*1921 Anayasası, Mili Devlet'i kuran bir anayasaydı. Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini, değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen maddeler olarak devletin esası haline getiriyor ve metnine geçiriyordu...* ......
yukarıdaki cümle tamamen yalanlar üzerine kuruludur. 1921 ve 1924 anayasalarında değiştirilmesi teklif bile edilemeyen maddelerin içinde * laiklik* diye bir kavram yoktur. *"devletin dini din-i islamiyedir"*maddesini nereye koyacaksınız bakalım...! devletin kurulduğu günden beridir laik olduğu yalanına inandırılan bazı kişiler, toplumun kendileri gibi düşünmeyen kesimlerini cahillikle yaftalıyor. siz daha cumhuriyet dönemini bilmiyorsunuz ki halka bir şeyler öğretmeye nasıl cüret ediyorsunuz anlamıyorum. ayrıca işinize gelen darbeye devrim diyor, işinize gelmeyene ise karşı devrim diyorsunuz. bu darbeleri yapanlar tsk nın generalleri değil mi? nasıl karşı devrim yapmışlar söyler misiniz ? 28 şubatın generalleri de devrimci miydi acaba ? onlar hakkında da bir kaç kelime yazsaydınız da öğrenseydik. fanatizminiz, insanları olumsuz damgalamanız, marjinalleşmeniz ve radikalleşmeniz ancak ve ancak size zarar verecektir. her ne kadar bu toplumun bireylerininin tek tek afazi rahatsızlığına yakalanmaları ve toplumsal afazinin yayılması için uğraşsanız da başarılı olamayacaksınız... *kurucu babayı kutsallaştırdığınız ve ondan nemalandığınız bu sistem eninde sonunda değişecektir. kültürümüzü yok etme çabanız asla başarılı olmayacaktır. toplumu "topluma rağmen" dizayn etme çabanız en sonunda iflas edecektir.* 15 Eylül 2010 16:10 tarihinde www.soruyusormak.com <[email protected]>yazdı: > Toplumsal mücadeleye pamuk ipliği ile bağlı birçok insanın, > halkoylaması sonucundaki % 58'lik oy oranı karşısında, yelkenlerini > suya indirmekle akıntıya kürek çekmek arasında sıkışıp kaldığı > görülmektedir. > Oysa hepimizin ezberinde olan önemli bir sözü hatırlamanın tam > sırasıdır: > - Hattı müdafaa yoktur; sathı müdafaa vardır... O satıh ise, bütün > vatan > toprağıdır!.. > Savunmamız gereken Anayasa, gerçekte 1961 Anayasası'dır. > Çünkü 1961 Anayasası bu ülkeye hukuk devletinin bağımsız kurumlarını, > işçi haklarını, örgütlenme özgürlüğünü, aydınlık düşüncenin > rehberliğini, Cumhuriyet'in değerlerini savunma imkan, azim ve > enerjisini getirmiştir... > 12 Mart 1971'de, 12 Eylül 1980'de ve araya sıkıştırılan küçüklü > büyüklü tüm Anayasa değişikliklerindeki temel amaç, 1961 Anayasası'nın > getirdiği demokratik özgürlükleri budamak ve elden geldiği kadar yok > etmektir... > Bir Anayasa'nın hangi koşalarda yapıldığı değil, nasıl yapıldığı > önemlidir. Yapılan anayasanın içeriğinde neler olduğu ve hangi ilke ve > esasların bu düzenlemeye yön verdiği önemlidir. > 1961 Anayasası, 27 Mayıs devrimini gerçekleştiren yurtsever subay > kadrosunun öncülüğü ile yapılmıştır. > 1921 ve 1924 Anayasaları da Bağımsızlık Savaşı'nı kazanan Mustafa > Kemal önderliğindeki Türk ordusunun kazanmış bulunduğu zaferin itici > gücü ve rüzgârı ile yapılmıştır. > Ama 12 Mart askeri müdahalesinin öncüleri, 1961 Anayasası'nı bu halk > için lüks olarak nitelemiş ve onu budama hamlesinin öncülüğünü > yapmıştır. > Ardından yetişen 12 Eylül Anayasası ise, 1961 Anayasası'nı daha bir > tırpanlamış, özünü ve esasını önemli ölçüde yitirmesini sağlamıştır. > Şimdi bu noktada bir tespit yapmak gerekmektedir: > 1.