Kimden: Yılmaz Arslan
*'İspatlamayan şerefsizdir'e iki ispat daha geldi /* *Fatma Sibel YÜKSEK<http://www.kentgazetesi.com/yazargoster.aspx?id=5> * ------------------------------ *Siz hayatınızda böyle şey gördünüz mü? Bir Başbakan, hükümetinin terör örgütü ile masaya oturduğuna dair bir iddiaya, "İspatlayamayan şerefsizdir, alçaktır. Bunun hesabını sorarım" şeklinde son derece sert bir cevap veriyor; aradan iki gün geçtikten sonra televizyona çıkıp, "Siyasi iktidar oturmaz, MİT oturur" diyerek meydan okuduğu konuyu hiç bir yoruma yer bırakmayacak şekilde kendisi "ispatlıyor"... * ------------------------------ Sonra konu bir de Cumhurbaşkanı'na soruluyor. Onun yanıtı da şu: *"Terörle, sadece silahlı mücadele edilmez. Terörle bütün imkanlar seferber edilerek mücadele edilir. Dolayısıyla yeri geldiğinde diplomasi devreye girer, yeri geldiğinde silahlı kuvvetlerimiz ve emniyet güçlerimiz devreye girer."* Cumhurbaşkanı bu sözlerine, *"Her şey gözönünde olmaz. Bunun bilinen yönleri vardır, bilinmeyen yönleri vardır. Böyle çetin bir mücadelede herşey sizin gözünüzün önünde, kameraların önünde, herkesin önünde konuşulacak değildir"*cümlesini ekleyerek, *"gizli pazarlık yapıldı" *diyenlere de adeta çifte teyit gönderdi... *"Teröristle masaya oturmak"* diye bir konu gündeme gelir de kambersiz düğün olur mu? Bu utanç verici ihalenin gerçek sahibi adına eski MİT Müsteşar yardımcısı Cevat Öneş de hemen çıkıp, *"Seçim barajının indirilmesi, Kürtçe propaganda yasağının kaldırılması, yerel isimlerin kullanabilmesi gibi konularda ortamın hazırlanmasının etkili olabilecek hususlardır. Teröristlerin dağdan indirilmesi için özel proje üretmelidir. Teröristlere bir af konusunun bile yeri ardır ve olması gerekir" *diyor... *(Sıraladığı "şartların" birebir PKK'nın "şartları" olduğu gözünüzden kaçmamıştır).* Şimdi manzarayı toparlayalım: Önce Başbakan çıkıp *"Öcalan ile pazarlık yapılıyor"* iddiasına *"Şerefsizler, alçaklar"* diye cevap veriyor. Sonra *"Siyasi iktidar pazarlık yapmaz, MİT yapar"* diyerek adeta *"Ben size pazarlık yapılmadı demedim, sadece masaya Başbakan olarak ben oturmadım dedim"* şeklinde tuhaf bir itirafta bulunuyor. Derken, Cumhurbaşkanı çıkıyor ve *"terörle sadece silahla mücadele edilmez"*diyererek pazarlık masası kurmanın da bir *"yöntem olabileceğini"* ima ediyor. Düğün evinin tefçisi Cevat Öneş de hiç gecikmeyip her zamanki vazifesini ifâ ediyor... Sorarım size, o zaman, *"PKK ile pazarlık yapıyorsunuz"* diyenler neden *"şerefsizlikle, alçaklıkla"* itham edildi? Şimdi bu kelimeleri sahibine iade etmekte haksızlar mı? Her şey ortada... Geriye sadece *"Peki devlet bunu neden yapıyor? Bir çapulcu sürüsünün karşısında kendisini nasıl böyle perişan edebiliyor?"* sorusu kalıyor. O sorunun cevabını da yarın bulmaya çalışalım. "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır." -- Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!'' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır. Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar. -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
