon terör
örgütü kasası diyerek, bu ne vicdansızlık!

Şikayet ediyoruz, bakanlık izin vermiyor, soruşturma yapılmıyor, hakkımız
aranmıyor, iki yıldır soruşturma altındayız, dört bir yanımızı dinliyorlar,
izliyorlar, bu nasıl adalet!

Van'da bir başka Cumhuriyet savcısı, kara kovan balı istedik diye, "PKK ile
uyuşturucu işi yapıyor, bal olsa olsa uyuşturucudur, deyip iki yıldır
hakkımızda soruşturma yapıyor, bu nasıl hukuk!

Bir yanda Ergenekon terör örgütü üyesi olduk, bir yanda örgütün kasası
olduk, öte yanda PKK ile uyuşturucu işi yapıyormuşuz, bu ne vicdansızlık,
adaletsizlik, hukuksuzluk!

Bizi kim koruyacak?

Biz kime güveneceğiz, Uğur Dündar'ın dayanamayıp dediği gibi; öldürün bari!

Bu böyle gitmez...

Bu durum görmezden gelinemez, hiçbir şey olmamış gibi davranılamaz...

Demokrasi içinde çözeriz bunları, yeter ki yetkili ve görevli olanlar bir
ortaya çıksın ve yetkilerini kullanıp görevlerini yapsın!

Başta Ankara Cumhuriyet Başsavcısı; oku Hanefi Avcı'nın kitabını, çık
ortaya, İstihbarat Daire Başkanlığında gerekli soruşturmayı yap, önce Hanefi
Avcı'nın ifadesini al, iddialarının kanıtlarını sor, topla onları ve yetkini
kullanıp görevini yap, yapamıyorsan istifa et, bir Cumhuriyet savcısı çıkar
ve yapılmayan görevleri yetkisini kullanıp yapar!

Başta İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı; Hanefi Avcı ile görüştün, iddialarını
dinledin, harekete geçir Cumhuriyet savcılarını,  Ergenekon savcısı denilip
de ses çıkarmayan savcıların soruşturma dosyalarına el koy, tek tek incele,
soruşturmadaki polisleri incele, yapamaz mısın? Elbette yaparsın, kanun
görev vermiş, yetki vermiş, yapamıyorsan istifa et, yapacak biri bulunur
elbet!

Yüksek Yargı; o görevini yapmıyorsa, bu görevini yapmıyorsa, o zaman bir
içtihat kur, karar al, dosyaya el koy, ben ne diyeyim, siz elbet hukuku
bilen insanlarsınız, bizi kurda kuşa yem etmezsiniz elbet, mutlaka yargıyı
işletecek bir yol bulursunuz...

Cumhuriyet savcıları görevini yapamıyorsa, Yüksek yargı onların görevini
yapacakları bir hukuki ortam hazırlayamıyorlarsa, ne olacak yani bir cemaate
teslim mi olacağız, hayır!

O zaman askeri yargı var; Hanefi Avcı'nın iddialarına göre emniyet cemaatin
emrine girmiş, cemaat polisleri kanunsuz dinleme yapıyor, bunda da hedef
ordu, bu açık, öyleyse Ordu kendini korumalı, suç delillerini ele geçirmeli,
Hanefi Avcı'nın ifadesine başvurmalı, askeri mahkemeden arama kararı alıp
ilgili yerleri aramalı...

KOZMİK ODA ARANIYOR DA, ORDUYU HEDEF ALAN BİR İSTİHBARAT ODASI NEDEN
ARANAMIYOR, ELBET ARANIR, ASKERİ YARGI GÜCÜNÜ ANAYASA'DAN  ALIYOR,
HÜKÜMETTEN DEĞİL!

Bu da mı olmadı, o zaman iş halkımıza düşüyor, gençliğimize düşüyor, hem
devlete, hem orduya, hem yargıya, hem Cumhuriyete sahip çıkmalı...

Nasıl mı?

12 Eylül referandumunda HAYIR deyin! Çok güçlü HAYIR deyin!

BU KÖTÜ GİDİŞATA HAYIR DEYİN!

Bu da mı olmuyor, o zaman Ordu'yu lağv edin, Yargı'yı kaldırın, Anayasa'yı
kaldırın, devleti bir cemaate teslim edin, Atatürk'ün heykellerini kaldırın,
Gençliğe Hitabesini yok sayın, ama bunlar da yetmez...

Türk kimliğini kaldırın, Türk tarihini yok sayın, ben Türk'üm diyenleri yok
edin, nasıl olsa peşinden gittiğiniz cemaat size bir kimlik bulur, din de
bulur, Anadolu'nun yeni Hıristiyanları olursunuz, Bizans'ın yeni çocukları
olursunuz, ama bu da yetmez...

Namuslu, şerefli ve onurlu yaşamak nedir, bir hatırlayalım artık...



*ERDAL SARIZEYBEK  *23 Ağustos 2010, Pazartesi 02:39:24

-- 
"Vatan, lafla değil eylemle sevilir".



 <http://www.incredimail.com/?id=606430&rui=122487628&sd=20100826>


<http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/subscribe?hl=tr>



-- 

Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!''
anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle
kalacaktır.


Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.

-- 
You received this message because you are subscribed to the Google Groups 
"Gugukluhayat" group.
To post to this group, send email to [email protected].
To unsubscribe from this group, send email to 
[email protected].
For more options, visit this group at 
http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.

Cevap