- 1921 Anayasası, 1961 Anayasası, 12 Anayasa değişikliği ve 12 Eylül > Anayasası'nın her biri askeri müdahaleler sonucunda oluşmuştur. > 2.- 1921 Anayasası Anadolu ihtilalinin bir ürünüdür. > 3.- 1961 Anayasası, 27 Mayıs Devrimi'nin bir armağanıdır. > 4.- Ama 12 Mart ve 12 Eylül anayasa müdahaleleri de birer askeri > hareketin sonucudur. > 5.- Ancak ilk ikisi milli devrimimizin bir eseri... Diğer ikisi ise, > milli devrimimize karşı girişilmiş birer "karşı devrim" > niteliğindedirler... > Bir kez daha görülmektedir ki, toplumsal gelişmelerde önemli olan öğe > içeriktir... > 1921 Anayasası, Mili Devlet'i kuran bir anayasaydı. > Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini, değiştirilmesi dahi teklif > edilemeyen maddeler olarak devletin esası haline getiriyor ve metnine > geçiriyordu... > 1961 Anayasası ise, tehlike çanları çalan Cumhuriyet değerlerini ve > demokrasiyi yeniden temellendirmek üzere yapılmıştı... > Yakın tarihimizin bu gerçeklerini doğru değerlendiremez isek, 12 Eylül > 2010 halk oylamasının sonuçlarını anlamakta zorluk çekeriz. > 12 Eylül askeri darbesinin Anayasası bu halka dayatılmış ve çok güç > koşullarda oluşturulan halkoylamasında ancak % 8 Hayır oyu çıkmıştı... > Bugün ise, 12 Eylül Anayasası'nı sivil bir görüntü altında daha da > derinleştiren anayasa değişikliğine % 42 oranında Hayır oyu çıkmış > bulunmaktadır... > Baştan beri söylediğimiz sözü bu noktada yine tekrarlıyoruz: > Anayasaları kimin ve hangi koşullarda yaptığı ikinci derecede bir > konudur. Birincil önemi olan unsur, yapılan Anayasa'nın içeriğidir. > Düzenlemiş bulunduğu esaslar ve teminat altına aldığı müesseseler ve > ilkelerdir... > Toplumsal gerçeğe bu pencereden baktığınızda, 12 Eylül 1980 > Anayasası'ndaki karşı devrimci özün 12 Eylül 2010 Anayasa değişikliği > ile daha da derinleştirildiğini açık olarak görürsünüz... > Bu gerçeği gördüğünüz anda ise, Türkiye gerçeğini, AB ve ABD > olgularını ve bu ülke üzerinde oynanmakta olan oyunları tüm çıplaklığı > ile görürsünüz, anlarsınız... > Türkiye halkının % 42'si değil... Yüzde 10"u bu gerçeği [gerçekten ve > bilinçli bir biçimde] görüp, hazmettiğinde ise, bu ülkenin bileğini > kimse bükemez... > İşbirlikçisi ve ayrılıkçısı ile, tertipçisi ve dinlemecisi ile kim bu > ülkenin karşısına çıkarsa çıksın, hiç fark etmez!.. > > > LÜTFEN "TIK"LAYINIZ: > www.soruyusormak.com > www.dnm-ler.com > www.kitlecizgisi.com > > > > > > > > -- > You received this message because you are subscribed to the Google Groups > "Gugukluhayat" group. > To post to this group, send email to [email protected]. > To unsubscribe from this group, send email to > [email protected]<gugukluhayat%[email protected]> > . > For more options, visit this group at > http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en. > > -- Benim hayalimdeki aşk, iki insanın birbirini sahiplenme duygusundan çok daha öte bir şey. Friedrich Nietzsche -- You received this message because you are subscribed to the Google Groups "Gugukluhayat" group. To post to this group, send email to [email protected]. To unsubscribe from this group, send email to [email protected]. For more options, visit this group at http://groups.google.com/group/gugukluhayat?hl=en.
